Siracettin Çekin

Siracettin Çekin

Mutlak butlan ve CHP

Mutlak butlan ve CHP

Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan mutlak butlan tartışmaları ve ardından gelen mahkeme kararı, yalnızca CHP'nin değil, Türk siyasetinin de gündemine oturdu. Hukuk devletinde mahkeme kararlarına saygı duymak elbette bir zorunluluktur. Ancak bazı kararlar vardır ki, hukuki sonuçlarının yanında siyasi sonuçlar da doğurur. İşte bugün yaşanan tam olarak budur. Tartışma artık sadece bir dava dosyasının konusu değil, demokrasi anlayışının da bir parçası haline gelmiştir.

Siyasi partiler sıradan kurumlar değildir. Onların yöneticilerini şirket hissedarları ya da bürokratlar belirlemez. Siyasi partilerin kaderini delegeler, üyeler ve nihayetinde seçmenler belirler. Bu nedenle CHP kurultayında ortaya çıkan iradenin mahkeme salonlarında yeniden değerlendirilmesi, hukuken mümkün olsa bile siyasi açıdan farklı tartışmaları beraberinde getirmektedir. Çünkü siyasetin en büyük meşruiyet kaynağı halkın ve teşkilatların ortaya koyduğu iradedir.

Demokrasinin özü sandıktır. Sandık bazen mahallede kurulur, bazen bir partinin kurultay salonunda. Delegeler oy kullanır, adaylar yarışır ve sonuç ortaya çıkar. Beğenelim ya da beğenmeyelim, demokrasinin güzelliği de burada yatmaktadır. Eğer her siyasi çekişmenin son adresi mahkemeler olursa, partilerin kendi iç mekanizmalarının ve demokratik kültürünün zayıflaması kaçınılmaz hale gelir.

Bu nedenle ben meseleye kişiler üzerinden değil, ilke üzerinden bakıyorum. Bugün konu CHP'dir, yarın başka bir siyasi parti olabilir. Önemli olan, siyasi rekabetin ve liderlik mücadelelerinin öncelikle demokratik yollarla çözülmesidir. Bir siyasi partinin genel başkanını belirleyen esas güç, yargı kararlarından önce o partinin delegeleri ve üyeleridir. Demokratik siyasetin ruhu da bunu gerektirir.

Özgür Özel'in genel başkan olarak seçilmesi, kurultay salonunda ortaya çıkan iradenin sonucudur. Bu iradeye katılmak ya da katılmamak ayrı bir meseledir. Ancak ortaya çıkan sonucun siyasi anlamını görmezden gelmek de mümkün değildir. Çünkü siyaset, sadece hukukun değil, aynı zamanda toplumsal meşruiyetin de alanıdır. Toplumsal meşruiyet ise en güçlü şekilde sandıktan doğar.

Sonuç olarak mahkemenin verdiği karara saygı duyulmalıdır. Fakat aynı zamanda şu gerçeği de unutmamak gerekir: Mahkemeler hukuki meşruiyet üretir, siyasetin meşruiyetini ise milletin iradesi belirler. Türk demokrasisinin güçlenmesi için ihtiyacımız olan şey, siyasi partilerin kendi sorunlarını demokratik yöntemlerle çözebilmesidir. Çünkü güçlü demokrasi, mahkeme koridorlarında değil, sandıkta ortaya çıkan iradeye duyulan güvenle ayakta kalır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Siracettin Çekin Arşivi