Yahya Öger

Yahya Öger

‎Bayram arifesinde ümmetin aynası: Güncel bir çöküşün hikâyesi

‎Bayram arifesinde ümmetin aynası: Güncel bir çöküşün hikâyesi

‎Ramazan Bayramı arefesi, Minarelerden yükselen tekbir sesleri, her zamanki gibi kulaklarda yankılanıyor. Ancak bu yıl o sesler, sevinçten ziyade derin bir hüznün, utancın ve çaresizliğin fon müziği gibi geliyor. İslâm ümmeti, bayram hazırlıkları yaparken bir yandan da kendi yaralarını sarmaya çalışıyor; ama yaralar derin, kanamalar durmuyor. Gazze’den Lübnan’a, İran’dan Suriye’ye, Afganistan-Pakistan sınırına kadar uzanan bir ateş çemberi içinde, ümmetin bir bedeni gibi birbirine kenetlenmesi gereken uzuvlar, maalesef uyuşmuş veya kendi derdine düşmüş halde.

‎Gazze, hâlâ insanlık tarihinin en uzun soluklu trajedilerinden biri olmaya devam ediyor. İsrail’in ablukası ve saldırıları, ateşkes dönemlerinde bile kesintisiz sürüyor. Son haftalarda Khan Younis’te çocuklar dahil sivillerin öldüğü hava saldırıları rapor ediliyor. Yardım girişi kısıtlı, açlık ve hastalık kol geziyor. Lübnan ise yeni bir yıkımın eşiğinde: İsrail ordusu, güneyde “sınırlı” kara operasyonlarını genişleterek Litani Nehri’nin ötesine geçti, Beyrut’un güney banliyölerini (Dahiye) ağır bombardımana tuttu. Bir milyondan fazla insan yerinden edildi, yüzlerce sivil hayatını kaybetti. Hizbullah'ın’ın roket ve drone saldırıları cılız kalıyor. Siyonist İsrail her geçen gün ümmetin sensizliğini fırst bilerek çatışmayı daha da alevlendiriyor.

‎En dramatik kırılma ise İran’da yaşanıyor. 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ortak hava saldırıları, rejimin en üst düzey isimlerini hedef aldı: Ayetullah Ali Hamaney suikastla öldürüldü, ardından Ali Laricani ve diğer üst düzey yetkililer vuruldu. İran misilleme olarak Körfez ülkelerine (Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Bahreyn, Katar) füze ve drone saldırıları düzenleniyor bu var oluş mücadelesine cephanesi ne kadar yeter orası bilinmeyen bir denklem, Hürmüz Boğazı’nı kapattı. Yüzlerce sivil kayıp, milyonlarca yerinden edilmiş insan, ekonomik çöküş... Yeni lider Mücteba Hamaney’in sert açıklamalarına rağmen, içerde kaos ve protestoların gölgesi var. Savaşın maliyeti milyarlarca doları bulurken, bölge geneline yayılıyor.

‎Suriye’de çatışmalar şekil değiştirdi ama bitmedi; İsrail’in İran bağlantılı hedeflere vuruşları devam ediyor. Afganistan-Pakistan hattında ise sınır ötesi saldırılar yeniden alevlendi: Pakistan’ın Taliban hedeflerine hava operasyonları, Taliban’ın misillemeleriyle yüzlerce kayba yol açtı. Bir hastanenin vurulduğu çocuklar dahil yüzlerce sivil öldüğü sessiz bir şekilde haber konusu oldu.

‎Bütün bu yangınlar ortasında ümmetin büyük kısmının hâli ise değişmiyor: diplomatik kınamalar, temkinli açıklamalar, insani yardım çağrıları... Malezya, Türkiye, Katar gibi ülkeler sert sözler söylüyor; ancak kolektif bir eylem – ekonomik baskı, askeri caydırıcılık veya somut dayanışma – hâlâ yok. “Sabır” söylemi, çoğu zaman irade eksikliğinin perdesi hâline geliyor. Sabır zulme rıza değildir; ama bugün suskunluğun bahanesi yapılıyor.

‎Medya da bu tablonun parçası: Birçok ülkede gazeteler ve televizyonlar ya gerçeği eğip büküyor ya da görmezden geliyor. Gazze’deki çocuklar, Lübnan’daki yıkım, İran’daki kaos... Hakikat kısıldıkça zulüm rahatlıyor. Kur’an’ın “Hakkı batıl ile karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin” (Bakara, 42) uyarısı, her zamankinden daha yakıcı.

‎Ümmetin iç çelişkileri de derinleşiyor. Filistin için gözyaşı dökenler, kendi ülkelerindeki adaletsizliğe sessiz kalıyor. Ümmet vurgusu yapılırken mezhep, etnik ve siyasi kavgalar ön planda. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Müminler bir beden gibidir; bir uzuv acı çektiğinde diğerleri de hisseder” hadisi, bugün en acı şekilde tecelli ediyor: Bir uzuv kanarken diğerleri uyuşmuş.

‎Bu tablo kader değil; tercihlerin, ihmallerin ve korkuların sonucu. Adaletin susturulduğu, liyakatin yok sayıldığı, eleştirinin bastırıldığı toplumlar kendi zayıflıklarını üretir. Dış müdahaleler bu zayıflıklar üzerine inşa edilir.

‎Bayram arfesinde yapılması gereken, sadece tatlı hazırlamak değil; vicdan muhasebesi yapmak. Gazze’deki çocuğun korkusu, Lübnan’daki ailenin yıkımı, İran’daki gencin öfkesi, Afganistan’daki annenin çaresizliği... Bunlar bize uzak değil; ümmetin ortak hikâyesidir.

‎Eğer bu bayram bir anlam taşıyacaksa, sessizliği bozmakla mümkün. Zillet dışarıdan değil, içerideki suskunluktan beslenir. Hakikat konuşulmadığında zulüm büyür; cesaret gösterilmediğinde tarih susanları affetmez.

‎Allah ümmete ferahlık versin, mazlumlara yardım etsin, dilleri çözsün. Bu bayram, acıların gölgesinde geçse de, dirilişin başlangıcı olsun.

‎Yapılmacı siyonist ve kapitalizme karşı uyanışa vesile olması dua'sı ile bayramınız mübarek olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yahya Öger Arşivi