Rojava: Tercihler zorunluluklar ve sonuçlar -I-
Rojava süreci bir anlaşmayla şimdilik çatışmalı zeminden müzakere zeminine çekildi. Direnişin tek yol olduğu günlerde analiz yapmak, hataları ve sebeplerini ortaya koymak yersizdi. O an için yapabileceklerimizi yapmak an'ı ıskalamamak adına yazmaktan daha doğruydu. Zaten o ortamda zulanda ne varsa ortaya saçarcasına yazıp çizmek toplumsal ortamı tam bir tımarhaneye çevirir. Her ulus tarihte geniş ölçekli krizlerle yüz yüze gelir ve kapasiteleri sınanır. Rojava özelinde ortaya çıkan ulusal krizi yok olmadan atlatmamızı sağlayan, kabul edelim ki ne partilerimiz ne de Kürt aydın sınıfı oldu. Bu ulusal krizde bizi kurtaran 50 milyon Kürdün sokakta ortaya koyduğu ulusal halk rejimiydi. Bu manada Kürtlerin dört parçada ve Avrupa başkentlerinde ortaya koydukları irade yalnızca Rojava'ya destek eylemleri olarak tanımlanamaz. Bu irade siyaset ve aydın sınıfını da peşine takan ilkeleri net, politik çizgileri belirgin, slogan ve sembolleri berrak olan bir ulusal halk rejimi programıydı.
Dahası bu halk hareketinin yönü bir parti tarafından üstten belirlenmedi; dipten gelen bir özelliğe sahipti. Bu öz o kadar güçlüydü ki bütün Kürt siyasetlerinin beton duvarlarını yerle bir ederek hepsinin bu ulusal momentuma ortak olmak için "hassasiyetlerini" bırakıp adeta yarışmasına vesile oldu. Eski olanın çözüldüğü, yeni olanın henüz ortaya çıkmadığı bu eşikte toplumsal olan siyasal ve ideolojik olanın önüne geçti, toplumsal dinamikler Kürt siyasetindeki boşluğu doldurdu ve değişimin, yenilenmenin yönünü gösterdi. Bunu doğru okumayan hiçbir Kürt siyaseti başarılı olamaz ve 2026 Ocağında halktaki düşünsel eşiği anlayamayan hangi Kürt siyaseti olursa olsun son sürat marjinalleşecektir.
Hepimiz görelim ki bu yeni bir Kürt fotoğrafıdır. Tekrar etmekte bir beis görmüyorum: 8-10 milyon Kürdün bu ortaya çıkış biçimini eylem, yürüyüş, protesto olarak tanımlamak doğru değildir. Bu ortaya çıkış biçimi bütün Kürt siyasetlerine bir ulusal müdahaledir ve en üst politik program beyanıdır. Parçalı Kürt siyasetlerine karşı üst kimlik çağrısıdır. "Birbirinizle tartışabilirsiniz, kavga edebilirsiniz fakat kaderiniz ortaktır, biriniz yok olursa tek tek diğerleriniz de yok olur" uyarısıdır. "Dünya Kürtleri parça parça konuşmak istiyor fakat Kürtler tektir" beyanıdır. Kürt siyasetleri veya egemen devletler kabul etseler de etmeseler de, bu yükselen Kürt dalgasıyla birlikte Kürt meselesi artık çerçeve değiştirmiştir, seviye yükseltmiştir. Artık her parçada Kürtler, bir güvenlik sorunu ve yaşadıkları ülkelerde bireysel hakları verilmesi gereken topluluk olmaktan çıkmış, tarihsel bir halk ve ulus meselesi seviyesine yükselmiştir. Bu yükselişi Kürt siyasetleri değil Kürt halkının kendisi gerçekleştirmiştir. Açıkçası ben esasen partilere, örgütlere, bireylere, cemaatlere pek inanmam.
