Alternatif eğitim modeli olarak: Okulsuzluk!
Çocuklarım okula gitmiyorlar!
Yargılanma veya başarısızlık korkusu olmadan,
gerçek tutkuların peşinden gitme özgürlüğünü tadıyorlar.
Okulu her zaman için bir kışlaya benzetmişimdir.
Sistem adına tasarlanmış olan bu yapılar
iyi niyetli, fedakâr öğretmenlere rağmen
çocuklara zarar verecektir.
Onların hayallerine, yeteneklerine, ruhlarına,
kişiliklerine...

Çocuklarımın dört duvar arasında
saatlerce tutulma fikrini kabul edemem!
Ki zaten çocuklarım da bunu kabul etmezler,
etmiyorlar da...
Okulsuz ilerliyoruz.
Dayatmalar olmaksızın,
deneyimlerle öğrenmeye dayanan bir yolculuk bu.
Bu yolculukta çocuğun tüm öğrenme süreci,
çocuğun hazır olmasına
ve tabii ki merakının onu nereye götürdüğüne bağlı.

Çocuklar, ancak gerçek manada ilgilendikleri şeyleri
özümseyerek öğrenirler.
Şimdilik kendi yiyeceklerini pişirmeyi öğreniyorlar,
tohum biriktirmeyi, toprağa bakmayı, kış aylarında
yiyecek saklamayı,
kibrit olmadan ateş yakmayı,
pusula kullanmayı, harita okumayı, ilk yardımı ve fitoterapiyi...
Sorumluluk almayı, eleştirel düşünmeyi,
sezgilerine ve iç bilgeliklerine güvenmeyi öğreniyorlar.
Sonrasında dilerlerse onlara biraz klasik edebiyat
ve cebir de öğretebilirim.
Okulsuz ilerliyoruz..
Çocuklarım kendi müfredatlarını kendileri belirliyor.
Ödev derdi yok!
Okulsuz bir çocuk için ödev:
Git ve çılgınca koş!

Dün akşam oturup Holin'in eğer okula gidecek olsa,
okulda harcayacağı saatleri hesapladım.
Ülkemizde bir ders yılı
iki dönem halinde yaklaşık 180 gündür.
12 yıl baz alınıp
günlük olarak okulda geçireceği saatler,
okula hazırlık-gidiş-geliş süresi ve
ödevler için harcayacağı vaktin toplamı
yaklaşık 19 bin 440 saat ediyor.
Uyku saatlerini çıkarıp tüm tatil günlerini de eklersek
12 yıllık hayatının neredeyse yarısını
okulda geçirmiş olacak.
Şunu sordum kendime;
kızım gerçekten de okulda hayatından bu denli vazgeçmesine değecek kadar mühim bir şey öğrenebilecek mi?
Elbette kızımın okulda geçireceği binlerce saatte
hiçbir şey öğrenemeyeceğini iddia etmiyorum.
Fakat zamanını geçirmek için
çok daha faydalı yolların da olduğunu biliyorum.
Öğrenebilmesi için "öğretilmesine" gerek yok!
Bunu, yaşayıp deneyimleyerek gördüm.
Ona, yargılanma ve başarısızlık korkusu olmadan
kendi merakı doğrultusunda
tutkularının peşinden gidebilme özgürlüğü tanıyıp
kendisini özgürce ifade edebildiği,
isteklerine saygı duyulup
ihtiyaçlarının karşılandığı bir ortamı sunduğumda
neleeer öğrenebildiğini gördüm.
Şüphesiz ki bu,
okulun ona verebileceğinin çok daha ötesinde!
Açıkçası, en önemli dönemlerini okulda
ona anlatılanı öğrenmek zorunda olarak geçirmesini
doğru bulmuyorum.
Öğrenmenin başka yolları olduğunu artık biliyorum.
Konuların sınıflandırılmadığı,
herhangi bir müfredata bağlı kalınmadığı,
rekabetin, kıyaslamanın, not sisteminin olmadığı
hayat boyu gerçek bir öğrenme mesela...

Kimseyi bir şeye ikna etmek için yazmıyorum bunları.
Bu bizim yolculuğumuz çünkü.
Tamamen bize özgü..
Mükemmel olduğumuzu veya en doğruyu,
en iyiyi yapanın biz olduğumuzu falan da iddia etmiyorum.
Yolculuğumuz da bizim gibi kusurlarla dolu.
Eksiklerle..
Her gün yeniden öğreniyoruz, değişiyoruz, esniyoruz.
İyi ki bu yoldayız.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.