Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Diyarbakır’da sorun yağmur mu, planlama mı?

Yaklaşık 20 yıllık bir belediye çalışanı olarak, sosyal medya hesaplarında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine yönelik hakarete varan eleştiriler karşısında konu ile ilgili birkaç kelam etmek istedim.

Diyarbakır'da son günlerde etkili olan yağışların ardından çok sayıda cadde ve sokak su altında kaldı, evler ve iş yerleri zarar gördü, bazı alt geçitlerde ve ana arterlerde ulaşım aksadı. DİSKİ'nin açıklamasına göre kent merkezinde 205 noktaya müdahale edildi, ALO 153'e 322 ihbar ulaştı, 3 ev ve 22 iş yerinde su tahliyesi gerçekleştirildi.

Bu tablo, Diyarbakır'ın kentsel altyapısını ve yağmur suyu tahliye sistemini yeniden tartışmaya açtı. Ancak bu tartışmayı yalnızca son yağışlar üzerinden yürütmek yeterli değildir. Asıl mesele, kentin yıllardır biriken altyapı sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik yerel yönetim politikalarıdır.

Öncelikle hakkaniyetli bir değerlendirme yapmak gerekiyor: Diyarbakır'ın bugünkü yağmur suyu altyapısı, iki yıllık bir yönetim döneminde oluşmadı. Kentin plansız büyümesi, geçmiş dönemlerdeki imar tercihleri, altyapı yatırımlarının yetersizliği ve yağmur suyu sistemlerinin kentleşmenin hızına ayak uyduramaması yıllar içinde birikmiş sorunlardır. Örneğin 8 yıllık kayyum yönetiminin Diyarbakır da yapmış olduğu alt yapı yatırımı var mıdır? buna bakmak lazım.

Dolayısıyla bugün yaşanan bütün sorunların sorumluluğunu yalnızca iki yıldır görevde olan mevcut yönetime yüklemek doğru değildir. Ancak bu tespit, bugünkü yönetimin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Çünkü bir yönetim göreve geldiğinde yalnızca belediyenin imkânlarını değil, geçmişten devraldığı sorunları da devralır. İki yıllık görev süresi, en azından mevcut sorunların bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi, risk haritalarının hazırlanması, önceliklerin belirlenmesi ve kalıcı çözüm programlarının kamuoyuyla paylaşılması için önemli bir süredir. Asıl sorgulanması gereken de budur.

Meteoroloji verilerinde Diyarbakır Bağlar istasyonu için 29 ve 30 Ekim tarihlerinde farklı 24 saatlik ölçüm periyotlarında 38,9 ve 13,3 kilogram/metrekare yağış bildirilmiştir. (Diyarbakır merkezindeki Bağlar istasyonunu esas alırsak yaklaşık 52,2 kg/m² yağış ölçülmüş.)

Bu miktar kesinlikle önemsiz bir yağış değildir. Avrupa'da da bu miktar, özellikle 24 saatlik sürede düştüğünde, su baskını uyarısı gerektirebilir. Yağmur sularının tahliye edilememesi, kanalizasyon ve yağmur suyu altyapısının yetersizliği su baskınlarına neden olabilir. Ancak önemli bir ayrım var: 52 kg yağışın iki güne yayılması ile birkaç saatte düşmesi aynı şey değildir.

Bu iki değerin doğrudan toplanarak kesin 48 saatlik toplam kabul edilmesi doğru değildir. Ayrıca 30 Ekim sabahı bir saatlik ölçümde 5,8 kilogram/metrekare yağış kaydedilmiştir.

Bu miktar, tek başına olağanüstü bir yağış olarak nitelendirilemez. Elbette bir istasyonun ölçümü bütün kentin aldığı yağışı temsil etmez. Ancak kentte yaşanan su baskınlarıyla birlikte değerlendirildiğinde önemli bir soruyu gündeme getirir:

Diyarbakır'ın yağmur suyu tahliye altyapısı hangi yağış şiddetine göre projelendirilmiştir? Mevcut hatlar saatte kaç milimetre yağışı tahliye edebilecek kapasitededir?

