Yahya Öger

Yahya Öger

Hayat boşluk kabul etmez

Hayat boşluk kabul etmez

Toplumların tarihinde bazı dönemler vardır ki eski tehditler gerilerken yenileri sessizce sahneye çıkar. Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri de bugün tam böyle bir eşikten geçiyor. Terör örgütünün silah bırakma süreciyle birlikte yıllardır özlemi duyulan güven ve istikrar iklimi güçlenmeye başladı. Bu, kuşkusuz tarihi bir fırsattır. Ancak hayat boşluk kabul etmez. Devletin güvenlik alanında büyük ölçüde kontrol sağladığı bir dönemde, bu kez farklı bir tehdit, yeni nesil mafya yapılanmaları ortaya çıkmaya çalışıyor.

Bu yapıların amacı ideolojik değildir. Onları bir arada tutan unsur siyasi bir dava değil; para, güç, korku ve sosyal medyada görünür olma arzusudur. Terörün oluşturduğu otorite boşluğunu, yasa dışı ekonomik ağları ve korku düzenini devralmaya çalışan bu gruplar, özellikle gençleri hedef alıyor.

Geçmişin mafya anlayışı daha kapalı, aile bağlarına dayalı ve görünmez olmayı tercih eden bir yapıydı. Bugün ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Henüz 15-20 yaşlarındaki gençlerden oluşan gevşek örgütlenmeler, Instagram, TikTok ve benzeri platformlarda kendilerini adeta bir "marka" gibi pazarlıyor. Silahla çekilmiş videolar, lüks otomobiller, gösterişli yaşam tarzı ve şiddeti yücelten görüntüler binlerce beğeni topluyor. Artık suç gizlenmiyor; tam tersine teşhir edilerek itibar kazanmanın aracı hâline geliyor.

En tehlikeli nokta da burasıdır. Çünkü yeni nesil mafya yalnızca suç işlemiyor; suçu özendiriyor. Dijital dünyanın algoritmaları şiddeti görünür kıldıkça, gençlerin bir kısmı bunu güç ve saygınlık göstergesi olarak algılıyor. Beğeni sayısı, vicdanın önüne geçiyor. Sanal kahramanlık, gerçek hayatta kan dökülmesine neden oluyor.

Bölgenin sosyolojik yapısı da bu tehdidin yayılmasına uygun zemin oluşturuyor. Göçle parçalanan aileler, zayıflayan geleneksel dayanışma ağları, eğitimde yaşanan sorunlar ve genç işsizliği birçok genci aidiyet arayışına itiyor. İşte tam bu noktada suç örgütleri devreye giriyor.

"Kardeşlik", "delikanlılık" ve "güç" söylemleriyle gençleri çevrelerine topluyor; kısa yoldan para kazanma vaadiyle yasa dışı dünyanın içine çekiyor.

Ekonomik tablo da bu süreci hızlandırıyor. Hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliği nedeniyle umudunu kaybeden bazı gençler, emek yerine kolay kazanç vaat eden uyuşturucu ticareti, kaçakçılık, haraç ve kayıt dışı rant alanlarına yönlendiriliyor. Terörün geride bıraktığı yasa dışı ekonomik ağlar, bugün farklı aktörler tarafından ele geçirilmeye çalışılıyor. Sorun tam da burada başlıyor. Güvenlik tehdidinin biçimi değişiyor, ancak hedef değişmiyor: Toplumun huzurunu ve kamu otoritesini zayıflatmak.

Son dönemde belediyelere ait sosyal tesislere yönelik baskılar, esnafa haraç girişimleri ve kamu alanlarında güç gösterisi yapılması da bu nedenle tesadüf değildir. Bunlar yalnızca adi suç değildir; devlet otoritesini test etme ve toplum üzerinde korku oluşturma girişimleridir. Bu nedenle konu sadece asayiş meselesi olarak görülemez. Aynı zamanda sosyolojik, ekonomik ve kültürel bir mücadele alanıdır.

Elbette güvenlik güçlerinin kararlı operasyonları vazgeçilmezdir. Ancak yalnızca operasyonlarla kalıcı başarı sağlanamaz. Çünkü güvenlik boşluğu doldurulurken sosyal boşluk doldurulamazsa, yeni aktörler ortaya çıkacaktır. Hayat gerçekten boşluk kabul etmez.

Bugün yapılması gereken, güvenlik politikalarını güçlü sosyal politikalarla desteklemektir. Gençlerin spor, sanat, kültür ve teknoloji alanlarında kendilerini geliştirebilecekleri imkânlar artırılmalı; mesleki eğitim ve istihdam projeleri yaygınlaştırılmalıdır. Okullarda medya okuryazarlığı güçlendirilmeli, aileler dijital dünyanın riskleri konusunda bilinçlendirilmelidir. Sosyal medya şirketleri de şiddeti teşvik eden içeriklere karşı daha etkin sorumluluk üstlenmelidir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da elde edilen huzur ortamı, yalnızca bölgenin değil, Türkiye'nin ortak kazanımıdır. Bu kazanımın yeni suç yapıları tarafından gölgelenmesine izin verilmemelidir. Terörün çekildiği alanların suç örgütleri tarafından doldurulmasına göz yummak, yılların mücadelesini boşa çıkarmak anlamına gelir.

Unutulmamalıdır ki devlet yalnızca güvenliği sağlamakla değil, umudu da büyütmekle yükümlüdür. Gençlerin geleceğe inandığı, hukuk düzenine güvendiği ve emeğiyle yükselebildiği bir ortam oluşturulursa ne yeni nesil mafya ne de başka karanlık yapılar kendilerine zemin bulabilir.

Çünkü hayat gerçekten boşluk kabul etmez. O boşluğu ya hukuk, eğitim ve kalkınma doldurur ya da suç örgütleri. Tercih ise toplum olarak hepimizin elindedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yahya Öger Arşivi