PISA 2025 sınavına hazırlığın gölgeledikleri
Türkiye, PISA 2025’e 203 okulda 15 yaşındaki yani 10. sınıftaki 7 bin 702 öğrenci ile katıldı. Sınav 14 Nisan-16 Mayıs 2025 aralığında yapıldı.
Türkiye PISA 2025 Sonuçları raporuna göre; 91 ülke ve 38 OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) üyesi arasında her alanda sıralamasını yükseltti. Fen Bilimleri alanında 91 ülke arasında 19. sırada, 38 OECD ülkesi arasında 14. sırada, Okuma Becerileri alanında 91 ülke arasında 18. sırada, 38 OECD ülkesi arasında 13. sırada. Matematik alanında 91 ülke arasında 28. sırada 38 OECD ülkesi arasında 23. sırada.
Türkiye Fen Bilimlerinde PISA 2022’de 81 ülke arasında 34. sıradan PISA 2025’te 91 ülke arasında 19. sıraya, okuma becerilerinde 36’dan 18’e, matematikte 39’dan 28’e yükseldi.
PISA, müfredat ezberini değil; 15 yaşındaki bir bireyin edindiği bilgi ve becerileri günlük yaşamda, karmaşık ve öngörülemeyen durumlar karşısında ne kadar kullanabildiğini (okuryazarlığı) sınar.
MEB ise PISA 2025 sınavına girecek 203 okulda Ocak ayında bilgilendirme çalıştayı yapmış.. Bu okullar PISA sınavına dek yaklaşık 4 ay boyunca seferberlik gibi, kampa girer gibi öğrencileri hazırlamış. Öğrencilere PISA’ya yönelik dersler verilmiş, etüt yapılmış, özel öğretmen desteği alınmış, PISA adıyla deneme sınavları yapılmış.
PISA'nın temel amacı bir ülkenin eğitim sisteminin anlık ve doğal röntgenini çekmektir. Okulların bunu bir ‘bilim olimpiyatı ya da temsil durumu’ gibi görerek pankartlar asması, o okuldaki öğrencilere sınav öncesi yoğun ve yapay bir baskı yükleyebilir edebilir.
PISA metodolojisi, örneklemin ülke genelini temsil edecek şekilde rastgele seçilmesini şart koşar; katılımcı okulların sınava özel, aylarca süren yoğun hazırlık yapması örneklem geçerliliğini tartışmalı hale getirir çünkü sonuçlar artık ‘ortalama öğrenci performansı’ değil, ‘hazırlanmış öğrenci performansı’ olur. Bu, istatistiksel bir geçerlilik sorunu olur. PISA ortalamaları da tartışmalı hale gelir.
Ben Marif Modelini destekliyorum çünkü yapılandırmacı sisteme dayanan bu modelin önemli amaçlarından biri de müfredatı, eğitim, öğretimi PISA mantığı ile uyumlu hale getirmektir. 203 okulun PISA sınavına öğrencileri aylarca hazırlaması Marif Modeli’nin etkisini, katkısını belirsiz kılıyor çünkü öğrencilerin hazırlıksız olarak sınava girmesi gerekiyordu. PISA’ya ön hazırlıkla girilmesi, Marif Modelinin güçlü ve aksayan yönlerini tarafsızca analiz edilebilmesini de güçleştirecektir.
Bu durum, ilan edilen başarı sıralamalarını kağıt üzerinde yükseltse de, eğitim sisteminin gerçek niteliğini ve Maarif Modeli gibi uygulamaların gerçek sahadaki karşılığını objektif biçimde ölçmeyi zorlaştırmaktadır.
Ayrıca, aylarca süren yoğun hazırlık hem 91 ülke, hem OECD ülkeleri arasında tek haneye yükseltmeye yetmemiş..
PISA yönetimi bu hazırlık yöntemine resmi bir tepki vermedi. Milli Eğitim Bakanlığı ise PISA ya da TIMMS skoruna Marif Modeli etkisini sınav öncesi hazırlıkların gölgelemesine izin vermemelidir. Bakanlık, PISA ve TIMMS öncesi hazırlığı yasaklamalıdır.
203 okul yönetiminin, öğretmenlerinin, öğrencilerinin ve ebeveynlerin bu hazırlığa itiraz etmemesi beni asıl düşündürendir.
Biz her kademedeki mezunumuzun dünyanın herhangi bir yerindeki bir pozisyon için eşit şartlarda rekabet edebilecek, özgüven veren donanım ve etiğe sahip olmasını isteriz.
Eğitimde kalıcı nitelik artışı ve uluslararası geçerlilik; sınav baskısı olmadan da üst düzey düşünme becerilerini sergileyebilen nesiller yetiştirmekle mümkündür.
Asıl kaygı verici olan ‘nitelik odaklı’ nesil yerine, ‘akademik etik ve süreç dürüstlüğüne sahip’ nesil yerine; ‘skor ve sıralama odaklı’ neslin gelişmesidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.