Amedspor masa başı oyunlarına mı kurban ediliyor?
Trendyol 1’inci Lig’in 26’ıncı haftasında İstanbul deplasmanında alınan 1-1’lik Sarıyer beraberliği tabelada sıradan bir puan kaybı gibi görünebilir. Fakat bazı maçlar vardır; skor küçük yazılır, etkisi büyük olur. İşte bu karşılaşma tam olarak öyleydi.
Bu sadece iki puanın kaybı değildi. Bu, bir takımın oyun kimliğinin, cesaretinin ve şampiyonluk refleksinin sınandığı bir akşamdı.
Futbol duyguyla izlenir ama akılla analiz edilir. Ve akıl diyor ki:
Sarıyerspor 13 şut – Amedspor 1 şut
Sarıyerspor 6 isabet – Amedspor 0 isabet
Sarıyerspor 1.42 xG – Amedspor 0.02 xG
Sarıyerspor 29 ceza sahası dokunuşu – Amedspor 7 dokunuş
Bu tablo bir deplasman direnişini değil, oyunun tek kaleye döndüğünü gösterir.
Amedspor erken bir gol buldu. Üstelik rakip savunmanın kendi kalesine attığı bir golle öne geçti. Ama o gol oyunu kontrol altına almak yerine, takımı geriye yasladı. Skor üstünlüğü oyun üstünlüğüne dönüşmedi.
Zirveye oynayan bir takımın 90 dakikayı 1 şutla tamamlaması kabul edilebilir mi? Bu bir talihsizlik değil, bir tercihtir.
Dakika 60’ta Hasan Ali Kaldırım’ın ikinci sarı kartı… Tartışmalı bir karar olabilir. Ancak büyük takımlar hakem kararlarının arkasına sığınmaz.
10 kişi kalmak yenilginin sebebi değildir. Plan üretememek sebebidir.
Amedspor eksik kaldıktan sonra tamamen savunma moduna geçti. Blok daraldı, çizgi savunmasına dönüldü. Fakat hücum geçişleri sıfıra indi. Kontra tehdidi olmayınca Sarıyer risk almaya başladı.
Savunma yapmak başka, oyunu bırakmak başka şeydir.
Takımın başına yeni geçen Mesut Bakkal, beşli savunma tercih etti. Kağıt üzerinde mantıklı görünen plan, sahada karşılığını bulmadı.
Orta saha eksik kaldı.
Kanatlar üretmedi.
Forvet hattı yalnızlaştı.
Top üçüncü bölgeye taşınamadı.
Beşli savunma, hücum katkısı gelmediğinde beşli bir geri çekilme düzenine dönüşür. Bu maçta olan tam olarak buydu.
Amedspor skoru korumaya oynadı. Oysa şampiyonluğa oynayan takımlar maçı bitirmeye oynar.
Hakem konuşulur. Kart tartışılır. Futbolun doğasında bunlar var. TFF 1.Ligde çok garip senaryolar oynanıyor. Hasan Ali Kaldırım’a verilen ikinci sarı kart sonrasında kırmızı kart pozisyonunun yavaşlatılmış videosu yayınlandı. Temas yok, sadece topa dokunuyor. Yanlı yayın yapan TRT spikeri bile şaşkın! Topa müdahale var. Nasıl olur diyor. Ama sonuç hakem faciası bir karar. Penaltı keza yine öyle, Eski FİFA kokartlı hakem Hakan Ceylan, Keçiören gücü – Erzurumspor karşılaşmasında Erzurum lehine verilen penaltı hakkında şöyle bir açıklama yaptı.‘’ Şampiyonluk yarışının son derece çetin geçtiği bir lig’de bu dakikada böyle bir penaltının nasıl verildiğini ve VAR’ın bu kararı nasıl onayladığını anlamakta zorlanıyorum.’’ Dedi. Takımların kaderleriyle böyle oynanıyor. TFF’yi göreve davet ediyorum. Keçiören gücü – Erzurumspor maçı tekrardan incelensin. Spor kamuoyu vicdanı rahatlatılsın.
Amed spora gelince, şu soruyu sormadan olmaz:
Bir takım 1 şut, 0 isabetle şampiyon olabilir mi?
Bir dönem 9 puan fark yakalayan Amedspor’un; Erzurumspor mağlubiyeti, Sivasspor ve Sakaryaspor beraberlikleri sonrası ivme kaybetmesi sadece “masa başı oyunları” ile açıklanamaz.
Tempo düştü. Üretkenlik azaldı. Psikolojik direnç kırıldı. Asıl mesele saha içinde
Evet, 10 kişiyle alınan 1 puan değerlidir. Ama zirve yürüyüşünde değerli olan sadece puan değil, oyundur.
Amedspor artık bir karar vermek zorunda:
Skoru koruyan bir takım mı olacak?
Yoksa maçı bitiren bir takım mı?
Çünkü şampiyonluk yarışı mazeretle değil, üretkenlikle kazanılır.
Ve unutmayalım…
Masa başında kaybedilen maç yoktur.
Kaybedilen oyun vardır.
Yazıma son verirken Tüm İslam aleminin Ramazan ayı mübarek olsun. Bu güzel ay kalbinize huzur, zihninize rahatlık ve hayatınıza bereket getirsin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.