Oktay Candemir

Oktay Candemir

19 Mayıs kutlu olsun!

19 Mayıs kutlu olsun!

Ey güzide memleketimin mümtaz evlatları!

Ünlü yazar Oscar Wilde’ın 1897’de “ahlak dışı yaşam” suçlamasıyla kürek cezası çekmekte olduğu Reading Zindanı’ndan çıktığı gün olan 19 Mayıs’ı bir kez daha kutluyorum!

Ayrıca 19 Mayıs 1991’de bağımsızlık referandumu yaparak yüzde 94 “evet” oyu veren Hırvat vatandaşların 19 Mayıs bağımsızlık bayramını da kutluyorum!

Bize gelince, bu ahval ve şerait içinde bir gençlik bayramından söz edemeyeceğimden kutlamıyorum. Fakat Atatürk’ün ülkeyi emanet ettiği ama yaşlılardan bir türlü o emaneti teslim alamamış gençliğe bir şeyler söylemeyi gerekli buluyorum.

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen; istikbali düşünmekten vazgeçip yalnızca kendini muhafaza ve müdafaa etmektir.

Sen en iyisi bugünü kurtarmaya bak! Yarını devlet büyükleri düşünsün! Onlar da zaten her gün düşünüyorlar! Onlar düşündükçe fiyatlar yükseliyor ama olsun, sağ olsunlar yine de düşünüyorlar!

İkinci vazifen; sigortalı bir iş bulup çalışmaktır. Bulabiliyorsan tabii! Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.

Üçüncü vazifen; düşünmemek, düşünürsen dahi susmak ve konuşmamaktır. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen cezaevine düşmemektir. Düşersen de “yanlış anlaşılma var” demeyi ihmal etmemektir!

Dördüncü vazifen; 68, 78 ve 90 gençliği gibi dâhilî ve haricî bedhah olmamak, onlara karşı durmaktır. Çünkü eskiden gençler dünyayı değiştirmek isterdi. Şimdi profil fotoğrafını değiştirebiliyorsan yeterlidir!

Beşinci vazifen; bütün bunlara rağmen insan kalmaktır. Ara sıra gökyüzüne bakmaktır. Bir dosta içini dökmektir.

Altıncı vazifen; kudreti ekranlarda aramamaktır. Kürsülerde aramamaktır. Kişisel gelişim seminerlerinde hiç aramamaktır. Muhtaç olduğun kudret, hâlâ gülebilen gözlerinde mevcuttur.

Yedinci vazifen; sana bütün sorunları miras bırakıp sonra “vatan sevgisi” dersi verenlere dikkat etmektir. Her yükü sırtlanma. Yoksa ilk depremde enkazın altında kalan sen olursun.

Sekizinci vazifen; sistem senden önce sesini, sonra öfkeni, en sonunda da mizahını almak isteyecektir... Sakın ola ki buna izin verme!

Çünkü mizah giderse geriye yalnızca resmî açıklamalar kalır!

O yüzden sevgili dostlarım…

Siz siz olun mizahı bırakmayın!

Kol böreğini, çayı, dostluğu, şüpheyi, soruyu, kahkahayı bırakmayın!

Güldük, eğlendik. Hadi dağılın şimdi!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay Candemir Arşivi