Yahya Öger

Yahya Öger

İsrail ve ABD halkına bir uyarı: Kin ve nefretin geleceği

İsrail ve ABD halkına bir uyarı: Kin ve nefretin geleceği

İsrail ve ABD’de yaşayan halk, şu gerçeği artık çok iyi bilmelidir: Bu topraklarda her yeni ölüm, onlara karşı duyulan nefreti daha da alevlendirecek, yaşam alanlarını adım adım daraltacaktır. Sırf koltuklarını korumak, siyasi kariyerlerini sürdürmek ve kendilerini uluslararası hukukun önünde aklamak için katliamlara emir verenler, en önce kendi milletlerinin menfaatlerini yok etmektedir. Kısa vadeli zafer gibi görünen bu vahşet, uzun vadede hem İsrail hem de ABD için telafisi zor bir yalnızlığa ve güvensizliğe yol açacaktır.

Tarih, unutkan değildir. İsrail halkı Nazi Almanyası’nın Holokost’u nasıl ki nesiller boyu hafızasından silmediyse, Gazze’nin, Lübnan’ın, İran’ın ve diğer mazlum coğrafyaların çocukları da İsrail ve ABD’nin yaptıklarını asla unutmayacaktır. Bombalar altında parçalanan bedenler, enkaz altında kalan bebekler, hastanelerde, okullarda, camilerde hedef alınan siviller… Bunlar, sadece anlık acılar değildir. Bunlar, gelecek nesillerin genlerine işleyecek, öfkeyi ve intikam duygusunu kalıcı kılacak travmalardır. Yeryüzünde gelmiş geçmiş hiçbir mazlum milletin hikayesi yoktur ki intikamı alınmamış olsun. Zulüm görenler er ya da geç zulmedenlerden hesap sorar; bu, tarihin en köklü yasalarından biridir.

Bugün İsrail yönetimi, kendi kaderini belirlerken aslında kendi cehennem kuyusunu derinleştirmektedir. Gazze’de devam eden soykırım, Lübnan’a yönelik saldırılar, İran’a karşı provokasyonlar… Bunların her biri, bölgede ve dünyada İsrail karşıtlığını katlanarak artırmaktadır. ABD’nin koşulsuz desteği ise bu sarmalı beslemektedir. Washington’daki lobiler ve koltuk hırsıyla hareket eden politikacılar, Amerikan halkının uzun vadeli güvenliğini hiçe sayarak Orta Doğu’yu kan gölüne çevirmektedir. Oysa her füze, her tank hamlesi, her sivil ölümü, “terörle mücadele” diye yutturulan bu politikanın aslında yeni terör örgütlerine ve direniş hareketlerine zemin hazırladığını göstermektedir.

Arap ve İslam dünyasının bir bölümünün sessiz ve pısırık kalması, görünürde bir zafer gibi algılanabilir. Ancak bu sessizliğin altında yatan öfke, yüzeydeki durgunluğu yanıltıcı kılmaktadır. Zahiren destek vermese dahi, insani değerlere ve vicdana sahip olan milyonlarca insan –Müslüman, Hristiyan, Yahudi, ateist fark etmeksizin– İsrail ve ABD’nin korkulu rüyası olmaya devam edecektir. Vicdan, sınır tanımaz. Sokaklarda yürüyen gençler, üniversitelerde sesini yükselten akademisyenler, sosyal medyada zulmü ifşa eden aktivistler ve savaş karşıtı Yahudi gruplar bile bu vicdanın bir parçasıdır. Tarih boyunca ezilenlerin yanında duranlar, zalimleri yalnızlaştırmayı başarmıştır.

Şimdi soralım: İsrail halkı gerçekten güvende mi? Duvarlar, demir kubbeler, ileri teknoloji silahlar… Bunlar fiziksel tehditlere karşı kısa süreli koruma sağlar ama kalplerdeki nefreti durduramaz. Her yeni kuşak, annelerinin, babalarının, kardeşlerinin öldürüldüğü görüntülerle büyüdükçe, bu nefret genetik bir miras gibi aktarılacaktır. Aynı şekilde ABD’de de, vergi paralarının Gazze’deki katliamlara gittiğini gören genç nesiller, hükümetlerinin bu politikalarına giderek daha fazla karşı çıkmaktadır. Kampüslerdeki protestolar, kongredeki tartışmalar, sokak eylemleri… Bunlar, buzdağının sadece görünen kısmıdır.

Mazlum coğrafyaların çocukları büyüyor. Onlar, İsrail’in ve ABD’nin adını “zulüm” ile özdeşleştirecek. Bu çocuklar yarın bilim insanı, asker, politikacı, girişimci olacak. Ve o gün geldiğinde, bugün yaşananların bedelini farklı yöntemlerle ödetme fırsatını bulacaklar. Çünkü insanlık tarihi, zulmün karşılıksız kalmadığını defalarca göstermiştir. Filistin’den Kürdistan’a, Yemen’den Irak’a, Suriye’den Lübnan’a uzanan bu acılar zinciri, ortak bir hafıza oluşturmaktadır.

İsrail ve ABD yönetimleri hâlâ “güçlüyüz, istediğimizi yaparız” yanılgısı içindedir. Oysa gerçek güç, adaletle ve vicdanla yan yana durandır. Katliamlarla beslenen bir güvenlik anlayışı, er ya da geç çöker. Bugün Gazze’de, Lübnan’da dökülen kan, yarın Tel Aviv ve Washington’da siyasi, ekonomik ve ahlaki bir bedel olarak geri dönecektir.

Bu nedenle İsrail ve ABD halkına sesleniyoruz: Kendi liderlerinizin sizi sürüklediği bu cehennem çukurundan çıkın. Zulme ortak olmayın. Çünkü tarih, mazlumların intikamını er ya da geç alır. Ve o intikam, genellikle zalimlerin en beklemediği anda, en beklemediği biçimde gelir. Sessiz kalanlar, korkaklar bir kenara; vicdan sahibi olanlar ise bu karanlık dönemin sonunu getirecek olanlardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yahya Öger Arşivi