Dicle’nin kıyısı birkaç kafenin değil, Diyarbakır halkınındır!

Diyarbakır’ın tarihi yalnızca surlarında değil; Dicle’nin akışında, Hevsel Bahçeleri’nin toprağında ve On Gözlü Köprü’nün taşlarında yaşıyor

Bu kentte tarih, doğa ve kültür birbirinden ayrı düşünülemez Dicle, Hevsel ve On Gözlü Köprü, binlerce yıllık geçmişin izlerini taşıdığı gibi Diyarbakır’ın ekolojik yaşamının ve ortak hafızasının da ayrılmaz parçalarıdır.

Ancak bugün Dicle kıyılarında çoğalan kafeler ve ticari işletmeler, kentin ortak mirasının nasıl korunduğu sorusunu gündeme getiriyor Halkın nefes alması, doğayla buluşması ve tarihini yaşaması gereken alanlar, ticari faaliyetlerin baskısı altında kalıyor

Nehrin kıyıları işletmelerle daraldıkça doğal yaşam alanları ve kentin tarihi görünümü de zarar görme riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Dicle Nehri birkaç kişinin rant alanı değildir!

Hevsel Bahçeleri ticari çıkarlara kurban edilemez! On Gözlü Köprü’nün tarihî görünümü birkaç işletmenin arasında kaybolamaz!

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin 2026 yılında Dicle kıyısındaki yapılaşmanın taşkın riski oluşturduğuna ve On Gözlü Köprü çevresindeki artan ticari faaliyetlerin ekolojik ve kültürel açıdan risk taşıdığına ilişkin açıklamaları da bu meselenin ciddiyetini ortaya koyuyor.

Öyleyse sorulması gereken soru şudur:

Bu riskler dile getirilirken gerekli koruma ve denetim adımları ne ölçüde atılıyor?

Dicle kıyılarının doğal yapısını ve On Gözlü Köprü’nün tarihi çevresini korumak için daha ne kadar beklenecek?

On Gözlü Köprü kafelerin arasında kaybolmamalı

On Gözlü Köprü, Diyarbakır’ın tarihi simgelerinden biridir

Onun değeri yalnızca taşlarında değil, Dicle ile kurduğu ilişkide ve çevresindeki doğal peyzajda saklıdır

Köprünün çevresinin ticari yapılarla kuşatılması, tarihi görünümünün kapanması ve doğal çevresinin geri plana itilmesi, kentin kültürel mirası açısından ciddi bir kaygıdır.

Tarihî bir yapıyı korumak, yalnızca duvarlarını ve taşlarını ayakta tutmak değildir

Onu anlamlı kılan çevreyi, manzarayı ve tarihsel bütünlüğü de yaşatmaktır.

On Gözlü Köprü birkaç kafenin arasında sıkışıp kalmamalı tarihî silueti ve Dicle ile kurduğu doğal bütünlük korunmalıdır.

Bu nedenle köprü çevresindeki ticari faaliyetler ve yapılaşmalar, koruma ilkeleri ve kamu yararı çerçevesinde yeniden değerlendirilmelidir. Diyarbakır’ın tarihî mirası, ticari kazanç uğruna geri plana itilemez.

Hevsel ve Dicle, Diyarbakır’ın nefesidir

Hevsel Bahçeleri yalnızca yeşil bir alan değil, kentin tarihsel hafızasını ve ekolojik zenginliğini taşıyan eşsiz bir yaşam alanıdır

Dicle Nehri ise bu doğal bütünlüğün temel unsurlarından biridir. Bu iki değeri birbirinden kopararak korumak mümkün değildir.

Nehir kıyılarındaki yapılaşma ve ticari kullanım baskısı, doğal yaşam alanlarını daraltabilir ve ekolojik dengeyi bozabilir

Bu nedenle Dicle kıyıları yalnızca ekonomik kazanç sağlayacak alanlar olarak görülmemelidir

Nehrin doğal yapısı, canlı yaşamı ve halkın ortak kullanım hakkı birlikte gözetilmelidir.

Elbette Diyarbakır’da turizm gelişsin, esnaf kazansın, kent ekonomisi güçlensin

Ancak bunların hiçbiri doğanın tahrip edilmesine, tarihî dokunun bozulmasına ve halkın ortak yaşam alanlarının daraltılmasına gerekçe olamaz.

Bir işletmenin kazancı, kentin binlerce yıllık mirasından daha değerli değildir

Ekonomik faaliyetler doğayla uyumlu yürütülmeli; kamu yararı ticari çıkarların gerisine itilmemelidir.

Diyarbakır halkının nefesi birkaç kafenin masalarına, sandalyelerine ve ticari hesaplarına teslim edilemez!

Dicle kıyıları, yalnızca bir şey satın alanların değil, bütün Diyarbakır halkının ortak yaşam alanıdır

İnsanlar nehir kenarında özgürce yürüyebilmeli, doğayla buluşabilmeli ve tarihi mirasını yaşayabilmelidir. Kamusal alanlar yalnızca tüketim yapılan mekânlara dönüştürülmemelidir.

Bu mirası korumak hepimizin sorumluluğudur

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumlar, Dicle kıyısındaki yapılaşmaları ve işletmeleri yürürlükteki mevzuat, çevresel etkiler ve koruma ilkeleri doğrultusunda denetlemelidir

Taşkın riski, doğal yaşamın korunması ve tarihî çevrenin bütünlüğü göz ardı edilmemelidir

Hukuka aykırı veya koruma ilkeleriyle bağdaşmayan uygulamalar varsa gerekli işlemler gecikmeden yapılmalıdır.

Ancak sorumluluk yalnızca yerel yönetimlere ait değildir. Diyarbakır halkı, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve çevre savunucuları da bu ortak mirasa sahip çıkmalıdır

Çünkü halkın sessiz kaldığı yerde ortak değerler üzerindeki baskılar artabilir.

Hevsel’i korumak, yalnızca toprağı ve bitki örtüsünü korumak değildir

Diyarbakır’ın tarihini ve geleceğini savunmaktır

Dicle’yi korumak, kentin yaşam kaynağını korumaktır

On Gözlü Köprü’yü yaşatmak ise geçmişle gelecek arasındaki bağı sürdürmektir.

Diyarbakır’ın ihtiyacı daha fazla beton değil, daha güçlü bir ekolojik korumadır

Daha fazla ticari yapı değil, tarihî çevreyi yaşatan bir kent anlayışıdır

Daha fazla rant baskısı değil, halkın ortak yaşam hakkını gözeten bir yönetim anlayışıdır.

Sözümüz nettir:

Dicle kıyıları birkaç işletmenin çıkarına göre şekillendirilmemeli, On Gözlü Köprü’nün tarihî görünümü korunmalı, Hevsel Bahçeleri ve Dicle çevresindeki ekolojik yaşam güvence altına alınmalıdır.

Dicle kimsenin özel mülkü değildir

Hevsel birkaç kişinin kazanç hesabına sığdırılamaz

On Gözlü Köprü ticari yapıların arasında görünmez hâle getirilemez.

Bunlar Diyarbakır’ın ortak mirasıdır

Bu mirası korumak, bugünün olduğu kadar gelecek kuşakların da hakkını savunmaktır.

Diyarbakır’ın nefesi satılık değildir! Dicle’nin kıyısı birkaç kafenin değil, halkındır

Tarih, doğa ve ekolojik yaşam hiçbir ticari çıkar uğruna feda edilemez!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Ömer Torlak Arşivi