Arslan ÖZDEMİR

Arslan ÖZDEMİR

Diyarbakır trafiğinde artık korkmadan yola çıkmak istiyoruz

Diyarbakır’da okulların açılmasıyla birlikte kent trafiğinde yaşanan yoğunluk ve karmaşa artık günlük yaşamın en önemli sorunlarından biri haline geldi. Aslında okulların kapalı olduğu dönemde de trafik sorunu vardı. Ancak okulların açılmasıyla birlikte özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşanan yoğunluk, trafiği içinden çıkılması zor bir keşmekeşe dönüştürüyor.

Belli saatlerde trafiğe çıkmak adeta bir cesaret meselesi haline geliyor. İnsanlar işine, okuluna veya evine ulaşmaya çalışırken yalnızca trafik yoğunluğuyla değil, kurallara uymayan ve başkalarının hayatını tehlikeye atan sürücülerle de mücadele etmek zorunda kalıyor.

En büyük sorunlardan biri ise trafik kurallarına uyulmamasıdır. Kırmızı ışıkta geçmek, hatalı sollama yapmak, şerit ihlali gerçekleştirmek, kavşakları kapatmak, yaya geçitlerini dikkate almamak ve trafikte sürekli acele etmek artık sıradanlaşmış davranışlar gibi görülmeye başlandı. Daha da düşündürücü olanı, bazı sürücülerin trafik kameralarının bulunduğu noktalarda dahi kırmızı ışıkta geçmekten çekinmemesidir.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: “Bu kadar rahat davranıldığına göre, trafik kurallarını ihlal edenlere gerçekten gerekli denetim ve yaptırım uygulanıyor mu?”

Çünkü caydırıcı bir denetim olmadığı düşüncesi yaygınlaştığında, kurallara uyan vatandaş kendisini adeta cezalandırılmış gibi hissediyor. Bir kişi kırmızı ışıkta beklerken hemen yanından başka bir araç hiçbir şey olmamış gibi geçiyorsa, kurallara uymanın toplumsal karşılığı da sorgulanmaya başlanıyor.

Bir başka önemli sorun da keyfi park alışkanlığı. Bazı sürücüler araçlarını yolun ortasına, kavşak girişine veya trafiğin akışını engelleyecek bir noktaya bırakıyor. Ardından dörtlüleri yakıyor. Sanki dörtlüleri yakmak, aracın istenilen yere park edilmesi için verilmiş özel bir izinmiş gibi...

Oysa dörtlülerin yanması trafik kurallarını ortadan kaldırmıyor. Bir aracın dörtlülerini yakması, o aracın trafiği engelleme hakkı olduğu anlamına gelmiyor. Buna rağmen bu davranış kentimizin birçok noktasında giderek daha fazla görülüyor.

Bazı sürücüler ise yolda seyir halinde yalnızca kendileri varmış gibi hareket ediyor. Arkasındaki, yanındaki veya karşısındaki araçları; yayaları, bisikletlileri, çocukları ve yaşlıları düşünmeden hareket ediyorlar.

Oysa trafik yalnızca araçlardan oluşmuyor. Trafik, aynı yolu paylaşan insanların ortak yaşam alanıdır.

Bir sürücünün yaptığı küçük bir kural ihlali, başka bir insanın hayatına mal olabilir. Birkaç dakika kazanmak için kırmızı ışıkta geçmek, hatalı sollama yapmak veya tehlikeli manevrada bulunmak, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir.

Diyarbakır artık bu sorunu yalnızca “trafik yoğunluğu” olarak görmemelidir. Sorunun bir boyutu elbette artan araç sayısı, yol kapasitesi, kavşakların düzenlenmesi, otopark yetersizliği ve okul çevrelerindeki yoğunluktur. Ancak sorunun diğer ve en önemli boyutlarından biri de trafik kültürü ve denetimdir.

Bu nedenle özellikle okulların giriş ve çıkış saatlerinde okul çevrelerinde daha etkin trafik düzenlemesi yapılmalıdır. Trafik ekiplerinin görünürlüğü artırılmalı, kritik kavşaklar ve yoğun bölgelerde denetimler sıklaştırılmalı, kırmızı ışık ihlalleri ve tehlikeli sürüş davranışları konusunda caydırıcı uygulamalar hayata geçirilmelidir.

Aynı zamanda yalnızca ceza kesmek de yeterli değildir. Trafik kültürünün geliştirilmesi için çocuklardan yetişkinlere kadar toplumun bütün kesimlerine yönelik sürekli bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Çünkü iyi trafik yalnızca iyi yollarla değil, iyi trafik kültürüyle de oluşur.

Diyarbakır büyüyen, gelişen ve nüfusu artan bir kenttir. Bu büyümeyle birlikte trafik sorununun da büyümesine seyirci kalamayız. Bugün yaşanan yoğunluk yarın daha da ağırlaşabilir. Bu nedenle sorun daha büyük hale gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.

Bizler artık aracımıza binerken “Acaba bugün trafikte ne yaşayacağım?” diye düşünmek istemiyoruz. Arabamıza korkuyla değil, güvenle binmek; yola çıktığımızda eve sağ salim döneceğimizi bilmek istiyoruz.

Diyarbakır sokaklarında herkesin birbirine saygı gösterdiği, trafik kurallarının gerçekten uygulandığı, yayaların kendisini güvende hissettiği ve sürücülerin başkalarının yaşam hakkını kendi acelelerinin önüne koyduğu bir trafik düzenine ihtiyaç var.

Yetkililerden beklentimiz açık:

Diyarbakır trafiği için artık daha etkili, sürekli ve sonuç veren önlemler alınmalıdır.

Çünkü trafik yalnızca ulaşım meselesi değildir.

Trafik, doğrudan insan hayatıyla ilgilidir.

Ve biz artık Diyarbakır’da korkmadan yola çıkmak, güvenle seyahat etmek ve evimize huzur içinde dönmek istiyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arslan ÖZDEMİR Arşivi