Siracettin Çekin

Siracettin Çekin

Modernleşmek mi, kendini kaybetmek mi?

Modernleşmek mi, kendini kaybetmek mi?

Son yıllarda üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biri şu: Biz gerçekten modernleşiyor muyuz, yoksa sadece tüketmeyi mi öğreniyoruz? Bu ikisini birbirine çok karıştırıyoruz. Yeni binalar yapmak, teknolojiyi kullanmak, ekonomiyi büyütmek elbette önemlidir. Ben bunların hiçbirine karşı değilim. Aksine, güçlü bir Türkiye’nin üretimden, bilimden ve teknolojiden geçtiğine inanıyorum. Fakat bütün bunları yaparken kendi kimliğimizi ve değerlerimizi koruyabiliyor muyuz? Asıl cevabını aramamız gereken soru budur.

Bugün toplum olarak farklı bir arayışın içerisindeyiz. Bir yandan inançlarımızı, geleneklerimizi ve kültürümüzü yaşatmak istiyoruz; diğer yandan modern dünyanın sunduğu hayatın tamamına sahip olmayı arzuluyoruz. İşte tam da bu noktada ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor. Çünkü modern dünyanın en güçlü yönlerinden biri üretmekse, en zayıf yönlerinden biri de insanı sadece tüketen bir varlığa dönüştürmesidir. İnsan ise sadece tüketerek mutlu olabilecek bir canlı değildir.

Etrafımıza baktığımızda bunu açıkça görebiliyoruz. Evlerimiz büyüyor ama aile içindeki sohbetler azalıyor. Alışveriş yapacak imkânlarımız artıyor ama kanaat duygumuz zayıflıyor. Sosyal medyada binlerce kişiye ulaşabiliyoruz ama en yakınımızdaki insanı anlamakta zorlanıyoruz. Hayat hızlanıyor, imkânlar çoğalıyor ama sanki huzur aynı hızla bizden uzaklaşıyor.

Ben modernleşmenin karşısında durmayı doğru bulmuyorum. Zaten bunun mümkün olduğunu da düşünmüyorum. Mesele modernleşmek değil, modernleşirken insan kalabilmektir. Teknolojiyi üretelim ama onun esiri olmayalım. Para kazanalım ama para karakterimizi belirlemesin. Güçlenelim ama güçlendikçe vicdanımızı kaybetmeyelim. Çünkü kalkınma yalnızca ekonomik rakamlarla ölçülmez; ahlakı, adaleti ve merhameti de içinde taşımalıdır.

Bana göre bugün en büyük tehlike, hayatın merkezine insanı değil eşyayı koymaya başlamamızdır. Oysa bizim medeniyet anlayışımız, sahip olduklarımızdan önce nasıl bir insan olduğumuza bakar. Yardımlaşmayı, paylaşmayı, israftan kaçınmayı ve vicdanı öğütler. Eğer bu değerleri kaybedersek, elde ettiğimiz maddi başarıların bizi gerçekten mutlu etmesi mümkün olmayacaktır.

Ben inanıyorum ki bu millet, geçmişte olduğu gibi bugün de dengeyi kurabilecek bir birikime sahiptir. Ne dünyadan koparak yaşayabiliriz ne de dünyanın bizi bütünüyle değiştirmesine izin verebiliriz. Yapmamız gereken şey; çağın imkânlarını kullanırken kendi medeniyetimizin ahlakını, inancını ve insan anlayışını koruyabilmektir. Asıl başarı da bana göre budur.

Bugün hepimizin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: Daha zengin mi oluyoruz, yoksa daha değerli insanlar mı oluyoruz? Çünkü güçlü devletler sadece büyük ekonomilerle kurulmaz. Güçlü devletleri ayakta tutan, sağlam karakterli insanlar ve güçlü bir medeniyet tasavvurudur. Eğer bunu koruyabilirsek, modernleşme bizi dönüştüren değil, bizi güçlendiren bir sürece dönüşecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Siracettin Çekin Arşivi