Siracettin Çekin
Fon krizi: Artık hesap verme zamanı
Fon krizi üzerine yazdığım bu üçüncü yazı. Elbette bu mesele hakkında daha çok şey söylenebilir. Ancak ortada öyle büyük bir tablo var ki yaşananları sıradan bir ekonomik skandal olarak değerlendirmek mümkün değil. Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan en büyük yolsuzluk iddialarından biriyle karşı karşıyayız. Buna rağmen bugüne kadar kamuoyunun beklediği ölçüde somut bir hukuki gelişmenin ortaya çıkmaması, insanların haklı olarak soru sormasına neden oluyor.
Cumhurbaşkanı’nın hukuki sürecin işletileceğine ilişkin açıklamaları kamuoyuna yansıyor. Ancak vatandaşın görmek istediği şey sözler değil, somut adımlar. Sorumlular nasıl hesap verecek, mağduriyetler nasıl giderilecek? Bu sorulara henüz tatmin edici cevaplar verilmiş değil. Bir yazar ve siyasetçi olarak önerim açık: Olayda sorumluluğu bulunan herkes, üçüncü şahıslara uzanan bağlantılar da dâhil olmak üzere soruşturulmalı. Hiçbir isim, makam veya siyasi yakınlık sürecin dışında tutulmamalı.
Cumhurbaşkanı, ilgili kurumları harekete geçirerek soruşturmanın önünü açmalı; eldeki deliller doğrultusunda sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir. Süreç kamuoyuna açık ve şeffaf yürütülmeli, vatandaşın devlete ve adalete olan güveni yeniden tesis edilmelidir.
Devletin malına göz diken, insanların birikimlerini istismar eden veya kamu kaynaklarını kendi çıkarı için kullanan kim olursa olsun hukuk karşısında hesap vermelidir. Kişinin kimliği, makamı ya da siyasi aidiyeti bunu değiştiremez. Elbette hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak suç şüphesi varsa soruşturma geciktirilmemeli, deliller toplanmalı ve gerekli hukuki tedbirler zamanında uygulanmalıdır.
Bu sürecin kararlılıkla yürütülmesi ekonomi açısından da önemlidir. Sermaye güven, yatırımcı öngörülebilirlik, vatandaş ise parasının ve emeğinin güvende olduğunu bilmek ister. Yolsuzluk iddialarının üzerine gidilmesi ve hukukun herkese eşit uygulanması, ekonomik güvenin yeniden kurulmasına katkı sağlar. Gerçek güven, açıklamalardan değil, ortaya konulan iradeden doğar.
Bizi endişelendiren bir başka mesele ise toplumda güçlenen cezasızlık algısıdır. İnsanlar yapılan yanlışı, failin siyasi kimliğine göre değerlendirmeye başlarsa adalet duygusu zedelenir. Kendi mahallemizden veya partimizden diye yanlışları görmezden gelmek, o yanlışa ortak olmaktır. Bu tutum, toplumsal çürümenin önünü açar.
Bir skandalın ardından birkaç gün konuşup sonra her şeyi unutmak, yanlışları zamanla sıradanlaştırır. Oysa hukuk kişilere ve gruplara göre değişmez. Bugün başkasının hakkını savunmazsak yarın kendi hakkımızı koruyacak zemini de kaybedebiliriz. Adalet, yalnızca karşı mahalleye uygulanmasını istediğimiz değil, herkes için savunmamız gereken temel bir değerdir.
Burada söz konusu olan yalnızca bireysel kayıplar değildir. Vatandaşın birikimi, yatırımcının güveni ve devletin kaynakları aynı tablonun içindedir. Haksız kazanç yargı kararıyla ortaya konulursa, bunun geri alınması ve mağdurların zararlarının giderilmesi için gerekli hukuki yollar işletilmelidir. Kamu zararının telafisi de adaletin bir parçasıdır.
Sonuç olarak bu mesele, yalnızca kaybolan paraların hesabının sorulması değildir. Devletin otoritesi, hukukun üstünlüğü ve toplumun adalet duygusu sınanmaktadır. İnsanlar artık kimin ne söylediğine değil, kimin ne yaptığına bakıyor. Beklenti açık: Soruşturma kararlılıkla yürütülsün, sorumlular kim olursa olsun hesap versin ve mağdurların hakları korunsun.
Çünkü adaletin gücü, suçlanan kişinin kim olduğuna göre ölçülmez. Asıl ölçü, güçlü olanın da hesap verebilmesidir. Hukuk herkes için eşitse devlet güçlüdür; adalet kişilere göre değişiyorsa güven de sarsılır. Bunu asla unutmayalım. Vesselam.
Ankara’ya selam söyle Arif Güran
22 Eylül 2026 Salı 11:52Demokrasinin eteğine çamur sıçrarken
16 Eylül 2026 Çarşamba 10:43Adalet herkese lazım
11 Eylül 2026 Cuma 16:04Medreseleri tartışacak en son kişiler
02 Eylül 2026 Çarşamba 12:01Kendimize geç kaldık
25 Ağustos 2026 Salı 11:18İyi insan olmak neden yetmiyor?
19 Ağustos 2026 Çarşamba 13:53Evet sayın Özdağ, taraf tutuyorum
12 Ağustos 2026 Çarşamba 13:53Asıl mesele “SÜRECİ” anlayabilmektir
03 Ağustos 2026 Pazartesi 15:59Gençler geleceğe inanmıyor
27 Temmuz 2026 Pazartesi 11:34Merhamet yoruldu
17 Temmuz 2026 Cuma 11:19
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.