Fırat Aygen

Fırat Aygen

İran: Doğu’nun Ukrayna’sı mı?

İran: Doğu’nun Ukrayna’sı mı?

Attığımız başlık, içeriğe dair birçok görüşü kendinde barındırır nitelikte. Avrupa; Kiev düştükten sonra sıranın Berlin, Londra ve Paris’e geleceği endişesiyle uzun yıllardır Rusya’ya Ukrayna’da direniyor. Devletlerin yeni savaş konseptini dünya ilk kez orada deneyimledi. Devletler arası savaş, önceki iki dünya savaşından farklı olarak “zaman yönetimi ve deneme-yanılma yöntemi” üzerinden vuku buluyor. Zira İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçen süre zarfında kimin ne ürettiğinin tümüyle istihbarat raporlarına yansımamış olması ihtimali oldukça güçlü. Bu yüzden Rusya ve Avrupa, küçük ölçekli bu savaşta bir bilek güreşiyle envanter ve yetenek yoklaması yapıyorlar uzun süredir. Bunun dışında savaşı zamana yayarak kırılgan Rus ekonomisini çökertme stratejisi de elbette oldukça belirgin başlıklardan biriydi.

Ortadoğu’da “Aksa Tufanı”ndan sonra Şii hilalinin tasfiyesi takvimi başlamış ve finalde bu hilalin kalbi olarak görülen Tahran’ın imhası aşamasına gelinmiştir. Elbette küresel güç sisteminin ana ağırlık merkezlerinin ve jeopolitiğin yeniden kurgulandığı bu kritik dönemde masadaki ajandaların uygulanabilirlik durumu belirleyici olacaktır. Ortadoğu’da Batı’nın mutlak zaferi açısından kalan son kale olan Tahran, sadece Şii dünyası için değil, jeopolitik dengelerin yeniden haritalandırılması bakımından da kritik bir öneme sahip. Avrupa, ABD ve İsrail’in mutabık kaldığı bir Tahran tasfiyesi ihtimali karşısında Rusya ve Çin’in pozisyonu da gözleme muhtaç. Rusya’nın karmaşık dış ilişkileri ve Çin’in ticari hegemonya arayışı, belli ölçülerde güç sistemindeki konumlanmaları etkilemektedir. Ancak Batı kadar organize ve iç hukuku olan bir müttefiklikten yoksun olan Doğu için öngörülebilir savunma reflekslerine sahip oldukları söylenemez.

Kaldı ki bu köşede daha önce de ifade ettiğimiz üzere Rusya ile İsrail arasındaki karmaşık ilişkinin boyutları dikkate alınması gereken hususların başında geliyor. Avrupa’nın Ortadoğu’da İsrail’i sınırlama arzusuna karşın, Rusya’yı manevra alanı olarak gören Tel Aviv’in dış politikadaki esnekliği de dikkat çekici.

Ancak tüm bu güç ilişkileri sarmalının orta yerinde, Epstein dosyalarında açılan son perde birçok açıdan yeniden değerlendirilmesi gereken tablolar meydana getirdi. Epstein dosyasındaki son perde, Siyonizm’in ABD devlet aygıtından arındırılması operasyonuna dönüşmüş görünüyor. Siyonizm’in küresel ölçekteki finansal ve lobi hegemonyası açısından birtakım hayati riskler ufukta beliriyor. İsrail için küresel güç ilişkilerinde ulaşılan pik noktadaki söz sahipliğinin belki de son mevsimindeyiz. İsrail’in geriletilebilmesi ve Türkiye ile Körfez gibi diğer bölgesel müttefiklerin Ortadoğu’nun yeni güç mimarisinde denge unsurları olarak konumlanması, Avrupa tarafından arzu edilen bir durum olarak değerlendirilebilir.

Elbette Tahran’a yönelik bir müdahale, oldukça karmaşık sonuçlar ve ilişkiler yumağının yeni yönlerini tayin etmesi açısından kritik bir evre olacaktır. Ancak Ukrayna’daki gibi Rusya’nın envanterini öğrenme ve tüketmenin yanı sıra ekonomisini yıpratma stratejisini izleyen Batı da büyük ölçüde kayıplar verdi. Doğu ise İran’ı kendi Ukrayna’sına dönüştürerek özellikle ABD’nin savaş yeteneklerini görmek ve tüketmek üzerine uzun süreli bir direniş takvimini işleme almış olabilir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere Doğu’nun müttefiklik hukuku, Batı kadar iç sadakate dayanmamakta ve her an yeni bir aksiyon alabilecek aktörlerden oluşmaktadır. Bu yüzden Tahran’da savaşın uzun sürmesi, Doğu’nun iç sadakat kapasitesi ile ABD’nin savaş kapasitesinin testine dönüşebilir.

Doğu’nun Kiev’inin Tahran olması, birçok açıdan siyasi tarihin akışını belirleyebilir. Çin, ticari hegemonyasını büyütme stratejisinin siyasal mevziler kaybetmek pahasına mümkün olup olmayacağına dair bir testten geçerken; Rusya, Tahran’ın Tel Aviv ile olan düşmanlık ilişkisi üzerinden mi, yoksa Avrupa’nın Ön Asya üzerinden Rusya’nın güneyini çevrelemesi perspektifinden mi kendi pozisyonunu okuyacak? Her şey Tahran’ın direniş performansıyla görülecek. Ancak Tahran direnişini zamana yayarsa, Batı toplumlarının kendi yönetimlerine verdiği savaş rızasının kredisini de tüketeceğini hep birlikte görebiliriz. Toplumsal rıza üretmeden saldırı pozisyonuna geçen ABD ve Avrupa yönetimleri, iç kamuoyunun ödeyeceği ekonomik ve kısmen hayati bedeller (Şii intihar komandoları gibi) karşısında meşruiyet kaybı riski yaşayabilir.

İran eğer Doğu’nun Ukrayna’sı olacaksa, ABD bu uzun sürecek savaşta Batı’nın Rusya’sı olabilecek mi? Asıl düğüm burada.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fırat Aygen Arşivi