Bu soruların cevabı tahminlerle değil, bilimsel verilerle verilmelidir. Çünkü çağdaş kent yönetimi, sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekten ibaret değildir. Yağış rejimini, havza özelliklerini, kentleşme yoğunluğunu, yüzey geçirimsizliğini ve altyapının hidrolik kapasitesini önceden hesaplayarak riskleri azaltmayı gerektirir.

Ne yazık ki ülkede birçok veriye olduğu gibi, Diyarbakır'ın yağmur suyu altyapısına ilişkin kamuoyunun erişebildiği veriler, bu konuda ciddi bir şeffaflık ve planlama ihtiyacına işaret ediyor. Kent genelinde hangi bölgenin kaç milimetre/saat yağışı tahliye edebildiği, hangi mahallelerde kapasite yetersizliği bulunduğu ve altyapının hangi tekerrür periyotlarına göre projelendirildiği konusunda bütüncül ve güncel bir teknik tablo kamuoyuyla paylaşılmış değil. Bu durum, yerel yönetimlerin bilimsel verilerle çalışıp çalışmadığı konusunda haklı sorular doğuruyor.

Diyarbakır'da yağmur suyu drenajına ilişkin akademik çalışmaların bulunması ayrıca önemlidir.

Dicle Üniversitesi'nde 2024 yılında yayımlanan Kent İçi Yollarda Yüzeysel Yağmur Suyu Drenajı İçin Performans Analizi: Diyarbakır Örneği başlıklı araştırmada, belirli güzergâhlardaki yağmur suyu ızgaralarının sayı, kapasite ve konum bakımından yetersizlikleri ortaya konulmuştur.

2023 yılında Kadın Doğum Hastanesi Köprülü Kavşağı üzerine yapılan başka bir akademik araştırmada ise mevcut drenaj sisteminin farklı tekerrür sürelerine sahip yağış senaryolarında yetersiz kaldığı belirtilmiş ve alternatif bir tahliye sistemi önerilmiştir.

Bu çalışmalar, Diyarbakır'da son iki günde yaşanan yağmur suyu tahliyesinin yeni bir sorun olmadığını ortaya koymaktadır.

Ancak burada daha önemli bir soru var:

Üniversitelerin yaptığı bu araştırmalar belediyenin ve DİSKİ'nin planlamalarına ne ölçüde yansıtılmıştır? Bu bilimsel tespitler doğrultusunda hangi yatırımlar yapılmış, hangi eksiklikler giderilmiştir? Eğer akademik çalışmalar yıllar önce belirli bölgelerde kapasite yetersizliğine dikkat çekmişse, bugün aynı veya benzer sorunların yaşanması yalnızca geçmişin ihmalleriyle açıklanamaz. Bu araştırmaların sonuçlarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve uygulamaya aktarılması da bugünkü yönetimin sorumluluk alanındadır.

Mevcut yerel yönetimin iki yıllık görev süresinde Diyarbakır'ın bütün altyapı sorunlarını çözmesini beklemek gerçekçi değildir. Üstelik yağmur suyu altyapısı, ciddi bütçe, mühendislik çalışması ve uzun vadeli yatırım gerektiren bir alandır.

Ancak DİSKİ'nin teknik bir kurum olarak bu konuda yalnızca yağış sırasında müdahale eden bir birim olmaması gerekir. Kentin mevcut altyapı durumunu bilimsel verilerle analiz etmeli, tespitlerini ve çözüm önerilerini Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve Belediye Meclisine sunmalıdır. Örneğin; (Kentin yağmur suyu altyapısının güncel envanteri çıkarılmalı. Mahalle ve bölge bazında taşkın risk haritaları hazırlanmalı. Mevcut hatların hidrolik kapasitesi bilimsel yöntemlerle hesaplanmalı. Dicle Üniversitesi ve ilgili meslek odalarıyla ortak çalışmalar yürütülmeli. Geçmiş akademik araştırmalarda tespit edilen eksiklikler için hangi uygulamaların yapıldığını, hangilerinin yapılmadığının belirlenmesi. Önümüzdeki beş veya on yılı kapsayan bir yağmur suyu altyapı yatırım programı hazırlamalı.)

