Yahya Öger

Yahya Öger

İbrahim anlaşmaları: Zalimin maskesi, ümmetin utancı

İbrahim anlaşmaları: Zalimin maskesi, ümmetin utancı

İbrahim Anlaşmaları, tarih kitaplarına “barış” diye yazılmak istense de aslında katil İsrail’in zulmünü aklamanın, meşrulaştırmanın ve kurumsallaştırmanın adıdır. 2020’de Trump’ın himayesinde imzalanan bu dayatmalar, Filistin’de soykırım devam ederken bazı Arap rejimlerinin Siyonizm’le kucaklaşmasından başka bir şey değildir. BAE, Bahreyn, Fas ve Sudan’ın İsrail’le el sıkışması, Filistin kan ağlarken ticaret, silah ve istihbarat anlaşmaları yapması, ümmetin bağrına saplanmış bir hançerdir.

Trump’ın bugün İran dosyasında Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır’a dayattığı “İbrahim Anlaşmaları’na katılma” baskısı da aynı oyunun yeni perdesidir. İran’ı gerekçe göstererek Müslüman ülkeleri Siyonist varlıkla normalleşmeye zorlamak, böl-yönet politikasının ta kendisidir. Amaç nettir: İsrail’e stratejik derinlik kazandırmak, direniş cephesini yalnızlaştırmak ve Filistin davasını unutturmak.

Peki sözde İslam ülkelerinin bu kadar yumuşak karnı neden? Sebep bellidir: Güç, para ve korku. Bazı rejimler saraylarını korumak, petrol gelirlerini güvence altına almak ve Batı’da “ılımlı Müslüman” damgası yemek için Filistin’i sattı. Halklar sokaklarda “Kahrolsun İsrail” diye haykırırken, yöneticiler Tel Aviv’le ekonomik anlaşmalar imzalıyor. Bu, ideolojik çöküşün, iman zaafının ve dünyevi menfaat hırsının sonucudur. Kapitalizmin ve Siyonizmin kârlı ittifakıdır.

İbrahim Anlaşması İsrail için büyük bir zafer midir? Evet, kısa vadede öyledir. İsrail, işgali, katliamı ve Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırıları sürerken diplomatik meşruiyet kazandı, boykot duvarını aştı, teknoloji ve istihbarat işbirliğini derinleştirdi. Batı medyası bunu “tarihi barış” diye pazarladı. Ancak bu zafer aldatıcıdır. Halkların vicdanı, direniş iradesi ve tarihsel adalet karşısında kalıcı olamaz.

Sonuç olarak, ne zaman ki Arafat Dağı’nda milyonlarca hacı adayı tek bir ağızdan “Kahrolsun ABD, Kahrolsun İsrail” diyerek cemaata değil, kapitalizme ve fikir babası Siyonizm’e dur diye inerse, o zaman ümmetin gerçek bayramı kutlu olur.

O gün, hac ibadeti yalnızca ritüelden ibaret olmaktan çıkıp, zalime karşı duruşun, mazluma omuz vermenin sembolü haline gelecektir. Arafat’ta yükselen tek ses, ümmetin uyanışının ilanı olacaktır. O vakit ne Trump’ın dayatmaları, ne Arap rejimlerinin ihanetleri, ne de Siyonist lobilerin oyunları işe yarayacaktır. Çünkü gerçek güç, parayla, silahla değil, imanla ve mazlumun yanında durmakla gelir.

Bugün Filistin’de çocuklar bombalar altında ezilirken, Mescid-i Aksa’da namaz kılanlar coplanırken, normalleşme adı altında Siyonizm’le el ele tutuşmak, tarihi bir vebaldir. Ümmet, bu vebali ancak Arafat’ta, Mekke’de, Kudüs’te ve dünyanın her yerinde yükselen “Tek Ses” ile temizleyebilir.

Zulümle barış olmaz. İşgalciyle normalleşme ihanettir. Gerçek bayram, zalimin karşısında dik duran ümmetin bayramıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yahya Öger Arşivi