Oktay Candemir

Oktay Candemir

Ha gayret, az kaldı

Ha gayret, az kaldı

Yoksulluktan, ‘Tek Dişi Kalmış’ aziz yurttaşlarım…

Toprakla konuşan, gökle yarışan

Bir kıyıda sessizce tarihi bekleyen kardeşlerim.

Ata cenge buyuran, Türk’ün asker olduğunu

dünyalara duyuran…

Üç tarafı denizlerle, içi depremlerle dolmuş cennet vatanım!

Zengin sınıfına karşı “Ekmeğin fiyatından haberin var mı?” diyerek dik duran, fakir ama gururlu dostlarım…

Burada mesele ekmek değil

Mesele, sınıfsal ezilmişliğin sürekli yeniden üretimi ve bunun üzerine kurulan psikolojik bir direnç savaşıdır.

Bizim oralarda biri birine kızdı mı uzun uzun konuşmaz.

Döner, tek cümle söyler:

“Heval, sen bilmiyorsun.”

Karşı taraf alınır ama inkâr etmez.

Çünkü gerçekten bilmiyordur.

Bizde bilmeyen, bilmediğini bilir. Keşke siyaset de böyle olsa.

Herkes birbirine “Sen bilmezsin, ben bilirim” diyerek laf atıyor.

Tam bir semantik kargaşa…

Bu hafta kim ne demiş, bakalım:

“Reis” dedi ki:

“Artık ülkemin her ferdi partimizin bir üyesidir.”

Eyvah!

Bugüne kadar YSK üzerinden yapamadıklarını sanırım artık bu şekilde yapacaklar:

“İstesen de istemesen de üyemizsin, kardeşim.”

Reis büyük oynuyor; hepimizi paketleyip tek bir yere koydu.

Peki şimdi ne yapacağız?

Ne resmî ne gayriresmî üye olmak istemiyorsam ne olacak?

Ben kararımı verdim:

Reis’in gücüne gitmesin ama ben AK Parti üyeliğimden istifa ediyorum.

Hayatımda ilk kez üye olmadığım bir yerden istifa ediyorum.

Ara seçim tartışmaları da aynı ekmek arası köfte gibi: Yersen!

Ahmet Davutoğlu, Necmettin Erbakan çizgisi, Özgür Özel…

Muhalefet yine “Bu sefer var, tamam” diyor.

Bu defa altılı olmaz, 15’li öneriyorum. En azından Çanakkale ruhuna bir gönderme yapılmış olur!

Erdoğan’ı ara seçime götürüp “kündeye getirme” istiyorsanız, açılın kardeşim. 188 parti var, sadece 38’i seçime girebiliyor. 187 partiyle görüşün, ikna edin.

Dış politikaya geldiğimizde tablo daha da karmaşık:

ABD, İran, İsrail…

Türklerin savaş stratejisi:

“İran kazanırsa biz de kazanmış sayılırız.”

Yüz yıldır savaşan coğrafyalara “yancı” olarak eklemlenmek dışında refleksi olmayan bir dış politika algısı…

Dış politika reflekslerine geri dönelim:

Türk toplumu adeta futbol tribünü gibi davranıyor.

“İran oley!” sloganları yükseliyor.

Küba için de aynı romantizm:

“Diren Küba!”

İyi güzel de…

Sen sabah zamlı ekmeğe direnebildin mi?

Market rafında 300 TL olmuş bibere karşı ne yaptın?

Öte yandan millet zamlarla mücadele ederken Sağlık Bakanlığı da boş durmuyor. Bedeli ödenecek ilaçlar listesinde düzenleme yaptı.

Artık her ilaca “Devlet bunu ödemiyor” denilecek; önemli ilaçların parasını cebimizden ödeyeceğiz.

“Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” demiş Kanuni Sultan Süleyman…

Yurdum insanı bunu yanlış tercüme etti.

Nefes sıhhatini “spor yap” diye anladı.

Ama kimse demiyor:

Bu kadar sağlıksızlığın sebebi sporsuzluk değil, yanlış planlanmış sağlık sistemidir.

Ataların Himalayalardan, Kafkaslardan su molası vermeden at sırtında buraya kadar fit gelmiş ama…

Sen ise göbekli, sağlıksız, vitaminsiz, yolda yan yan yürüyen, boynu bükülmüş bir millete dönmüşsün.

Ataların seni böyle görse, at sırtında Orta Asya’ya geri dönerdi.

Belki şehre bir sağlık sistemi gelir, güzel bir orman olur; oralarda koşarız ya da hep birlikte yamaç paraşütü yaparız.

Yazımızın ana teması ekmek fiyatı ve ekmek kavgası olduğu için oradan devam ediyorum.

Bu kadar karbonhidrat ile sağlıklı bir toplum yetiştiremezsiniz.

Ekmeği yasaklayın gitsin. Hem kavgasından hem fiyatından kurtulmuş oluruz.

Gerçi yurttaşına biber gazı ve tazyikli su sıkan bir sistemden sağlık beklemek zaten ironik.

Hâlbuki önce biber gazı, ardından bir mola, sonra tazyikli su kullansalar; tasarruf tedbirlerine katkı sağlar, millî kaynaklar korunmuş olur.

Bu ateşi 103 yıldır kimse söndüremedi, söndüremez de.

Mutfakta yangın var, sokakta yangın var. Paçalarımız tutuşmuş, yanıyoruz.

Üç tarafı sularla çevrili yurdumun her tarafı yanıyor.

Üçüncü derece yanıklarla yaşamaya devam ediyoruz.

Ha gayret, az kaldı. El birliğiyle hep birlikte batıracaksınız vatanı!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay Candemir Arşivi