Ömer Torlak

Ömer Torlak

Büyük barış inşa ediliyor: Tarihi bir eşiğin anlamı

Büyük barış inşa ediliyor: Tarihi bir eşiğin anlamı

Bazen tarih sessizce yön değiştirir. O anın büyüklüğü ise çoğu zaman yıllar sonra anlaşılır

Bugün Türkiye'nin önünde duran barış arayışı da böyle tarihî bir döneme işaret ediyor.

AKP'nin, Sayın Abdullah Öcalan DEM Parti ve MHP ile yürütülen görüşmelerin ardından hazırladığı ifade edilen ve Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi adını taşıyan çerçeve yasa Meclis gündemine geldi İçeriğinin son ana kadar kamuoyuyla paylaşılmaması çeşitli tartışmaları beraberinde getirse de, uzun yıllardan sonra çözüm ve barış ekseninde bir yasal çerçevenin konuşuluyor olması başlı başına tarihî bir gelişmedir.

Hiç kuşkusuz barış yalnızca çıkarılan yasalarla sağlanmaz Kalıcı barış toplumsal güvenin hukukun, adaletin ve demokratik siyasetin güçlenmesiyle mümkündür

Bu nedenle hazırlanacak her düzenleme, toplumun bütün kesimlerinin kendisini içinde hissedebileceği eşitlikçi özgürlükçü ve demokratik bir anlayışı yansıtmalıdır.

Kürt meselesi onlarca yıldır yalnızca siyasetçilerin değil annelerin, çocukların gençlerin ve bütün toplumun yüreğinde derin izler bıraktı

Binlerce insan yaşamını yitirdi milyonlarca insan yerinden edildi, nice hayat yarım kaldı. Buna rağmen barış umudu hiçbir zaman tükenmedi

Çünkü halklar savaşın değil birlikte yaşamanın mümkün olduğuna inanmayı sürdürdü.

Bugün atılan her adım bu nedenle sıradan bir siyasi gelişme değildir

Bu adımlar geçmişin acılarıyla yüzleşerek ortak bir gelecek kurma iradesinin ifadesi olabilir.

Gerçek barış yalnızca silahların susması değil aynı zamanda eşit yurttaşlığın özgürlüğün demokratik katılımın hukukun ve karşılıklı saygının hayat bulmasıdır.

Barışın kalıcı olması için geçmişin acılarıyla yüzleşmek toplumda oluşan yaraları onarmak ve herkesin kendisini güvende hissedeceği demokratik bir hukuk düzenini güçlendirmek gerekir

Çünkü barış yalnızca devletler veya siyasi aktörler arasında yapılan bir anlaşma değildir Barış, toplumun bütün kesimlerinin ortaklaşa kurduğu ve sahip çıktığı bir yaşam iradesidir.

Bu nedenle demokratik siyasetin önü açılmalı, düşünce ve ifade özgürlüğü güvence altına alınmalı, siyasal farklılıklar bir tehdit olarak değil demokratik yaşamın zenginliği olarak görülmelidir

İnsanların kimliğinden dilinden inancından düşüncesinden ve siyasi tercihinden dolayı kendisini baskı altında hissetmediği bir Türkiye, gerçek barışın en güçlü zemini olacaktır.

Ben bu sürecin başarıya ulaşacağına inanıyorum

Çünkü halkların ortak yaşam iradesi, çatışmalardan daha güçlüdür

Eğer bu süreç kalıcı bir barışla sonuçlanırsa, bunun kazananı yalnızca Kürt halkı değil

Türkler, Kürtler ve Ortadoğu'nun bütün halkları olacaktır Kazanan siyaset değil, insanlık olacaktır.

Barışın anlamı, yalnızca bugünü kurtarmak değildir

Asıl mesele gelecek kuşaklara savaşın inkarın, ayrımcılığın ve korkunun olmadığı bir ülke bırakabilmektir

Çocuklarımızın geçmişin acılarını yalnızca tarih kitaplarından öğrenmesi kendi hayatlarında ise özgürlüğü, demokrasiyi kardeşliği ve birlikte yaşamı deneyimlemesi en büyük kazanım olacaktır.

Ve o gün geldiğinde...

Ben büyük barışın en güzel fotoğrafını Amed'de görüyorum.

Şeyh Said Meydanı'nı dolduran milyonlar...

Yıllardır birbirinden ayrı bırakılan ailelerin gözyaşları bu kez acının değil, kavuşmanın gözyaşları olacak

Cezaevlerinden çıkan siyasi tutukluların sevdiklerine sarıldığı, sürgünde yaşamak zorunda kalan insanların yıllar sonra yeniden memleketlerine döndüğü çocukların korkuyla değil umutla büyüdüğü tarihi bir gün yaşanacak.

O gün Amed'in sokaklarında yalnızca insanların ayak sesleri değil, yıllardır özlenen barışın sesi duyulacak

Annelerin gözlerindeki acının yerini umut, gençlerin yüreğindeki öfkenin yerini özgür bir gelecek inancı alacak.

O gün Şeyh Said Meydanı yalnızca bir meydan olmayacak barışın özgürlüğün kardeşliğin ve ortak geleceğin simgesi olacaktır.

