Yüreğim hep Amed’de
Bazı şehirler yalnızca haritada görünen bir yer değildir bir halkın hafızası, dili, kültürü ve ruhudur.
Benim için Amed de böyledir.
O, sadece doğduğum şehir değil; çocukluğumun geçtiği sokaklar ilk hayallerim ailemin sıcaklığı ve kimliğimin temelidir.
Yıllar önce Almanya'ya göç ettim.
Bugün burada çalışıyor, hayatımı sürdürüyor ve geleceğimi emek vererek kurmaya çalışıyorum.
Almanya bana güvenli bir yaşam, çalışma imkanı ve yeni fırsatlar sundu.
Yaşadığım ülkenin hukukuna, kurallarına ve toplumsal yaşamına saygı duyuyorum. Çünkü insan, yaşadığı topluma karşı sorumluluk taşır.
Ancak bütün bunlar, doğduğum topraklara olan bağlılığımı hiçbir zaman azaltmadı.
Tam tersine, gurbet bana Amed'in değerini daha iyi öğretti.
Göç bana yalnızca yeni bir dil öğrenmeyi değil, iki kültür arasında yaşamayı da öğretti. Bir yandan yaşadığım ülkenin bir parçası olurken, diğer yandan ana dilimi, kültürümü ve beni ben yapan değerleri korumanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım. Çünkü insanın kökleri, onun en büyük zenginliğidir.
Amed, binlerce yıllık tarihiyle Mezopotamya'nın en kadim şehirlerinden biridir.
Dicle'nin kıyısında yükselen tarihi surları Hevsel Bahçeleri, dengbêj geleneği, mahalle kültürü, dayanışma ruhu ve misafirperverliğiyle yalnızca bir şehir değil, yaşayan bir kültürdür.
Bu kültür, dünyanın neresine gidilirse gidilsin insanın yüreğinde yaşamaya devam eder.
Bugün Almanya'nın Erfurt'undan Düsseldorf'una, Berlin'inden Hamburg'una, Köln'ünden Frankfurt'una, Hannover'inden Münih'ine kadar yüz binlerce Amedli yaşıyor.
Kimimiz döner dükkanlarında çalışıyor, kimimiz restoranlarda, fabrikalarda, lojistik sektöründe, hastanelerde, bakım evlerinde, inşaatlarda ya da kendi iş yerlerimizi işletiyoruz. Kimimiz üniversitelerde eğitim görüyor, kimimiz yılların emeğiyle kendi işletmesini kuruyor.
Farklı şehirlerde ve farklı mesleklerde olsak da ortak bir özelliğimiz var
Alın terimizle yaşamımızı kuruyor, yaşadığımız ülkenin gelişimine katkı sunuyoruz.
Ancak hangi işi yaparsak yapalım, günün sonunda yüreğimizde aynı özlem yaşıyor. Bir dengbêj ezgisi, tandır ekmeğinin kokusu ya da Amed'den gelen bir telefon, bizi yıllar öncesine götürmeye yetiyor.
Çünkü memleket yalnızca geride bırakılan bir şehir değildir insanın içinde yaşamaya devam eden bir duygudur.
Bizler Almanya'da sadece çalışmıyoruz aynı zamanda çocuklarımızın hem yaşadıkları ülkenin değerleriyle yetişmesini hem de kendi dillerini, kültürlerini ve kimliklerini unutmamasını istiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki köklerini tanıyan insan, yaşadığı topluma da daha güçlü katkılar sunar.
Benim hikayem yalnızca bana ait değil.
Bu, Almanya'da yaşayan yüz binlerce Amedlinin ortak hikayesidir.
Emekle kurulan yeni hayatların, hiç dinmeyen memleket özleminin ve kültürünü yaşatma çabasının hikayesidir.
Farklı şehirlerde yaşıyor olabiliriz; ama aynı hafızayı, aynı kültürü ve aynı aidiyet duygusunu taşıyoruz.
Benim yüreğim hep Amed'de. Çünkü Amed benim için sadece doğduğum şehir değil dilimin, kültürümün, hafızamın ve kimliğimin adıdır.
Almanya'da yaşamaya, çalışmaya ve geleceğimi burada kurmaya devam edeceğim. Ama nerede olursam olayım, yüreğimin en derin köşesinde hep aynı şehir yaşayacak.
Çünkü bazı şehirlerden ayrılabilirsiniz ama o şehirler sizden asla ayrılmaz.
Benim için o şehrin adı Amed'dir.
Ve biliyorum ki Almanya'nın hangi şehrinde yaşarsam yaşayayım, yüreğimin yolu her zaman Amed'e çıkacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.