Kalabalıkların ortak davranışını, onların sessizliklerini, seslerini, meydan okumalarını daha çok dikkate alırım. Çünkü büyük beyin, büyük irade O'dur. Zaten siyasi doktrinlerin başarılı olma koşulu da kitlelerin içgüdüsüne sahip olması ve ona sahip çıkmasıdır. Kürt toplumu bu kolektif irade ve gösterisiyle sadece Rojava'yı kurtarmakla kalmamış, aynı zamanda Kürtler'in içindeki baskın politik eğilimin Apoculuk, Barzanicilik, Talabanicilik değil; Kürt demokratik ulusalcılığı olduğunu da açığa çıkarmıştır. Bu tescil edilmiş oldu. Halk bugüne kadar destek verdiği PKK -KDP-YNK siyasetlerinin adeta üstünden geçerek hepsinin önüne yeni ve tek bir siyaset koydu: bütün dünyada modern uluslar ne yaptıysa onları yaparak ulus inşasını tamamlayın. Yani Kürtler'in ulus olarak temsil edildiğini hissedecekleri hem tüm ulus için hem dünyada bağlayıcı ulusal demokratik kurumsal yapılar kurun. Ve yine birşey daha açığa çıktı. O da şu ki Kürt toplumu ile partileri arasındaki ideolojik ve politik uçurum orta vadede çözülmezse bir iç krize gebelik edecektir. Bu bakımdan Kürt liderleri ve siyasi aktörlerin halkın verdiği mesajı iyi algılaması ve hepsinin ideolojik ajandalarını, politik programlarını, stratejilerini ve dilini revize etmesi gerekmektedir. Kürt siyasetleri halkın gösterdiği bu yönü esas almayıp ideoloji merkezli bir anlam rejimi inşası veya parça merkezli popülist söylem inşasını sürdürürlerse Kürt dalgası tarafından kamusal infaza tabi tutulurlar.
Peki ne oldu da Kürtler Suriye'de birden yalnızlaştı, saldırıların açık hedefi haline geldi, 14 yıllık kazanımlar iki haftada önemli oranda yitirildi? Peşinen şunu söylemeliyim ki Rojava'da mümkün olan şey gerçekleşiyor, Suriye'deki Kürtler'in güç kapasitesinin çok üstünde olan şey ise tasfiye oluyor. Ve bu gerçekleşmeler salt Öcalan sosyalizm dediği için, yada İmralı'da görüşmeler olduğu için değil, veyahut Barzani Rojava'yı ulusal bir mesele olarak görüp sahiplenmediği için değil; esas olarak reel güç dengeleri içindeki değişikliklerden ötürü oluyor. Bu bakımdan Rojava konusunda yapılan tartışmalar kanımca esastan hatalı yapılıyor. Şöyle ki Rojava tarihi tek sepete konulup tek parça halinde tartışılıyor. 1. Kobani zaferinden Ocak 2026' ya kadar olan Rojava zamanı tek zaman olarak ele alınıp ya zorunluluk yada tercih olarak ele alınıp yargılanıyor. Oysa durum öyle değil. Bence gerçeğe yakın durum tanımı şudur: Rojavada gerçekleşen son tablo bir tercih değil; zorunlu bir sonuçtur. Fakat son tablodan önceki daha da net olarak Şara'ya Şam'ın verilmesinden önceki zaman ise bir zorunluluk değil, bir tercihin sonuçlarıdır. Bu zaman ayrımını yaptıktan sonra zorunlulukları ve sonuçları ile birlikte tercihleri ele alabiliriz.
Politika yapmanın asgari ve temel bir takım koşulları vardır. Politika yapmaya kalkan, önce temel güçlerin toplumsal konum, çıkar ve karakterleri hakkında doğru ve tutarlı bir kavrayışa sahip olmalıdır. Bu itibarla ABD'nin yeni ulusal güvenlik stratejisi belgesi anlaşılmadan Rojava hatta Ortadoğu'daki gelişmeleri anlamak zorlaşır. ABD'nin yeni ulusal güvenlik stratejisi belgesinde öne çıkan başlıklar kısaca şöyle: ABD başka toplumlara demokratik dönüşümler dayatmayacak, herşey ABD'nin somut ulusal çıkarları olacak, Ortadoğu'da büyük maliyetlerle zaman alan ebedi savaşlardan kaçınılacak, demokrasi, insan hakları stratejik öncelik olmayacaktır. Belgede en can alıcı ifade ise " dünyanın temel siyasal birimi gelecekte de ulus devlet olacakt" tespiti ile birlikte " her ulus kendi çıkarını öncelemelidir" diyor ve ekliyor: "dünyanın uluslarıyla iyi ilişkiler ve barışçıl ticari ilişkiler ararız, fakat onlara, kendi gelenek ve tarihlerinden köklü biçimde farklı demokratik yada başka türden toplumsal dönüşümler dayatmayız". Aslında bu belge ABD'nin durduğu yeri apaçık ortaya koyuyor. Yani haklı bir dava olmamız, ahlaki demokratik bir model önermemiz, diğer halkları düşünmemiz, çağdaş olmamız dünya düzeninde bir stratejik değer üretmiyor. Ayrıca devletsiz, egemenlik kapasitesi olmayan ve bölge devletlerinin tehdit olarak gördüğü yapıları ABD istikrarsızlık kaynağı olarak görüyor. Bununla birlikte ABD özerk yapıları, defacto statüleri, devlet dışı silahlı aktörleri bölge devletlerinin inisiyatif alanına bırakıyor. ABD'nin yeni ulusal güvenlik stratejisi belgesindeki bu vizyona bakıldığında Suriye'de Kürtler'in kazanımlarının hızlıca tersine dönmesinin gerçek zemini anlaşılır. Zira Kürt kazanımları ulus devlet zeminine oturmuyor, uluslararası hukukta karşılığı yok, bölge devletlerinin tamamı tarafından tehdit olarak algılanıyor. Dolayısıyla mevcut statüsü, parçalı siyasetleri ve güç kapasitesiyle Kürtlerin ABD'ye yada küresel güçlere stratejik ittifak olma imkânı yoktur. Dolayısıyla ortada paradigma iflasından ziyade, paradigmanın diplomatik gücü, uluslararası karşılığı ve Suriye sahasını idare edecek oranda Kürt nüfus dengesi yoktur. Yoksa mesele paradigma olsaydı tüm dünya ile kavgalı olan El Kaide paradigmasının Şam'da iktidar olma şansı olamazdı. Yani olan bitenin yönünü belirleyen küresel stratejik yönelimdir.
Bu yüzden dünyaya Kürdistan'dan bakmaktan vazgeçmeliyiz. Kürdistan'a dünyadan bakmayı öğrenmeliyiz. Ve dünyadan Kürdistan'a bakmaya başladığımızda göreceğimiz ilk şey dünyanın tek meselesinin Kürt Kürdistan meselesi olmadığıdır. Yada şöyle demek daha doğru olur: Kürt meselesi global bir dünya meselesi değil. Yani bütün dünya ülkelerini yada insanlarını ilgilendiren bir sorun değil. Örneğin bir küresel ekonomi sorunu, dünya çapındaki gelir dağılımındaki eşitsizlik gibi yada ekoloji iklim değişikliği, kadın hakları gibi global bir sorun değil Kürt sorunu. Kürt meselesi esas itibariyle bölgesel bir sorundur. Uluslararası kimi güçleri ilgilendiriyor olması onun global bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bunu görmemiz önemlidir. Çünkü bunu görmezsek Kürt meselesini bir iki küresel güçle kendi aramızda çözeriz yanılgısından kurtulamayız. Bölgesel güçlerin bir şekilde dahil olmadığı bir çözüm mümkün değildir. Bölgesel güçler oyun kurucu olmasalar dahi, her birinin oyun bozucu kapasitesi vardır. Bugün yaşadıklarımız bu iki dışsal etkenle çok bağlantılıdır.
İkinci yazıda iç etkenleri ve sonuçlarını ele almaya çalışacağım.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.