Yahya Öger

Yahya Öger

Alın teri ve yeşil sermaye: 1 Mayıs’ta bir hesaplaşma

Alın teri ve yeşil sermaye: 1 Mayıs’ta bir hesaplaşma

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, dindar kesim için bir ayıp değil, farz-ı kifayedir. İşçinin hakkını savunmak, imanın gereğidir. Ne var ki itiraf etmeliyiz: İslamî ticaret ahlakı, kapitalizme güçlü bir alternatif olurken, onun tâli ortağına dönüştü. Sıkça gözden kaçan bir gerçek var: “Helal kazanç” söylemi, farkında olmadan küresel faiz düzenini besleyebiliyor.

İslam’ın emek felsefesi nettir: Sermaye, emeğin önünde değil, yanında yürür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) müşareke (ortaklık) modellerini teşvik etmiş, işçiyi “ücretli köle” değil, risk ortağı olarak görmüştür. Kur’an-ı Kerim, “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin” (Nisa, 29) buyururken, kapitalizmin sömürü mantığını kökünden reddeder. Faiz yasağı (ribâ) da aynı ilkeyi pekiştirir: Para, paradan üretilemez; üretim emek ve risk üzerine kurulmalıdır.

Necm Suresi 39. ayet açıkça beyan eder: “İnsan için ancak çalıştığı (emeği) vardır.” Bu, emeğin hem dünyevi hem uhrevi değerini vurgular. Hadis-i şeriflerde ise işçinin hakkı korunur: “İşçiye ücretini, teri kurumadan veriniz” (İbn Mâce, Ruhûn, 4). Bir kudsî hadiste Allah Teâlâ, “Bir işçiyi çalıştırıp ücretini vermeyen kimsenin kıyamet günü hasmı Ben’im” buyurur. İşveren, işçisine yediğinden yedirmeli, giydiğinden giydirmeli, gücünün üstünde yük yüklememelidir (Müslim). Psikososyal açıdan bu, yabancılaşmayı önler; işçiyi “kardeş” kılar, toplumsal güveni güçlendirir. Adalet, imanın yarısıdır; ihsan ise adaletin ötesinde güzel davranmaktır.

Kapitalizm ticari ahlakı ise tamamen farklıdır. Sermaye öncelikli, kâr maksimizasyonu esastır. Faiz, paranın zaman değeri üzerine kuruludur; risk sermayeye değil, emeğe ve tüketiciye yüklenir. Rekabet, maliyetleri düşürmek adına işçiyi “değişken gider”e indirger: Düşük ücret, uzun mesai, güvencesiz sözleşme, sendikasız ortam. Büyüme putu, sosyal adaleti ezer; bireyi yabancılaştırır, aile ve ruh sağlığını tahrip eder. İslam iktisadında zekât serveti dengeler, mudarebe ve müşareke kâr-zarar ortaklığıyla riski paylaşır. Kapitalizmde ise “kazanan her şeyi alır”, kaybeden emekçi olur.

Pratikte yeşil sermaye bu idealden uzaklaştı. 28 Şubat sonrası “İslamî holdingler”, muhafazakâr birikimleri “kâr ortaklığı” vaadiyle topladı. Katılım bankacılığıyla büyüdü; ama büyüdükçe kapitalizmin kurallarını içselleştirdi: Rekabet, ölçek büyütme, kâr maksimizasyonu. Mudarebe adı altında işçiye düşük ücret ve uzun saatler dayatıldı. “Camide hacı amca, fabrikada kazıkçı patron” tipi maalesef yaygınlaştı. Katılım bankaları kâr payı adı altında faizin benzerini uyguladı; taksitli satışlarla emekçiyi borçlandırdı. Helal sertifikası almak ibadet zannedilirken, işçinin helal lokması unutuldu.

Psikososyal vahamet derin: Dindar işçi, “Patron da Müslüman” diye sömürüyü meşrulaştırıyor, sendikayı “haram” sanıyor. Oysa İslam, hakkı gasp edeni yermiş; “Zarar vermek ve zarara karşılık vermek yoktur” ilkesi iş güvencesini de kapsar. Yeşil sermaye, dini değerleri metalaştırdı. Küresel fiyat rekabeti bahanesiyle asgari ücrette takılı kaldı, taşeron işçiyi “maliyet” gördü. Sonuç: İslamî ekonomi vaadi sulandı, faizsiz model konvansiyonel sisteme eklemlendi. “Yeşil” sıfatı, dini hassasiyetle pazarlanan bir sermaye birikimi oldu; ama pratikte kapitalizmin taşeronu haline geldi.

İslami ticari ahlak ile kapitalist ahlak arasındaki fark özünde şudur: Birincisi adalet, risk paylaşımı, kardeşlik ve ahiret hesabını merkeze alır; ikincisi ise bireysel kâr, faiz garantisi ve rekabeti putlaştırır. İslam’da ticaret, Allah’ı anmaktan alıkoymaz (Nur, 37); aksine ibadete vesile olur. Kapitalizmde ise “piyasa” her şeyi belirler, ahlak ikincildir.

Öz eleştiri şarttır. Dindar işverenlere 1 Mayıs’ta sesleniyorum: Teri kurumadan ücret verin; yalnız kendi işçinize değil, taşeron ve temizlik görevlisine de. “Küresel rekabet” maskesini indirin. İslam, kapitalizme yenik düştüğümüzde değil, ona meydan okuduğumuzda anlam kazanır. Alın teri mukaddestir; fakat o ter, faizli sistemin kasalarını doldurmak için akmamalıdır.

Bu yolda tövbe edip, adil ve kardeşçe bir ekonomi kurana dek her 1 Mayıs bize hicran olacaktır. İşçinin hakkı, sermayenin değil, Rahmanın yanındadır. Dindar olsun olmasın, alın teri döken tüm emekçi kardeşlerimizin hakkı teslim edilsin. Vicdan muhasebesi zamanıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yahya Öger Arşivi