Narin Güran: Yarım kalan bir çocukluk, eksilen bir gelecek
Bazı isimler vardır artık yalnızca bir insanı değil, bir vicdanı temsil eder.
Bazı acılar vardır ki zaman geçtikçe hafiflemez aksine toplumun ortak hafızasında daha da derinleşir.
Çünkü çocukların acısı eskimez. Onların yarım kalan hayatları, büyüyemeyen düşleri ve susturulan kahkahaları insanlığın ortak vicdanında sonsuza kadar yaşamaya devam eder
Sekiz yaşındaki Narin Güran da artık böyle bir isimdir.
Diyarbakır'ın kadim adıyla Amed'in Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi'nde kaybolan ve günler sonra cansız bedenine ulaşılan Narin, yalnızca bir ailenin evladı değildi.
O, yarım bırakılmış bir çocukluktu gerçekleşemeyen hayallerdi.
Geleceğe uzanamayan küçücük ellerdi.
O günden sonra yalnızca bir evin ışığı sönmedi Amed'in yüreğinde de kapanması güç bir yara açıldı.
Bu yazıyı hukuki tartışmalar yapmak için kaleme almıyorum. Mahkemelerin vereceği karar hukukun konusudur.
Ben yalnızca bir baba olarak yazıyorum.
Çünkü bir babanın yüreği, sekiz yaşındaki bir çocuğun hayattan koparılmasını kabul edemez. Evlat acısı, dünyanın hiçbir dilinin tam anlamıyla anlatamayacağı kadar ağırdır.
Narin'in yaşı, hayal kurmanın en güzel zamanlarıydı.
Sabah okuluna gidecek, arkadaşlarıyla oyun oynayacak, öğretmenini merakla dinleyecek, akşam eve döndüğünde ailesine gününü anlatacaktı.
Küçücük dünyasında büyük umutlar taşıyordu
Belki doktor olup insanların yaralarını saracaktı.
Belki öğretmen olup yüzlerce çocuğun hayatına dokunacaktı. Belki avukat olacak, adalet için mücadele edecekti.
Belki sanatçı olacak türküler söyleyecek, şiirler yazacak, resimler çizecekti.
Belki de kendi halkının değerlerini yaşatan, kültürünü ve dilini geleceğe taşıyan güçlü bir Kürt kadını olacaktı.
Belki üniversite sıralarında okuyacak, bilgisini halkıyla paylaşacaktı.
Belki yoksul çocukların eğitimine destek olacak, kız çocuklarının okuması için mücadele edecekti.
Belki kadınların eşitliği, çocukların güvenliği ve insan hakları için çalışan bir hukukçu olacaktı.
Belki bir doktor olarak en ücra köylere gidip hastaları ücretsiz tedavi edecekti.
Belki bir öğretmen olarak yüzlerce çocuğun kaderini değiştirecekti.
Belki de kalemiyle yazacak, sesiyle konuşacak, cesaretiyle örnek olacaktı.
Kendi kimliğinden, kültüründen ve dilinden güç alarak yetişen; barışı, kardeşliği ve insan sevgisini savunan bir Kürt kadını olarak yalnızca Amed'e değil, bütün Türkiye'ye örnek olabilecekti
Çünkü güçlü kadınlar, güçlü toplumlar inşa eder.
Eğitimli kadınlar yalnızca kendi hayatlarını değil, gelecek nesilleri de değiştirir.
Bir kız çocuğunun elinden alınan yaşam, aslında gelecekte yetişecek nice insanın hayatından da eksilen bir parçadır.
Narin'in kaybı yalnızca sekiz yaşındaki bir çocuğun kaybı değildir doğmamış umutların, gerçekleşmemiş hayallerin ve kurulmamış bir geleceğin kaybıdır.
Kim bilir...
Belki yıllar sonra kendi çocuklarını büyütecek, onlara sevgiyle sarılacak, torunlarına masallar anlatacaktı.
Belki yaşlı bir annenin duasını alacak, yoksul bir öğrencinin eğitim masrafını karşılayacak ihtiyaç sahibi bir ailenin kapısını çalacaktı.
Bir insanın ömrü boyunca yapabileceği binlerce iyilik vardı. Ne yazık ki bütün bu ihtimaller, daha filizlenmeden toprağa gömüldü.
