Diyarbakır’da plastik atık toplama ve değerlendirme
Plastik atık Diyarbakır için de görünür ve ciddi bir sorun. Sorunu görmezden geldikçe yani kentin bütünlüklü bir politika belirlemesi ve uygulaması geciktikçe hem atığın miktarı artıyor hem de daha farklı çevresel sorunlara sebep olacak. Kentin su politikası, tarım politikası, turizm politikası, tarihi eser politikası, hijyen politikası gibi plastik atık politikasının da revize edilmesi gerekiyor.
Türkiye plastik atık üretim oranında dünya ortalamasının üzerinde seyrederek 214 ülke arasında 83. sırada yer alıyor. Nehir kaynaklı plastik deşarjında küresel ortalamanın iki katından fazla kirlilik üreten Türkiye, dünya genelinde 11. sırada yer alıyor. Diyarbakır için plastik atık miktarını ortaya koyan güncel ve güvenilir bir resmi veri bulunmuyor.
Çevreye atılan plastik atık insan gücü ile toplanabilir ancak değerlendirilmesi teknoloji gerektirir, bu alana yatırım yapılması hem yerele hem küreye kazandırır.
Gelir düzeyi yüksek ülkelerin çevreye sızan plastik atık miktarını azaltması ve toplananın da geri dönüştürülmesini başarması düşük v orta gelirli yönetimlerin bunu başaramayacağı anlamına gelmiyor. Okullarda ve kamusal alanda başlatılacak ve tüketicinin de aktifleşebileceği kampanyalar düzenlemek gerekiyor.
Sıfır Atık Vakfı Veri Merkezi’nin Plastik Atık Raporu, Diyarbakır’da da bu sorunumuzun kabulünü ve çözülmesini tekrar tartışmamızı sağlayacak veriler içeriyor. Rapor Bülteni tarafında hazırlanan özet aşağıdadır.
Rapor, Diyarbakır’da ve bölgemizde çevreye plastik atık sızma durumunu yeniden gözden geçirmemize ve bu atığa özel etkili bir politika oluşturmamızı motive edebilir.
Rapor, dünya çapında plastik üretim miktarını, ülkelerin atık plastik toplama ve atığı geri dönüştürme kapasitesini, ülkelerin çevreye kontrolsüz plastik atık sızdırma oranlarını sayısal verilerle ortaya koyuyor.
OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü), Eurostat (Avrupa İstatistik Ofisi) ve UN-Comtrade (Birleşmiş Milletler Ticaret Veri Tabanı) gibi uluslararası veri tabanlarının yanı sıra, PlasticsEurope (Avrupa Plastik Üreticileri Birliği) ve TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerini temel alarak çok kaynaklı bir analiz yöntemi kullanılan rapor özellikle düşük gelirli ülkeler için durumun ciddiyetini ve aciliyetini bir kez daha vurguluyor.
Öncelikle çevresel sızıntı, plastik deşarjı ve kontrolsüz yönetim kavramlarını anımsamak gerekiyor.
Çevresel sızıntı, yanlış yönetilen veya kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan plastik atıkların nehirler, rüzgar ve diğer hidrolojik bağlantılar vasıtasıyla su havzalarına, denizlere ve ekosistemlere kontrolsüzce karışması durumudur.
Plastik deşarjı ise, karada üretilen ve yanlış yönetilen plastik atıkların; nehir sistemleri, kıyı şeritleri ve hidrolojik ağlar aracılığıyla taşınarak okyanuslara ve deniz ekosistemlerine kontrolsüz bir şekilde karışması sürecidir.
Kontrolsüz yönetim ise resmi bir atık toplama, geri dönüşüm veya düzenli depolama sistemine dâhil edilmeyip doğrudan doğaya salınan veya açık havada yakılan atıkların oluşturduğu yönetimsel zafiyettir.
Kullanım sonrası toplanılan plastikler geri dönüştürülebilir, yakma ve enerji kazanılabilir, düzenli depolanabilir.
Rapora göre dünya genelinde 1950 yılında 2 milyon ton olan plastik üretimi, günümüzde 450 milyon tonu aşıyor. Küresel plastik üretimi son yirmi yılda iki katına çıkmış durumda ve küresel plastik üretiminin her yıl ortalama 13 milyon ton artması bekleniyor.
Küresel plastik üretiminin yarısından fazlası (%51) Asya kıtasında gerçekleştiriliyor. Rapora göre tek başına dünya plastik üretiminin yaklaşık üçte birini (%31) üstlenen Çin, küresel tedarik zincirinde lider.
