Fırat Aygen

Fırat Aygen

‘Siyasal Kürtlük’ ile ‘Kültürel Kürtlük’ arasındaki kriz üzerine

‘Siyasal Kürtlük’ ile ‘Kültürel Kürtlük’ arasındaki kriz üzerine

Türkiye’de siyasi hareketlerin neredeyse tamamı kültürel üretimi ihmal etmiş; zamanla üzerinde sörf yaptıkları siyasal alanın taşıyıcısı olan kültürel zemini aşındırarak kendi imha süreçlerini başlatmıştır. Oysa kültürel üretim, siyasal varoluşun ön koşulu ve kitlesel kabulün kalıcı hâle gelmesindeki temel unsurlardan biridir. Buna rağmen uzun yıllardır siyasi yapıların kültürel kaygıları geri planda kalmakta, bu durum ise zamanla bir oto-tasfiye sürecine dönüşmektedir.

Kimlik talepleri üzerinden şekillenen siyasi hareketler açısından kültür ile siyaset arasındaki ilişki, diğer siyasal hareketlere kıyasla çok daha hayati bir nitelik taşımaktadır. Bugün Kürt siyasi hareketi için de aynı denklem geçerlidir. Kimlik taleplerinin siyasal mücadelenin ana eksenine yerleştiği bu süreçte, Kürt kimliği politik alanın temel nesnesine dönüşmüştür. Ancak Kürt kimliğinin siyasal varoluşun ana unsuru hâline geldiği bir harekette, Kürt kültürünün ihmal edilmesi ciddi biçimde tartışılması gereken bir durumdur.

Kürtçenin kamusal alanda özgürleşmesini temel hedef olarak belirleyen siyasal Kürtlük, Kürt kültürünü büyük ölçüde dile indirgemekte; böylece kültürün çok katmanlı yapısını daraltmaktadır. Sonuç olarak siyasal Kürtlük, kültürel Kürtlüğün alanını genişletmek yerine onu daraltan bir işlev görmektedir.

Bugün siyasal Kürtlüğün kültürel Kürtlük üzerinde güçlü bir vesayet kurduğunu söylemek mümkündür. Kürt kültürünün geleneksel unsurlarını gündelik yaşam içerisinde yeniden üreten mekanizmalar giderek zayıflamakta; buna paralel olarak siyasal Kürtlük de kendi kültürel bağlamını kaybetmeye başlamaktadır. Üstelik kültürel kimliği büyük ölçüde dile indirgeyen siyasal aktörlerin kendi kamusal konuşmalarında Kürtçeyi yeterince tercih etmemeleri, hareket içerisinde de giderek büyüyen bir tartışmanın konusu hâline gelmektedir.

Yazının girişinde ifade ettiğimiz gibi, bu tartışmanın temel nedeni siyasal Kürtlük ile kültürel Kürtlük arasındaki makasın giderek açılmasıdır.

Kimliklerin siyasal bir nesneye dönüşmesi ise tarihsel tecrübelerin de gösterdiği üzere milliyetçiliğin egemen bir ideolojiye dönüşme sürecini besleyebilmektedir.

Bu noktada Antonio Gramsci’nin Kuzey ve Güney İtalya üzerine yaptığı değerlendirmeyi hatırlamakta fayda vardır:

“Güneyliler İtalyanlıktan ölürken, Kuzeyliler İtalyanlıktan para kazandılar.”

İtalya’nın tarihsel kimlik serüvenine bakıldığında, Güney İtalya’nın kültürel varoluşun insan kaynağını temsil ettiği; buna karşılık Kuzey İtalya’nın bu kültürel sermayeyi ekonomik ve siyasal güce dönüştüren merkez hâline geldiği söylenebilir. Milano, Torino ve Bologna gibi şehirlerin ekonomik olarak güçlenmesine karşılık, Sicilya uzun yıllar yapısal sorunlar ve organize suç olgusuyla anılmıştır.

İtalya örneğinden hareketle denilebilir ki siyasal Kürtlük de kültürel bağlamından uzaklaştıkça, toplumun ortak kültürel hafızasını temsil eden bir hareket olmaktan ziyade, belirli siyasal elitlerin veya oligarşik yapıların ideolojisine dönüşme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Bugün Diyarbakır’ın kültürel açıdan giderek kırılgan hâle gelmesi, kültürel Kürtlüğü ve onun geleneksel değerlerini ihmal eden siyasal alanın sorumluluğunu yeniden tartışmayı gerekli kılmaktadır. Siyasal varoluşun üzerine inşa edildiği kültürel zeminden kopuş, esas kaygının kültürel değil siyasal olduğunu göstermektedir. Bu kopuşun temel sorumluluğu ise siyasal aygıtlar etrafında kümelenen güç odaklarında aranmalıdır.

Özetle, siyasal hareketlerin kendi kültürel kaynaklarını ihmal etmeleri, zamanla temsil ettiklerini iddia ettikleri toplumsal zeminden uzaklaşmalarına yol açmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, metaforik olarak söylemek gerekirse; “Güney İtalya kapandı, hoş geldin Kuzey İtalya.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fırat Aygen Arşivi