Bir çocuğun ölümü yalnızca bir aileyi değil, bütün toplumu yoksullaştırır.
Çünkü çocuklar gelecektir. Geleceğini kaybeden toplumlar ise umutlarını kaybetmeye başlar
Amed, yüzyıllardır acının da umudun da şehridir.
Bu kadim şehir nice medeniyetler gördü, nice acılar yaşadı.
Ama hiçbir acı, bir çocuğun susturulan gülüşü kadar ağır değildir.
Bir şehrin gerçek zenginliği binaları değil, güven içinde büyüyen çocuklarıdır. Sokaklarında korkmadan oynayan çocuklar varsa o şehir gerçekten yaşıyor demektir.
Bugün Narin'i konuşurken aslında bütün çocukları konuşuyoruz.
Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun bir çocuğun yaşam hakkı her türlü siyasi düşüncenin ideolojinin kimliğin ve ayrılığın üzerindedir. Çocukların güvenliği tartışılamaz.
Çocukların yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz.
Bu nedenle Amed'in bütün kız çocukları korkmadan okullarına gidebilmeli, özgürce hayal kurabilmeli ve güven içinde büyüyebilmelidir.
Hiçbir çocuk şiddetin gölgesinde yaşamamalıdır.
Her çocuk sevgiyle büyümeyi, eğitim almayı ve umut dolu bir geleceğe yürümeyi hak eder
Narin'in yaşamının elinden alınmasına neden olan bu olay, faili kim olursa olsun, insanlığın ortak vicdanında kapanmayacak bir yara açmıştır.
Çocuklara yönelen her türlü şiddeti en güçlü şekilde kınıyorum.
Çünkü hiçbir gerekçe hiçbir öfke ve hiçbir çıkar bir çocuğun yaşamından daha değerli değildir.
Buradan Amed'in yerel yönetimlerine de samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Narin Güran'ın adı bir çocuk parkında, bir çocuk kütüphanesinde, bir kreşte, bir yaşam merkezinde ya da çocuklara hizmet veren herhangi bir kamusal alanda yaşatılmalıdır.
Bu yalnızca bir isim vermek değildir.
Bu, çocukların yaşam hakkını savunmanın, toplumsal vicdanı diri tutmanın ve gelecek nesillere güçlü bir mesaj vermenin simgesidir.
Hatta bununla da yetinilmemelidir.
Narin adına burs fonları kurulmalı, kız çocuklarının eğitimine destek sağlayan projeler geliştirilmeli, çocuk hakları konusunda farkındalık çalışmaları yapılmalıdır.
Çünkü en güzel anma, başka çocukların hayatını güzelleştirebilmektir.
Bir toplum kaybettiklerini unutursa, vicdanını da kaybeder. Ama acısını umuda dönüştürebilirse, geleceğini yeniden inşa edebilir.
Narin'in adı yalnızca mezar taşında değil çocukların gülüşünde, okullarında, kütüphanelerinde ve umutlarında yaşamaya devam etmelidir.
Bu satırları hiçbir siyasi düşünceyle yazmıyorum.
Bu bir insanlık çağrısıdır. Çünkü çocuklar hiçbir ideolojinin değil, insanlığın ortak emanetidir.
Dileğim odur ki Amed'in hiçbir çocuğu bir daha böyle bir acıyla anılmasın.
Hiçbir anne evladının mezarı başında gözyaşı dökmesin. Hiçbir baba evladının tabutunu omuzlamak zorunda kalmasın. Çocukların korkuyla değil, umutla büyüdüğü kahkahalarının sokaklarda yankılandığı bir Amed, hepimizin ortak özlemidir.
Narin Güran'ı rahmetle anıyorum.
Onun yarım kalan gülüşü, vicdan sahibi insanların yüreğinde yaşamaya devam edecektir.
Onu unutmayacağız.
Çünkü bir çocuğu unutmak, insanlığın bir parçasını unutmaktır.
Narin'in anısını yaşatmak ise çocukların yaşam hakkını savunmak ve daha adil daha güvenli bir gelecek kurmak için hepimize düşen ortak bir sorumluluktur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.