İstihdam için OSB, Belediye ve Üniversite neden aynı masada değil?
Diyarbakır'da yıllardır aynı cümleyi duyuyoruz: ‘İş yok.’
Oysa madalyonun diğer yüzünde farklı bir gerçek var. Organize Sanayi Bölgeleri çalıştıracak işçi arıyor. Fabrikalar üretmek istiyor. Ancak aradıkları nitelikli yada niteliksiz insan kaynağına ulaşamıyorlar?
Yaklaşık altı ay önce Eş Başkanlarında olduğu yerel yöneticiler OSB yönetimini ziyaret etti. Amaç, istihdam üzerine ortak çalışma yapmaktı. OSB yönetiminin cevabı ise son derece açıktı:
Bize bugün 500 ya da 1000 kişi gönderin. 24 saat içinde işe yerleştirelim.
Aradan aylar geçti.
Ortada kaç kişilik protokol var? Hiçbir protokol yok..
Kaç kişi işe yerleştirildi?
Kaç kişi OSB'lere yönlendirildi?
İmzaya dönüşmeyen her söz, takvime bağlanmayan her karar ve rakama yansımayan her vaat, ekonomi açısından yok hükmündedir.
Ve en önemlisi de; Ekonomide ziyaretlerin değil, protokollerin değeri vardır..
Ekonomi, iyi niyet cümleleriyle değil, sonuçlarla konuşur.
Ekonomide ziyaretlerin değil, protokollerin değeri vardır.
Ekonomide verilen sözlerin değil, açıklanan rakamların karşılığı vardır.
Başlangıç rakamı vardır.
Hedef rakamı vardır.
Gerçekleşen rakam vardır.
Başarı da bu üç rakam arasındaki farkla ölçülür.
Bir ziyaret sonunda imzalanmış bir protokol yoksa, görev dağılımı yapılmamışsa, takvim belirlenmemişse ve sonunda kaç kişinin işe yerleştiği açıklanmıyorsa; o ziyaret ekonomi açısından yalnızca bir fotoğraf karesidir.
Gaziantep bunun tersini yapıyor
Belediye, sanayi, üniversite ve İŞKUR aynı masaya oturuyor. Ortak projeler geliştiriyor. Mesleki eğitim programları açıyor. İş gücünü sanayinin ihtiyacına göre hazırlıyor.
Kahramanmaraş'ta da benzer şekilde belediyeler ve İŞKUR düzenli istihdam çalışmaları yürütüyor.
Hiçbiri kusursuz değil.
Ama en azından konuşmayı proje, projeyi uygulama, uygulamayı da istihdama dönüştürmeye çalışıyorşar.
Diyarbakır'ın eksikliği tam da burada başlıyor.
Bu kentte belediyeler var.
OSB var.
İŞKUR var.
Dicle Üniversitesi var.
Ama bu kurumların sürekli çalışan, hesap veren ve sonuç üreten ortak bir istihdam masası neden yok?
Her ay toplanan bir kurul neden oluşturulmuyor?
Kaç kişinin işe yerleştiğini açıklayan ortak şeffaf herkesin ulaşabildiği bir rapor neden yayımlanmıyor? Çünkü bahse konu raporu oluşturacak ne bir faaliyet nede bir veri hiç yok..
Dicle Üniversitesi elbette çeşitli protokoller imzalıyor, kariyer programları yürütüyor ve sanayiyle temas kuruyor. Bunlar önemlidir. Ancak üniversitenin başarısı imza törenleriyle değil, mezunlarının üretime ne kadar katıldığıyla ölçülür. Diyarbakır'ın bugün daha fazla tören fotoğrafına değil, daha fazla üretim hikâyesine ihtiyacı var.
Diyarbakır artık kurumların birbirini ziyaret ettiği değil, birbirine hesap verdiği bir şehir olmak zorunda.
Çünkü istihdam, temennilerle yönetilemez.
İstihdam; koordinasyonla, protokolle, takvimle ve sonuç raporuyla yönetilir.
Koordinasyonsuzluk ise bence sorunu halletmeleri gereken kurumların ortak yani kollektif bir tercihten başka bir şey değildir.
İşsizlik kader değildir; İşsizlik çözüm üretmeyen kurumların ortak faturasıdır. Keşke o faturayı ödeyecek bir ‘Otomatik ödeme talimatı’ olsaydı. O zaman işsizlik denilen sorun çözülecekti. Kökten çözülmese de kısmen de olsa çözülecekti. Hesapta bakiye var ama hiçbir kurum otomatik ödeme talimatı vermiyor. Onlar vermedikçe ödenecek olan tutar her ay faizle büyüdükçe büyüyor.
İşsizlik Ankara’da ki karar vericilerin ve yasa yapıcıların halletmeleri gereken bir sorundur demek işin kolaycılığı. Yerelde bunu kısmen de olsa çözen kentler varken bu cevap kolaycılığa kaçmaktan başka bir şey değildir.
Diyarbakır'ın artık yeni ziyaretlere değil, aynı masada oturan kurumlara; yeni açıklamalara değil, işe başlayan gençlerin sayısını gösteren rakamlara ihtiyacı var.
Gelelim işsizlik masası oluşturmaları gereken ve yerelde kurumlarda çalışan yerel karar vericilere...
Hatırlatma yapalım öncelikle veya biraz hikayeleştirelim:
Her makamın bir bekleme odası vardır. Bugün karar verenler, dün o odalarda umutla sıra bekleyen insanlardı. Yani iş bekliyorlardı. Şimdi aynı umudu başkaları için büyütme zamanı gelmedi mi?
İstihdam sadece ekonomik bir veri değildir; fırsatın adil paylaşımıdır. Dün iş bekleyenlerin, bugün iş üretenlerle iş arayanları aynı masada buluşturması, sosyal sorumluluktan önce yöneticilik görevidir.
Hiç kimse doğrudan yönetici olmadı. Her yönetici bir gün iş aradı, bekledi, reddedildi ya da kabul edildi. O günleri unutanlar, bugün işsizliğin çözümünü de unuturlar.
Ayrıca istihdam masalarında oturanlar şunu da asla unutmamalıdırlar:
Dün iş arayan onlardı, bugün iş arayan başkaları. Makamların gerçek değeri, kaç toplantı yapıldığıyla veya sosyal hesaplarda paylaşılan mutlu mesut resim kareleri ile değil; kaç gencin işe kavuştuğuyla ölçülür.
İşsizliği konuşan şehirler geride kalır; istihdam üreten şehirler geleceği kazanır.
Sevgiyle kalın...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.