Rapora göre, Avrupa Birliği genelinde kişi başına düşen plastik ambalaj atığı, 2014-2023 yılları arasında yaklaşık %15 artarak 36,0 kg’a yükseliyor. Türkiye’de belediyeler tarafından toplanan toplam yıllık atık miktarı 32,3 milyon ton; kişi başı günlük ortalama atık miktarı 1,09 kg olarak ölçülüyor.
Türkiye’deki mevcut resmi atık istatistiklerine göre plastik ambalaj atıkları bağımsız bir parametre olarak ayrıştırılmadığı için materyal bazlı karşılaştırmalı analiz yapılamıyor.
Türkiye’de plastik atıkların da içinde bulunduğu metal, kağıt ve mineral gibi karma gruptaki toplam geri kazanım miktarı yıllık 51,5 milyon ton.
Yüksek gelirli ülkeler hem en yüksek atık hacimlerini üretiyor hem de gelişmiş atık yönetimi altyapıları sayesinde en düşük kirlilik oranlarına sahip. Düşük ve orta gelirli ülkelerin atık üretimleri daha az olsa da altyapı yetersizlikleri nedeniyle daha fazla çevresel sızıntı riski taşıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, kişi başı yıllık ortalama plastik atık üretiminde küresel ölçekte ilk sırada iken Nijer, en düşük plastik atık üretim oranına sahip. Türkiye ise ortalamanın üzerinde seyrederek 214 ülke arasında 83. sırada. Rapora göre Türkiye’nin mevcut atık yönetimi altyapısı, üretilen atık hacmi yüksek olsa da çevresel sızıntıyı küresel ortalamanın altında tutmayı başarıyor.
Rapora göre her yıl ortalama 2 milyon ton plastik atık okyanuslara karışıyor ve bu miktar üretilen küresel plastik atığın yaklaşık yüzde 0,5’i. Küresel nehir kaynaklı plastik deşarjının yaklaşık %70’i; Filipinler, Hindistan, Malezya ve Çin gibi tamamı Asya kıtasında yer alan ülkeler tarafından gerçekleştiriliyor. Nehir kaynaklı plastik deşarjında küresel ortalamanın iki katından fazla kirlilik üreten Türkiye, dünya genelinde 11. sırada yer alıyor. Gelişmiş gelişmiş atık yakalama sistemlerine sahip ABD, Japonya, Birleşik Krallık ve Almanya gibi yüksek gelirli ülkeler devasa atık miktarlarına rağmen nehir kirliliğini küresel ortalamanın çok altında tutmayı başarıyor.
Uluslararası Plastik Atık İthalatı ve İhtacatı
Uluslararası atık ithalatı kısıtlamaları ve katı çevre regülasyonları sebebiyle, yüksek gelirli ülkelerin atık ihracatı, 2024 itibarıyla %75 oranında düşüş gösteriyor. Avrupa Birliği genelinde kişi başına düşen plastik atık ihracatı, 2016-2024 yılları arasında yarı yarıya düşüyor. Türkiye’nin kişi başı plastik atık ihracatı 2010 yılındaki 0,22 kg zirve seviyesinden, 2024 yılında 0,12 kg seviyesine kadar geriliyor. Rapora göre, Türkiye’nin düşük ihracat rakamları, küresel atık ticaret ağında da ithalatçı konumunda olduğunu gösteriyor.
Geri Dönüşüm
Rapora göre dünya genelinde plastik atıklar; geri dönüşüm, kontrollü yakma, düzenli depolama ve kontrolsüz yönetim olmak üzere dört temel yöntemle bertaraf ediliyor.
Küresel ölçekte üretilen plastiklerin yaklaşık %9’u etkin bir şekilde geri dönüştürülebiliyor. Geri dönüşüm kapasitesinde Avrupa ve Çin zirveyi paylaşıyor. Rapora göre, çevreye en fazla kontrolsüz plastik sızdıran bölge Asya bölgesi (Çin ve Hindistan hariç). ABD ve Avrupa’nın kontrolsüz yönetim grafiğinde neredeyse sıfıra yakın seyretmesi, yüksek gelirli ekonomilerin iç pazar atıklarını ekosisteme sızmadan yüzde yüz oranında toplayabildiğini gösteriyor.
Rapora şu linkten ulaşılabilir: https://sifiratikvakfi.org/asset/files/plastikatikraporu_2026.pdf
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.