Oktay Candemir

Oktay Candemir

Bir başkadır benim memleketim

Bir başkadır benim memleketim

Bugün 23 Nisan. Neşe dolmamız gerekiyor. Talimat böyle.

Peki, gerçekten neşe dolan tek bir insanımız var mı ülkede?

Ben hiç neşe dolduğum bir 23 Nisan hatırlamıyorum.

Bayram dediğin şey; asker gibi sıraya girilmiş çocuklar, aynı anda açılan ağızlar ve zoraki bir mutluluk değil mi zaten?

Ama bu tanımın dışında kalan çok daha ağır bir gerçeklik var.

Tüm ülke yas içinde.

Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da çocuk yaştaki insanlarımızın katliamı… Gülistan Doku cinayetinde yaşanan gelişmeler… Hepsi birleşince insanın içinden şu cümle geçiyor: Gerçekten de bir başkadır benim memleketim!

Ama bambaşkadır benim memleketim!

Ve bu “Bambaşkalık” yalnızca yaşananlarda değil, yaşananlara verilen tepkilerde de kendini gösteriyor.

Çünkü bu ülkede “Beka” meselesi sarpa sardı. Öyle ki; tecavüzcüsü, katili, hırsızı, hırlısı… Hepsi bir ağızdan “Ben ne yaptımsa vatan için yaptım” diyerek vatanı kendine feda etmenin yollarını arıyor.

İşte tam bu noktada, bilindik yöntem devreye giriyor.

Eğer bir gün köşeye sıkışırsanız, size küçük bir öneri:

“Ne yaptımsa vatan için yaptım…” deyin…

Sonra oradan yavaşça uzaklaşın.

Bu cümle, bu ülkede her kapıyı açan anahtar gibidir.

Nitekim bunun işe yarar olduğunu defalarca gördük.

Ve bu “anahtarın” nasıl kullanıldığını gösteren örnekler de karşımıza çıkıyor.

Gülistan Doku’nun katil zanlısı Mustafa Türkay Sonel’de muhtemelen babası akıl vermiş; ifadesinde şunları söylüyor:

“Biz istiklal marşını bağıra bağıra okuyorduk. Orada bize faşist, ırkçı diyorlardı. Orada vatan için çok şey yaptık.”

Bu sözler, meselenin sadece bireysel olmadığını da düşündürüyor.

Çünkü burada bir dil, bir refleks ve bir meşruiyet üretme var.

Bu ülkenin vatan haini, Kürtçe şarkıyla eğlenen bir oyuncu Seray Kaya olursa, vatanseverleri de vali ve oğlu olur.

Ve tam burada, tablo biraz daha netleşiyor.

Aslında mesele tek bir örnekten ibaret değil.

Şunlar sadece bu ülkede olur.

Gülistan Doku dosyasıyla anılan Vali Tuncay Sonel…

Ödüller, takdirler, “Geleceğe yön verecek 100 adam” listesinde…

Devletin sevdiği bir profil. Neredeyse üstün hizmet madalyası alacak!

Aynı kişi, o dönemde Dersim kayyumu.

Bir insana bir ilin en büyük iki koltuğunu verirseniz ne olur?

Fazla özgüven gelir.

Özgüven gelince de insan… Durması gereken yerde durmaz.

Ve bütün bunlar bir araya geldiğinde daha büyük bir çerçeve ortaya çıkıyor.

Gülistan Doku cinayeti ve Dersim katliamı birbirinden bağımsız düşünülemez. Dersim katliamı tanıkları; kadınların bu dehşet anlarında maruz kaldıkları işkenceye “Bese Bese” diyerek karşı durmaya çalıştıklarını anlatmıştı.

O gün Dersim katliamını gerçekleştiren zihniyet, bugün Gülistan Doku’yu katletmiştir.

Belki de sorun kişilerde değil, bataklığın kendisinde.

Çünkü bataklık sadece sivrisinek üretir.

Ve biz hâlâ sivrisineklerle kavga ediyoruz.

Orhan Veli Kanık şu dizeleri boşuna yazmadı:

“Neler yapmadık bu vatan için. Kimimiz öldük; kimimiz nutuk söyledik.”

Türk toplumu iyi nutuk atanların peşinden gider, iyi işler yapanların değil.

Ve sonuç olarak…

23 Nisan kutlu olsun!

Konuşmalarını yapmak üzere Sayın Valimiz Tuncay Sonel’i şimdi kürsüye davet ediyorum!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay Candemir Arşivi