Yahya Öger

Yahya Öger

Aynaya bakın… Bu çöküş hepimizin! Yeter!

Aynaya bakın… Bu çöküş hepimizin! Yeter!

Artık bıçak kemiğe dayandı, sabrımız tükendi. Herkes ahkâm kesiyor, herkes uzman kesiliyor. Klavyenin arkasına saklanıp en büyük nutukları atanlar, “Neden kimse bir şey yapmıyor?” diye en çok bağıranların ta kendisidir. İşte bu laf ebesi, sorumluluktan kaçan geveze ordusu… Aynaya bakın ve utanın!

Okullarda yaşanan silahlı saldırılar, öğretmenlere sıkılan kurşunlar, saplanan bıçaklar asla “bireysel olay” değildir. Bu, açık ve net bir toplumsal çöküş, ahlaki iflas ve ulusal utançtır. Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki katliam, bu kokuşmuş sistemin en yeni yüz karasıdır.

Toplum olarak neyi yüceltiyorsak, çocuklarımız ona canavarca özeniyor. Reyting canavarı dizilerde mafya babaları ve katiller kahramanlaştırılıyor, alkışlanıyor, hatta siyasetçiler tarafından pohpohlanıyorsa, gençler şiddeti neden tek çözüm olarak görsün? Denetimsiz internet ve sosyal medya ise çocuklarımızın beynine şiddeti, kumarı, uyuşturucuyu ve pornografiyi pompalıyor. Geriye ne kalır? Empatisi körelmiş, dürtü kontrolünü kaybetmiş, gerçekle sanal arasındaki duvarı yıkmış bir nesil.

Öğretmenlik Mesleğinin İçler Acısı Hali

Maalesef mesleğinde “başarılı” görülen kimi öğretmenlerin çoğu, ekonomik şartlar yüzünden etüt merkezlerinde, özel kurslarda öğrenci kovalama derdine düşmüş durumda. Mutsuz, kendi hayalleri olmayan, tükenmiş bu eğitimciler, başkasının hayallerini yetiştirme becerisini çoktan kaybetmiştir. Öğretmenlik bazıları için artık “fenomen olma”, “takipçi toplama”, “dikkat çekme” aracı haline gelmiştir. Ders saatini durdurmayı bile nimet saymak âdeta trend olmuştur. Bu, mesleğe ve millete ihanettir!

Veli Faciası ve Kurumsal Çürüme

Veli ise tam bir facia! Kendi çocuğuna disiplin uygulamayı, sınır koymayı, yönlendirmeyi “zahmet” gören anne babalar, o sorumsuz ve disiplinsiz evladı okula âdeta bir “canavar” gibi teslim ediyor, öğretmenden “evcilleştir” diye mucize bekliyor. Sonra en ufak olayda CİMER’e akın edip öğretmenin itibarını katlediyor, linç kampanyası başlatıyor. Aileler sorumluluğu öğretmenin sırtına yükleyip kaçıyor.

Kimi sivil toplum kuruluşları devleti didikleyip kâğıt üzeri projelerle caka atarken,bazı cemaatler iktidarın nimetlerini yiyebilmek için ikiyüzlülükte sınır tanımıyor. Sendikalar üye ve kasa doldurma yarışında; torpil, adamcılık baş tacı edilmiş, üyenin derdi tiye alınıyor. Liyakat yerlerde sürünürken, makam işgalcileri koltuklarını korumak için her şeyi toz pembe gösteriyor. İşte size sonuç! İşte bu rezalet!

Bu şiddet tesadüf değildir. Bu, bilinçli ihmalin, çıkarcılığın, liyakatsizliğin ve ahlaki çürümenin eseridir.

Laf Değil, Sert Önlemler Şart

Kınamak yetmez, tweet atmak yetmez, göstermelik açıklamalar da yetmez. Bu yangın büyüyor ve hepimizi yakacak. Artık şunlar şarttır:

• Okul çevresindeki internet kafeler polis baskınıyla temizlensin, yaş sınırını delenler ağır hapis ve para cezasıyla kapatılsın.

• Sosyal medyaya yaş filtreleri getirilsin, zehir pompalayan platformlarıyla birlikte kapatılsın.

• İhmalkâr velilere ağır idari ve maddi yaptırım uygulansın.

• Öğretmene el kaldıran, CİMER’le itibar suikastı yapan ağır cezalarla yargılansın.

• Eğitimde liyakat derhal otursun, makam işgalcileri ve fenomen öğretmen zihniyeti temizlensin.

• Sendikalar ve STK’lar koltuk, kasa ve torpil derdini bırakmazsa kapatılmayı hak eder.

• Medya reyting uğruna şiddeti istismar ederse lisansları elinden alınsın.

• Siyaset nefret dilini terk etmezse milletin gözünde çoktan bitmiştir.

Artık yeter! Aynaya bakın ve “Ben bu çöküşün neresindeyim?” diye kendinize sorun. Laf zamanı çoktan bitti. Eylem, cesaret, hesap sorma ve radikal değişim zamanıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yahya Öger Arşivi