Milyonlar, hiçbir ayrım gözetmeden aynı meydanda buluşacak; dengbêjlerin sesi yükselecek, türküler söylenecek halaylar çekilecek

O gün kutlanan yalnızca bir siyasi sürecin sonucu değil halkların ortak geleceğe duyduğu inanç olacaktır.

O meydanda yükselen her ezgi her alkış ve her umut dolu ses yıllarca süren acılara rağmen birlikte yaşama iradesinin ne kadar güçlü olduğunu gösterecektir

Çünkü gerçek zafer bir tarafın diğerine üstün gelmesi değil herkesin onuruyla özgürce ve eşit yaşayabildiği demokratik bir geleceğin kurulmasıdır.

Barışın en büyük anlamı da burada yatmaktadır

Hiç kimsenin kaybetmediği, hiçbir halkın inkâr edilmediği, hiçbir kimliğin baskı altına alınmadığı herkesin kendi diliyle, kültürüyle ve kimliğiyle özgürce yaşayabildiği bir gelecek.

İnanıyorum ki Amed'den yükselecek barışın sesi yalnızca bu kadim kente değil Türkiye'nin dört bir yanına ve Ortadoğu'nun bütün halklarına ulaşacaktır.

Şeyh Said Meydanı'nda milyonların katılımıyla gerçekleşecek büyük barış festivali, yalnızca bir kutlama değil; yüzyıllık acıların ardından halkların birbirine yeniden sarıldığı tarihî bir dönüm noktası olacaktır.

Dengbêjlerin stranları meydanı doldururken gençler özgürlük ve barış duygusuyla halaya duracak

Anneler yıllardır taşıdıkları acıların ardından çocuklarına umutla bakacak

Farklı kimliklerden farklı inançlardan ve farklı siyasi düşüncelerden insanlar aynı meydanda yan yana durabilecek.

İşte barışın gerçek fotoğrafı böyle olacaktır.

Çünkü barış, farklılıkları ortadan kaldırmak değil farklılıklarla birlikte özgür ve eşit yaşayabilmektir.

O gün özgürlük, demokrasi ve barış aynı meydanda buluşacaktır

O gün milyonlar hep bir ağızdan barışı haykıracak ortak geleceği selamlayacaktır.

Tarih, savaşları uzatanları değil barışı inşa edenleri hatırlayacaktır.

Gelecek kuşaklar ise bugünü korkunun yerini umudun aldığı çatışmanın yerini kardeşliğin aldığı ve halkların ortak iradesiyle büyük barışın inşa edildiği tarihi bir başlangıç olarak okuyacaktır.

Çünkü barış yalnızca bir siyasi projenin adı değildir

Barış, insanın yaşam hakkına onuruna ve özgürlüğüne sahip çıkmaktır

Barış, geçmişte yaşanan acıları unutmadan geleceğe birlikte yürüyebilmektir

Barış, farklı halkların ve kimliklerin birbirini tehdit olarak değil ortak yaşamın değerleri olarak görmesidir.

Türkiye'nin ihtiyacı olan da tam olarak budur.

Artık geçmişin acılarından ders çıkararak geleceğe bakmak zorundayız

Yeni kuşaklara savaşın dilini değil, barışın dilini öğretmek zorundayız

Korkunun yerine güveni, ayrımcılığın yerine eşitliği, inkârın yerine demokratik kabulü, çatışmanın yerine ortak yaşamı koymak zorundayız.

Büyük barışın inşası kolay olmayacaktır

Önünde engeller,l itirazlar, kuşkular ve siyasal hesaplar olacaktır

Ancak bütün bunlara rağmen barış iradesini büyütmek mümkündür.

Çünkü halkların barış özlemi, günlük siyasi hesaplardan çok daha büyüktür.

Ve inanıyorum ki bir gün Amed'de, Şeyh Said Meydanı'nda milyonlar özgürlüğün, demokrasinin ve büyük barışın şiarıyla aynı halaya duracak.

O gün Amed'den yükselen barış sesi Diyarbakır surlarını aşacak Mezopotamya'nın kadim topraklarına ve Ortadoğu'nun bütün halklarına ulaşacaktır.

O gün geçmişin acıları inkâr edilmeden, geleceğin umudu birlikte kurulacaktır.

O gün hiç kimse kendisini dışlanmış, inkar edilmiş veya yalnız hissetmeyecektir.

O gün barış yalnızca bir kelime olmaktan çıkıp insanların günlük yaşamının gerçeği olacaktır.

Ve o gün yalnızca Kürt halkı değil; Türkler, Araplar, Süryaniler, Ermeniler, Lazlar, Çerkesler ve bu topraklarda yaşayan bütün halklar kazanacaktır.

Çünkü en büyük zafer fethedilen topraklar değil, kazanılan yüreklerdir.

İşte büyük barışın gerçek anlamı budur.

Savaşın değil barışın, korkunun değil umudun inkarın değil eşitliğin ayrışmanın değil ortak yaşamın kazanmasıdır.

Ve inanıyorum ki bir gün Amed'de Şeyh Said Meydanı'nda milyonlar özgürlüğün,l demokrasinin ve büyük barışın şiarıyla aynı halaya duracak.

O gün yalnızca bir meydanda insanlar buluşmayacak.

O gün tarih yeniden yazılacak.

Ve o tarihin adı:

Büyük Barış olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Torlak Arşivi