İttifaklardan önce ilkeler
Türkiye'de demokrasi, halkların eşitliği, toplumsal barış ve birlikte yaşam fikri üzerine kurulan siyasi ilişkiler, yalnızca seçim dönemlerinde ortaya çıkan geçici ittifaklardan ibaret değildir. Siyasi ortaklıkların kalıcılığı;
karşılıklı güvene, ortak mücadele deneyimlerine, halkların birbirinin hassasiyetlerine duyduğu saygıya ve savunulan ilkelerin tutarlılığına bağlıdır.
Bu nedenle ittifakların kendisi kadar, hangi değerler üzerine kurulduğu da büyük önem taşımaktadır.
Son dönemde Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş'ın
DEM Parti ile olası seçim iş birliklerine ilişkin yaptığı açıklamalar, özellikle Kürt kamuoyunda ve DEM Parti seçmenleri arasında ciddi tartışmalara neden olmuştur. Erkan Baş'ın sözleri, birçok kişi tarafından yalnızca teknik bir seçim değerlendirmesi olarak görülmemiş; Kürt halkının siyasal temsiline yönelik sorunlu bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir.
Birçok Kürt seçmen açısından mesele, tek bir cümlenin yanlış anlaşılması değildir. Tartışmanın merkezinde, Kürt halkının kendi diliyle, kendi kimliğiyle ve kendi siyasal iradesiyle temsil edilme hakkına nasıl yaklaşıldığı sorusu bulunmaktadır.
Çünkü demokratik toplumlarda halkların kendi temsilcilerini belirleme hakkı, başka siyasi çevrelerin onayına bağlı değildir.
Bu nedenle DEM Parti'nin ana dili Kürtçe olan bir aday çıkarması halinde geri adım atmaması gerektiğini savunan geniş bir kesim bulunmaktadır. Çünkü bu durum bir seçim hesabından çok, eşit yurttaşlık anlayışının doğal bir sonucudur. Bir halkın kendi diliyle temsil edilmesi bir ayrıcalık değil, temel bir demokratik haktır.
Her ne kadar Erkan Baş daha sonra açıklamalarının etnik kimlikle değil, siyasi program farklılıklarıyla ilgili olduğunu ifade etmiş olsa da, ortaya çıkan kırgınlığın tamamen giderilemediği görülmektedir. Çünkü siyaset yalnızca niyetlerle değil, toplumda yarattığı etkiyle de değerlendirilir.
Bu noktada Erkan Baş'a yönelik eleştiriler de giderek artmıştır. Birçok DEM Parti seçmeni, TİP Genel Başkanı'nın ortaya çıkan rahatsızlığı yeterince görmediğini ve daha açık, daha kapsayıcı bir tutum sergilemesi gerektiğini düşünmektedir.
Bazı çevreler, Kürt halkının hassasiyetlerini dikkate alan özeleştirel bir açıklamanın gerekli olduğunu savunmaktadır.
Çünkü demokratik siyasette eleştiri kadar özeleştiri de önemlidir. Güven, sorunları yok sayarak değil, ortaya çıkan kırgınlıklarla yüzleşerek yeniden inşa edilir.
Bugün DEM Parti'nin siyasal gücü yalnızca parti yöneticilerinden değil; milyonlarca Kürt seçmenden, emekçilerden, kadınlardan, gençlerden ve demokrasi güçlerinden gelmektedir.
Bu nedenle birçok seçmen, DEM Parti'nin kendi siyasal çizgisini belirlerken daha bağımsız, daha ilkeli ve daha kararlı davranması gerektiğini düşünmektedir.
DEM Parti, kuruluşundan bu yana demokrasi, halkların eşitliği, kadın özgürlüğü, yerel demokrasi, sosyal adalet ve barış ilkeleri doğrultusunda siyaset yürüttüğünü ifade etmektedir.
Partinin destekçilerine göre DEM Parti, bütün baskılara, siyasi operasyonlara ve engellemelere rağmen halkın taleplerini siyaset zeminine taşımayı sürdüren ilkeli bir çizgiyi temsil etmektedir.
Birçok kişi açısından DEM Parti yalnızca seçim dönemlerinde ortaya çıkan bir siyasi yapı değildir.
Parti; emekçilerin, kadınların, gençlerin ve farklı toplumsal kesimlerin sorunlarını görünür kılmaya çalışan, halkın taleplerini demokratik yollarla dile getiren bir anlayışın temsilcisidir.
Bu nedenle partiye verilen desteğin temelinde yalnızca seçim hesapları değil, yıllar içinde oluşmuş bir güven ilişkisi bulunmaktadır.
Tam da bu nedenle birçok DEM Parti seçmeni, partinin ilkelerinden taviz vermeden siyaset yürütmesi gerektiğini savunmaktadır.
Çünkü bir siyasi hareketin gerçek gücü, sahip olduğu makamlar değil; halktan aldığı destek ve savunduğu değerlerdir.
Öte yandan geçmiş seçimlerde DEM Parti seçmenlerinin desteğinin TİP'in siyasal görünürlüğüne önemli katkılar sunduğu da sık sık hatırlatılmaktadır.
Bu nedenle Erkan Baş'ın açıklamalarına yönelik eleştirilerin dikkate alınması gerektiği ifade edilmektedir.
Bugün gelinen noktada birçok Kürt seçmeni, TİP yönetiminin halkların eşitliği konusundaki söylemlerini pratikte de göstermesi gerektiğini savunmaktadır.
Çünkü eşitlik yalnızca konuşmalarda dile getirildiğinde değil, siyasal tutumlarda karşılığını bulduğunda anlam kazanır.
Bu nedenle TİP Genel Başkanı Erkan Baş'a yönelik eleştiriler sertleşmektedir. Eleştirilerin temelinde kişisel bir husumet değil, siyasi tutarlılık beklentisi bulunmaktadır.
Halkların kardeşliğini savunduğunu söyleyen bir siyasi anlayışın, Kürt halkının temsil hakkı konusunda daha hassas davranması gerektiği vurgulanmaktadır.
Birçok DEM Parti seçmeni açısından parti sonuna kadar haklıdır. Çünkü mesele yalnızca bir seçim iş birliği tartışması değil; eşitlik, temsil hakkı ve halk iradesine saygı meselesidir. Hiçbir ittifak, hiçbir seçim hesabı ve hiçbir siyasi denge, halkların kendi kimlikleriyle siyaset yapma hakkının önüne geçirilemez.
Sonuç olarak DEM Parti ile TİP arasında yaşanan tartışmalar, yalnızca iki parti arasındaki bir görüş ayrılığı olarak değerlendirilmemektedir. Bu süreç birçok kişi açısından demokratik temsil, siyasi eşitlik ve ilkeli siyaset anlayışı çerçevesinde ele alınmaktadır.
Türkiye'nin demokratik geleceği, bütün halkların kendi kimlikleriyle, kendi dilleriyle ve kendi siyasal iradeleriyle eşit biçimde var olabildiği bir zeminde mümkündür.
Bu nedenle birçok DEM Parti seçmenine göre ittifaklardan önce ilkeler, seçim hesaplarından önce halkın iradesi, siyasi ilişkilerden önce ise karşılıklı saygı korunmalıdır.
Çünkü geçici olan ittifaklardır; kalıcı olan ise halkların onuru, demokratik değerler ve eşitlik mücadelesidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.