Adnan Ateş

Adnan Ateş

Dört Ayaklı Minare'de 7 kez dönme hurafesi ve hafıza tahribatı

Dört Ayaklı Minare'de 7 kez dönme hurafesi ve hafıza tahribatı

Diyarbakır’ın kalbinde, Sur’un tarihî dokusu içinde yükselen Dört Ayaklı Minare… Sadece bir mimari eser değil; bu şehrin hafızası, direnci ve çok katmanlı geçmişinin sessiz tanığıdır. Ancak son yıllarda bu yapının etrafında dolaşan bir “turistik anlatı”, giderek büyüyen bir bilgi kirliliğine dönüşmüş durumda.

Şehir dışından turlar getiren ve şehir hakkında bilgi sahibi olmayan bazı tur rehberlerinin ziyaretçilere, minarenin etrafında yedi kez dönülmesi halinde boşanmanın gerçekleşeceği yönünde tamamen asılsız bir hikâye anlattığına defalarca tanık oldum. Bu anlatı, ne tarihsel bir kaynağa dayanıyor ne de yerel kültürün bir parçası. Aksine, Diyarbakır’ın ruhunu bilmeyen, şehri yalnızca bir “gezi rotası” olarak gören dış kaynaklı turizm anlatılarının ürettiği bir hurafeden ibaret.

Bir gün bizzat şahit olduğum bir olayda, bir tur rehberi grubuna bu iddiayı anlatırken oradaydım. Minarenin etrafında yedi kez dönmenin “evlilikleri bitirdiğini” ciddi bir dille aktarıyordu. Bu sözler karşısında sessiz kalmadım ve müdahale ederek bunun tamamen uydurma olduğunu, böyle bir inanışın Diyarbakır kültüründe hiçbir karşılığının bulunmadığını açıkça ifade ettim. O an, mesele sadece yanlış bir bilgi değil; şehir hafızasına karşı işlenen bir saygısızlık halini almıştı.

Daha da önemlisi, bu tür anlatılar yalnızca bir “turistik eğlence” değil, şehrin gerçek hikâyesini görünmez kılan birer perde haline geliyor. Çünkü Dört Ayaklı Minare’nin gerçek anlamı, bu tür basit ve uydurma hikâyelerle gölgelenmeye çalışılıyor.

Ve burada en hassas noktaya geliyoruz: bu yapının bulunduğu alan, sadece taş ve mimariden ibaret değil. Aynı zamanda Diyarbakır’ın vicdanına kazınmış bir ismi de taşıyor: Avukat Tahir Elçi.

Elçi, bu şehirde barışın, adaletin ve hafızanın sesi olmuş bir isimdi. Onun hayatı, tam da bu sokaklarda ve bu taşların gölgesinde yarım bırakıldı. Bugün onun hatırasının, böyle yüzeysel ve gerçek dışı hikâyelerle örtülmeye çalışılması; yalnızca bir bilgi hatası değil, aynı zamanda hafızaya yönelik planlı bir dezerformasyondur. Tahir Elçi’nin adını taşıyan bu mekânda, gerçek olmayan anlatıların dolaşıma sokulması; geçmişi basitleştirmek, acıyı sıradanlaştırmak ve hafızayı sessizce silikleştirmek anlamına gelir. Bu nedenle mesele sadece bir “turizm anlatısı” değildir. Bu, aynı zamanda bir saygısız meselesidir.

Diyarbakır’ın yerel dinamiklerini bilmeyen, şehrin tarihsel katmanlarına hâkim olmayan bazı tur rehberlerinin, kendi bilgi eksikliklerini “hikâyeleştirerek” doldurması kabul edilebilir bir durum değildir. Çünkü şehirler, yanlış anlatılarla değil; doğru hatırlamayla yaşar.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, Diyarbakır’ın kültürel mirasını basitleştiren değil, onu doğru aktaran bir turizm yaklaşımıdır. Aksi halde bu tür hurafeler, zamanla gerçeğin yerini alır ve şehir kendi hafızasına yabancılaşır

Dört Ayaklı Minare’nin etrafında dönen şey insanlar değil, aslında bilgi kirliliğidir. Ve bu kirlilik temizlenmedikçe, Diyarbakır’ın gerçek hikâyesi hep yarım kalacaktır.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Dört Ayaklı Minare'de gönüllü/ücretli bir ekibi dönüşümlü olarak görevlendirmeli ve görevlilerinde yerli yabancı turistlere durumu izah edip bu hareketin asılsız ve hurafe olduğun anlatmalı. Hem de çok dilli bir şekilde. Parklarda cansız ve hareketsiz duran çok dilli tabelalar yapan belediyemiz o noktaya çok dilli anlatım yapabilecek insanlardan ekip kurmalı ve tek tek minarenin etrafında bilgi eksikliğinden kaynaklı yetersiz bilgiye sahip şehri tanımayan tur rehberlerinin yanlış bilgilendirmeleri ile topaç gibi dönen turistlere bu yalan yanlış bilgiyi aktarmalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adnan Ateş Arşivi