Fırat Aygen

Fırat Aygen

Diyarbakır’da Post-Örgüt Kültürünün İlk Zamanları, Mekâna Çökmeler ve Latin Amerika Sendromu

Diyarbakır’da Post-Örgüt Kültürünün İlk Zamanları, Mekâna Çökmeler ve Latin Amerika Sendromu

Latin Amerika’da uzun yıllar boyunca birçok ülkede egemen devletlerle çatışma içerisinde olan silahlı örgütlerin tasfiyesinden sonra büyük güç boşlukları meydana gelmiş; bu boşlukları ise çoğu zaman egemen devletlerle birlikte uyuşturucu kartelleri ve mafya grupları doldurmuştur. Bu durum, tarihsel tecrübelerle sabittir.

Kolombiya’da FARC ve ELN (yarı aktif), Peru’da Sendero Luminoso, Paraguay’da EPP, Şili’de RAM ve Arjantin’de Montoneros gibi silahlı örgütlerin gerilemesi akabinde oluşan güç boşluklarını egemen devletler hâlâ doldurmakta zorlanmaktadır. Silahlı örgütlerin tasfiyesine odaklanan egemen devletlerin, tasfiye sonrası oluşacak güç boşluklarının uyuşturucu çeteleri ve mafya gruplarınca doldurulacağını öngörmekte zorlanmaları anlaşılabilir bir durumdur. Zira egemen devletlerin tasfiye psikopatolojisi, daha çok semptomları gidermeye odaklanan bir bakış açısından kaynaklanmaktadır. Ancak semptomatik yaklaşımın nihai çözümler getiremeyeceği, tarihsel tecrübelerle açıkça görülmektedir.

Latin Amerika’da söz konusu silahlı örgütlerin neden taban bulmakta zorlanmadığı sorusunun cevabı, birçok başlık için öngörü oluşturabilecek niteliktedir. Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel sorunlar ile politik keskinleşmeler, bu tabanın oluştuğu yerlerdeki temel dinamiklerdir. Silahlı örgütlerin tasfiyesi, o bölgede yeni bir güç odağının taban bulamayacağı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle Latin Amerika’da uyuşturucu kartellerinin yükselişi ile silahlı örgütlerin düşüşü arasındaki ilişki dikkatle izlenmelidir.

Kitlelerde egemen sisteme yönelik tepkisel enerjiyi kanalize eden yeni güç odaklarının yükseldiği gözlemlenmektedir. Temel olarak sosyo-ekonomik dinamiklerin motivasyon kaynağı olduğu bölgesel mobilizasyonda, kültürel ve politik başlıkların da zaman zaman öfkenin kaynağına dönüştüğü görülmektedir.

Ülkemizde de benzer bir sürecin giderek daha yaygın şekilde hissedildiği söylenebilir. Başat olarak DHKP-C, PKK ve Hizbullah gibi yapıların gerilemesine paralel biçimde, Daltonlar, Casperlar ve Redkitler gibi kartelleşme eğilimi gösteren yeni nesil mafya gruplarının taban bulduğu görülmektedir. Daha yakından incelendiğinde, bu grupların birçok üyesinin, söz konusu silahlı yapıların geçmişte taban bulduğu bölgelerin daha genç kuşaklarından geldiği anlaşılmaktadır.

Kolektif değişim vaat ettiğini iddia eden hareketlerden, bireysel zenginleşme vaat eden mafyatik yapılara doğru bir yönelim söz konusudur. Sınıf sosyolojisinin argümanlarının işlerlik kazandığı bu durum, Ankara’nın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreçte, sular çekildiğinde ortaya çıkacak tabloya hazırlıklı olunması gerektiğini göstermektedir.Yani, bir “Latin Amerika Sendromu” ile karşı karşıya kalma ihtimali.

Latin Amerika Sendromu kavramsallaştırması ve bölgesel izahı, AK Parti milletvekili Sayın Salim Ensarioğlu’na, Sayın Devlet Bahçeli ile görüşmesinde kendilerine iletilmek üzere tarafımızca paylaşılmıştır. Bahçeli’nin ise “Bu boyutuyla hiç düşünmemiştik.” şeklinde bir tepki verdiği ifade edilmiştir.

Bir “Latin Amerika Sendromu” kapımızı çalıyor olabilir. Tsunami sona erdikten sonra ortaya çıkacak tabloda; ekonomik, kültürel, siyasal, psikolojik ve eğitsel alanların yeniden yapılandırılması için ulusal ve yerel tüm bileşenlerin ortak bir eylem planı çerçevesinde hareket etmesi, sürecin ikinci perdesi olmalıdır.

Zira bir hayalet dolaşıyor: Latin Amerika Sendromu hayaleti.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fırat Aygen Arşivi