Yapılacak bu çalışmaların sonucunda da, bugünkü yönetimin geçmişten devraldığı sorunları çözmek için nasıl bir yol izleyeceğini ortaya koyacaktır.

Unutulmamalıdır ki; Diyarbakır'ın ihtiyacı günübirlik müdahale değil, bilimsel kent yönetimidir

DİSKİ ekiplerinin yağış sırasında sahada gösterdiği çaba önemlidir. Ancak 205 noktaya müdahale edilmiş olması, aynı zamanda bu noktaların neden riskli olduğunun araştırılmasını zorunlu kılmaktadır.

Biriken suyu tahliye etmek zorunlu bir belediye hizmetidir. Fakat aynı noktalarda her yağmurda benzer sorunların yaşanmasını önlemek, asıl yerel yönetim başarısıdır.

Bunun için öncelikle belediye yönetimi DİSKİ den aşağıdaki soruların cevabını istemeli.

• Diyarbakır'ın merkez ilçelerinde toplam kaç kilometre yağmur suyu tahliye hattı bulunuyor?

• Kaç adet yağmur suyu mazgalı ve ızgarası var?

• Bu mazgalların ne kadarı düzenli olarak temizleniyor?

• Kentin hangi bölgelerinde yağmur suyu tahliye kapasitesi yetersiz?

• Son yağışta 205 noktaya müdahale edilmesinin nedenleri nelerdir?

• Bu noktalardan hangilerinde altyapı yetersizliği, hangilerinde mazgal tıkanıklığı tespit edildi?

• Yağmur suyu hatlarının kapasitesi metrekareye düşen yağışın hangi şiddetine göre hesaplandı?

• Su baskını yaşanan bölgeler için kalıcı bir altyapı iyileştirme programı var mı?

Bu soruların cevapları kamuoyu ile paylaşılmalı.

Sonuç: Diyarbakır'ın altyapı sorunları yılların birikimidir. Bu sorunları yalnızca bugünkü yerel yönetime mal etmek ne hakkaniyetli ne de gerçekçidir. Ancak geçmişin sorunlarını sürekli gündeme getirerek bugünkü sorumluluklardan kaçınmak da kabul edilemez.

İki yıldır görevde olan bir yerel yönetimden beklenen, bütün sorunları bir anda çözmesi değil; sorunları bilimsel verilerle ortaya koyması, önceliklendirmesi, bütçelendirmesi ve çözüm için somut adımlar atmasıdır.

Bugün Diyarbakır'da cevap bekleyen temel soru şudur: Kentin yağmur suyu altyapısı hangi bilimsel hesaplamalara göre yönetiliyor ve gelecekte benzer su baskınlarının yaşanmaması için nasıl bir plan uygulanıyor? Yerel yönetimler kentin geleceğini bilimsel bilgiyle planlamak, kaynakları doğru kullanmak ve yaptıkları çalışmalar konusunda halka bilgi vermek zorundadır.

Diyarbakır halkı her yağmur yağdığında evinin, iş yerinin ve sokağının su altında kalmasından endişe etmek zorunda değildir.

Çünkü yağmur bir doğa olayıdır; ancak yağmurun kent yaşamında afete dönüşmesini önlemek, planlamanın, bilimin ve yerel yönetim sorumluluğunun konusudur.

Diyarbakır'ın ihtiyacı geçmişi suçlamak ya da bugünü savunmak değil; geçmişten ders çıkaran, bugünü bilimsel verilerle yöneten ve geleceği planlayan bir yerel yönetim anlayışıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi