Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

DEM Parti Yerel Yönetimler Tutum Belgesi raflarda değil, belediyelerde yaşamalıdır

DEM Parti Yerel Yönetimler Tutum Belgesi raflarda değil, belediyelerde yaşamalıdır

Bir siyasi partiyi diğerlerinden ayıran yalnızca seçim bildirgeleri değildir. Asıl fark, savunduğu ilkeleri iktidar olduğunda ne kadar hayata geçirebildiğidir.

DEM Parti’nin yerel yönetimlere ilişkin tutum belgesi; katılımcı demokrasiyi, halkın yönetime doğrudan katılımını, kadın özgürlükçü anlayışı, ekolojik yaşamı, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve halkçı belediyeciliği savunan güçlü bir metindir.

Bu belge yalnızca bir seçim vaadi değil, aynı zamanda belediyeleri yönetecek eş başkanlar,meclis üyeleri ve üst düzey bürokratlar için bir vicdan sözleşmesidir.

Ancak bugün dürüstçe kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Acaba bütün DEM Parti belediyeleri bu ilkeleri aynı kararlılıkla hayata geçirebiliyor mu?

Ne yazık ki her yerde aynı cevabı vermek kolay değildir.

Bazı belediyelerde halkın yönetime katılımı zayıflamış, bazı yerlerde karar mekanizmaları daralmış, kimi zaman da halk ile belediye yönetimi arasına görünmez duvarlar örülmüştür.

Elbette bu tespitler bütün belediyeler için geçerli değildir. Başarılı ve ilkelerine bağlı örnekler de vardır. Ancak eksikleri konuşmaktan kaçınmak, o eksiklerin büyümesine neden olur.

Tam da bu nedenle, DEM Parti’nin yerel yönetim anlayışını yeniden kendi ilkeleriyle buluşturacak güçlü bir özeleştiriye ihtiyaç vardır.

Sayın Eş Başkanlar,Meclis Üyeleri

Unutmayın…

Halk bizleri makam odalarımızın büyüklüğü için seçmedi.Bize tahsis edilen araçlar için de seçmedi.

Koruma ekipleri ile dolaşmamız için veya özel kalem müdürlüğüne duvar örmek için hiç seçmedi.

Bizi kendisine yakın olun diye seçti. Çünkü belediyecilik önce güven işidir.

Vatandaş belediye eş başkanlarına ulaşamıyorsa…
Mahallesindeki sorunu anlatamıyorsa…
Belediye eş başkanları ile görüşmekte zorlanıyorsa,
Orada demokratik belediyecilik zayıflamaya başlamış demektir.

Türkiye’nin siyasi tarihinde, farklı dünya görüşlerinden gelmiş olsada kamu yöneticiliğinde örnek olmuş Adnan Kahveci bunlardan biridir.

Onun örnek alınması gereken yanı siyasi kimliği değil; kamu görevine yüklediği anlamdır.

Gösterişten uzak yaşaması…
Makam aracını bir güç simgesi olarak görmemesi…
İsrafa mesafe koyması…
Devleti halka hizmet eden bir kurum olarak görmesi…
Bugün hangi siyasi görüşten olursa olsun her belediye başkanı için değerli bir örnektir.

DEM Parti’nin eş başkanları ve meclis üyeleride bu anlayışı kendi belediyelerinde görünür kılmalıdır.
Çünkü halk, en çok mütevazı yöneticilere inanır.

Bence Tutum Belgesi Her Sabah Yeniden Okunmalıdır
Belediye yöneticisi olmak, tutum belgesini rafa kaldırmak değildir.
Tam tersine…
Her sabah belediye binasına girerken o ilkeleri yeniden hatırlamaktır.

Şeffaflık yazıyorsa…
Bütçeyi halk bilmelidir.
Katılım yazıyorsa…
Kararlar birkaç kişinin değil, halk meclislerinin ortak iradesiyle şekillenmelidir.
Kadın özgürlüğü yazıyorsa…
Bu yalnızca eş başkanlık sistemiyle sınırlı kalmamalı; belediyenin bütün politikalarına yansımalıdır.
Ekoloji yazıyorsa…
Her yeni beton projesi bir kez daha düşünülmelidir.
Halkçılık yazıyorsa…
Eş Başkanların kapısı da gönlü de halka açık olmalıdır.

Unutulmalıdır ki En Büyük Tehlike, Gücün Normalleşmesidir
Muhalefetteyken eleştirilen alışkanlıklar, iktidar olunca fark edilmeden tekrar edilebilir.
İşte en büyük tehlike budur.
Çünkü güç, insanı değiştirmeye başladığında ilk kaybolan şey tevazudur.

Sonra eleştiriye tahammül azalır.
Ardından halkla araya mesafe girer.En sonunda ise ilkeler yalnızca kitaplarda kalır.

DEM Parti’nin en büyük gücü, kendi kendisini eleştirebilme cesaretidir.
Bu cesaret kaybedildiği gün, diğer partilerden farkı da giderek azalacaktır.

Son Söz

Hiçbir hiçbir eş başkan, hiçbir meclis üyesi ve bürokrat,partinin ortak ilkelerinden daha büyük değildir.

Unutulmamalıdır ki; Halkın güveni emekle kazanılır, bir günde kaybedilebilir.

Bugün DEM Parti’nin yerel yönetimlerde yeniden güçlü bir umut yaratmasının yolu yeni sloganlar üretmekten geçmiyor.
Kendi tutum belgesinde yazdığı ilkelere yeniden ve eksiksiz sahip çıkmaktan geçiyor.
Belki de bunun ilk adımı çok basittir.
Makam aracının camını biraz daha açmak…
Özel kalem girişlerini biraz daha rahat hale getirmek.
Mahalleye daha sık gitmek…
Halkı daha çok dinlemek…
Ve her akşam belediyeden çıkarken kendine yalnızca şu soruyu sormak:

“Bugün gerçekten halkla birlikte mi yönettim, yoksa halk adına mı karar verdim?”
Bu soruya vicdanıyla “evet” diyebilen her eş başkan, yalnızca iyi bir belediye başkanı değil; aynı zamanda DEM Parti’nin tutum belgesine sadık gerçek bir halk yöneticisi olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi