Yasa kabul edildi… Şimdi asıl sınav başlıyor
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, ülkenin uzun yıllardır mücadele ettiği terör meselesi bakımından önemli bir dönüm noktasıdır. Fakat bir yasanın kabul edilmesi, sürecin tamamlandığı anlamına gelmez. Asıl sınav çoğu zaman kabulden sonra başlar.
Türkiye bu noktaya kolay gelmedi. On yıllar boyunca terörün ağır bedelini ödedik. Güvenlik güçlerimizi, vatandaşlarımızı, gençlerimizi kaybettik. Aileler dağıldı, bölgelerin kalkınması gecikti, devlet kaynakları güvenlik harcamalarına aktı. Bu bedellerin ardından atılan her adım, geçmişte hayatını kaybedenlerin hatırasına ve geride kalanların adalet duygusuna karşı sorumluluk taşır.
Burada ne geçmişi unutmak ne de geleceği geçmişin içine hapsetmek doğru olur. Türkiye’nin ihtiyacı, güvenlik ile hukuku, adalet ile toplumsal bütünleşmeyi aynı zeminde buluşturabilmektir.
Sürecin ilk şartı sahadaki durumun eksiksiz ortaya konulmasıdır. Silahlı faaliyetlerin gerçekten sona erdiğinin, silah ve mühimmatın teslim edildiğinin ve yeniden silahlanma ihtimalinin kaldırıldığının ilgili kurumlarca titizlikle tespit edilmesi gerekir. Devlet aklı aceleye gelmez: Tespit edilir, doğrulanır, kayıt altına alınır ve denetlenir. Çünkü kazanılmış güvenlik zemininin belirsizlik nedeniyle yeniden tartışmalı hâle gelmesine izin verilmemelidir.
Hukuki süreç de aynı hassasiyetle yürütülmelidir. Kimlerin hangi şartlarda başvurabileceği, hangi suçların kapsam dışında olduğu ve topluma dönüşün nasıl denetleneceği açık olmalıdır. Ağır suçlar konusunda adalet duygusu korunmalı, şehit ailelerinin ve gazilerin hassasiyetleri zedelenmemelidir. Süreç kontrolsüz bir af algısı yaratmamalı; denetlenebilir, ölçülebilir ve sorumluluk esasına dayalı olmalıdır.
Meseleyi yalnızca güvenlik ve hukukla sınırlamak eksik kalır. Gerçek toplumsal bütünleşme silahların susmasından sonra başlar. Bölgenin ekonomik potansiyeli harekete geçirilmeli, gençlerin eğitim ve istihdam imkânları artırılmalı, yatırımlar hızlandırılmalıdır. Bir ülkenin en büyük gücü yalnızca sınırlarını koruyabilmesi değil, vatandaşlarının geleceğe umutla bakabilmesidir.
Türkiye’nin jeopolitik konumu da bu değerlendirmede göz ardı edilemez. Bölgede çıkar çatışmalarının yoğun olduğu bir coğrafyada, dış aktörlerin –İsrail başta olmak üzere bazı kapitalist ve emperyalist emellerin– ülke içinde silahlı gruplar oluşturma veya mevcut gerilimleri körükleme ihtimali her zaman vardır.
Bu gerçeklik, uyanıklığı zorunlu kılar. Ancak uyanıklık, paranoya ya da sürekli şüphecilik demek değildir.
En etkili savunma, demokrasinin güçlenmesi, kurumların sağlamlaşması ve toplumun adalet duygusunun diri tutulmasıdır. Güçlü demokrasi, Türkiye’nin elini hem içeride hem dışarıda güçlendirir.
Barışın kaybedeni olmaz. Tarihe bakıldığında, en zor dönemlerde bile affetme ve yeni bir sayfa açma iradesi kalıcı sonuçlar doğurmuştur. Hz. Peygamber, kendisini öldürmeye çalışanları ve hicrete zorlayanları bile, şartlar olgunlaştığında affetmiş, toplumsal barışı esas almıştır. Bu, zayıflık değil; uzun vadeli bir ahlak ve siyaset anlayışıdır. Aynı anlayış, bugün de uyanık ama adaletli bir toplum inşası için yol gösterici olabilir.
Bu noktaya gelinmesinde siyasi irade ortaya koyan aktörlerin katkısını hakkaniyetle değerlendirmek gerekir. Sayın Devlet Bahçeli’nin kararlı tutumu, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, Meclis’in çalışmaları, siyasi partilerin katkıları ve güvenlik kurumlarının mücadelesi bu tablonun parçalarını oluşturmuştur.
Mesele teşekkür etmekten daha büyüktür. Asıl iş siyasilerden başlayarak herkese düşer. Siyasetçiler, medya, sivil toplum ve vatandaşlar; uyanıklığı adaletle, temkini umutla birleştirmek zorundadır. Tespit, teyit ve denetim esas alınmalı; üzerine güvenlik, adalet ve toplumsal bütünleşme hedefleri konmalıdır.
Türkiye geçmişin acılarını unutmadan geleceği inşa edebilirse, bugün yalnızca bir yasa kabul edilmiş olmayacak; uzun yılların ağır meselesi, devlet aklı ve millet iradesiyle yeni bir aşamaya taşınmış olacaktır.
Yasa kabul edildi.
Şimdi milletin gözü uygulamadadır.
Çünkü tarih, yalnızca hangi kararların alındığını değil, o kararların hangi sorumlulukla hayata geçirildiğini de yazar.
Asıl sınav şimdi başlıyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.