Canan Yıldırım

Canan Yıldırım

Nedir bu Kürt fobisi?

Nedir bu Kürt fobisi?

Bir Kürt olarak, yıllardır Kürtlerin maruz kaldığı birçok zulme ve acıya şahit oldum.

Bu yazı bir iddia değil.

Bir slogan hiç değil.

Bu yazı, yaşanmışlığın kendisi. Bir tanıklık.

Yıllardır kulak tıkadığımız, görmezden geldiğimiz bir hakikatin sesi bu. Türkiye’de Kürt olmanın ne anlama geldiğine dair bastırılmış bir hafızanın kaydı.

Hep soruluyor:

“Bu Kürt öfkesi neden?”

Belki de asıl soru şu olmalı:

Bu kadar yıl inkâr edilen, aşağılanan, yok sayılan bir halktan başka ne bekleniyordu?

Kürtler; merhametli, cesur ve vicdanlı bir halktır. Yıllar boyunca tek bir şey istediler: Kendi anadillerinde eğitim. Ne fazlası, ne başkasının hakkı. Ama bu talep onlara şiddet, inkâr ve ölüm olarak geri döndü.

1989–1990 yıllarının doğrudan tanığıyım. Bunlar kulaktan dolma hikâyeler değil. Türkçe bilmediği için devlet dairesinde azarlanan insanları gördüm.

“Git Türkçe öğren de gel” denilerek aşağılananları…

Kürtçe konuştuğu için hastasını muayeneden kovan doktorlara şahit oldum.

Harran’da görev yaptığımız yıllarda çocuklarıma “pis Kürdi” diye hitap edildi. Arap toplumunda Kürtlere yönelen bu açık düşmanlığı hâlâ anlamakta zorlanıyorum. Bu bireysel bir nefret değildi. Bu, öğretilmiş ve normalleştirilmiş bir düşmanlıktı.

1990’lı yıllarda Güneydoğu'un köylerinde yaşananlar bir güvenlik meselesi değil, açık bir yıkımdı. Köyler yakıldı. Evler, ahırlar, tarlalar ateşe verildi. İnsanlar zorla göç ettirildi. Bir halkın yaşam alanı sistemli biçimde yok edildi.

Köyler boşaltıldıktan sonra insanlar büyük şehirlere savruldu. Orada da ikinci sınıf muamelesi gördüler. Kimi tutunabildi, kimi tutunamadı. Çoğu için hayat, yoksullukla dışlanma arasında sıkışıp kaldı.

Geçim kaynakları yok edilen bir halk için işsizlik kaçınılmazdı. Çaresizlik; suçun, bağımlılığın, fuhuşun önünü açtı. Sonra dönüp bu sonuçlar üzerinden halk suçlandı. Oysa bu bir ahlak meselesi değil, yanlış politikaların doğal sonucuydu.

Şunu açıkça söylemek gerekir:

Bu topraklar Kürtlerin anavatanıdır. Kürtler buraya göç etmedi. Bu ülkenin kadim halklarından biridir.

Ben de bu bedeli ödeyenlerden biriyim. İlkokula başladığımda tek kelime Türkçe bilmiyordum. Bunun bedelini dayakla ödedim. Ellerimde patlayan değneklerin acısı hâlâ hafızamda. Ders anlatılırken sadece bakıyordum. Anlamıyordum. Tepki veremiyordum. Ama bunun adı “öğrenememek” değil; dilini bilmediğin bir dünyaya zorla sokulmaktı.

Yıllar sonra görev yaptığım köylerde aynı sahnelerin tekrarlandığını gördüm. Çocuklar ancak beşinci sınıfa kadar Türkçeyi çözebiliyordu. Öğretmenler “Evde Kürtçe konuşmayın” diyordu. Oysa aileler Türkçe bilmiyordu. Bu çelişki kimsenin umurunda değildi.

Şimdi soruyorum:

Bu halkın anadilinde eğitim alma hakkı yok muydu?

Vardı. Hem de en temel insan hakkı olarak.

İnsanlar düğünlerde Kürtçe halay çektikleri, poşu taktıkları için gözaltına alındı, işkence gördü. Kürt kimliği yıllarca “terör” ile eş tutuldu. Kimlik suç sayıldı.

Bütün bu yaşananların ortak noktası neydi?

Tek bir talep: Anadilde eğitim.

Artık sormak zorundayız:

Yeter değil mi?

Bu zulüm nereye kadar sürecek?

Gençlerimiz yok olurken daha neyi bekliyoruz?

Kürtler ne istiyor?

Ne ayrıcalık, ne başkasının toprağı.

Sadece anadilde eğitim.

Sadece insanca bir statü.

Sadece var olma hakkı.

Kürtler bu topraklarda azınlık değildir. Bu ülke için birlikte savaşıldı. Eğer buna rağmen hâlâ eşitlik yoksa, bu nasıl bir kardeşliktir?

Bir milletin dili neden bu kadar korkutuyor?

Bu anaların döktüğü gözyaşı yetmedi mi?

Bu hak verilmelidir. Çünkü bu hak, en baştan beri vardır.

Ve bu kadar bedelden sonra kimse Kürtlerden geri adım beklemesin.

Bu savaş artık bitmelidir.

Bu dünya, ancak herkes için eşit haklar varsa adil bir yer olabilir.

Barış süreci başladı; insanlar çözüm beklerken yeni savaşlar çıktı, katliamlar yaşandı. Kürtler artık bir statü sahibi olmak istiyorlar. Anadilde eğitim istiyorlar. Kürtçenin resmî dil olmasını istiyorlar.

Nereye kadar bu kan ve savaş?

Yeter annelerin çektiği evlat acısı.

Bir evlat büyütmenin ne kadar meşakkatli ve zor olduğunu, anne olan bilir.

Yeter artık Kürtlerin varlığını kabul edin.

Kız alıp kız vermişiz.

Aile olmuşuz, kardeş olmuşuz.

Kürtleri tehlike olarak görmeyin. Kürtler inançlı ve yardımsever bir halktır. Yeter artık bu kadar bedel.

Yıllardır Türk ve Kürt annelerin döktüğü gözyaşı yetmedi mi?

Biz yeterince acılara şahit olduk yeni nesile güzel bir dünya bırakalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Canan Yıldırım Arşivi