Hologramik liderlerin çöküşü

Rızasız iktidarın anatomisi

Trump, Vučić ve Netanyahu

Güçlü liderler trendinin son 20 yıla damgasını vurduğu bir siyasal zaman diliminden geçerken, 21. yüzyılın hologramik liderlerinin lider-kitle psişesini, tarihte emsalsiz bir düzeyde, başta medyatik aygıtlar olmak üzere makro ve mikro iktidar araçlarıyla inşa ettiklerini unutmamak gerekir. Teknolojik gelişmeler ve medyatik aygıtların, istihbarat ve imaj inşasını çok daha büyülü düzeylere taşıdığı tartışmasız bir gerçektir. Asya’dan Amerika kıtasına kadar güçlü liderlerin benzer dönemlerde yükselişe geçmesi de bu nedenle tesadüf değildir.

Ancak hafızanın son nesli de aramızdan ayrıldığında, yeni gelen ilk neslin tarihin aynı hatalarını yapmamak konusunda yeterli tecrübeye sahip olmadığı görülmektedir.

İkinci Dünya Savaşı’nı gören son nesillerin de aramızdan ayrılmasıyla yükselişe geçen yeni nesil siyasi aktörler, tarihsel hafızayı yitirmiş ve güç iddialarını narsist düzeylere çıkarmayı, önceki emsalleri gibi, kendilerine hak görmeye başlamıştır. Küresel savaşların yarattığı ağır tahribatları unutan bu nesil liderler, güç iddialarını tanrısal düzeylere çıkarmanın bedelini elbette öngörmeyi tercih etmiyorlar. Bu nedenle yeni nesil liderlerin savaşı, güç iddialarının sınırsız kredisi olarak görmeleri de tesadüf değildir.

Soğuk Savaş döneminde liderlerin çekinceleri nedeniyle ikna ve manipülasyon yoluyla güç ve nüfuz elde etme arayışını en iyi açıklayan kavramlardan biri, Noam Chomsky’nin enfes biçimde kavramsallaştırdığı “Rızanın İmalatı”dır. Kitlelerde rıza imalini gerçekleştirmeden atılacak her cüretkâr siyasi adımın ağır bedeller doğuracağını, İkinci Dünya Savaşı sonrasının liderleri çok iyi bilmekteydi. Toplumsal rıza üretilmeden politik hamlelerin yapılması, uzun yıllar boyunca narsist liderlerin başvurmayı beklediği, âdeta rafta tutulan bir yöntem olarak varlığını sürdürmekteydi.

21. yüzyılın başlarında yükselişe geçen güçlü liderler trendi, elbette ülkelerin özgün koşulları ve liderlerin spesifik karakterleri bir yana bırakıldığında, benzer süreçler taşımaktaydı. Bugün ise liderlerin toplumsal rızaya ihtiyaç duymadan, sınır tanımaz siyasi davranışlar ve hamleler serisini hayata geçirebileceklerini düşündükleri bir dönemdeyiz.

Ancak bu döneme girilirken toplumsal reflekslerin nasıl şekilleneceği ve demokratik mekanizmaların dışına taşma ihtimali de önemli bir soru işareti olarak karşımızda durmaktadır. Egemenler, demokratik mekanizmalar üzerindeki yetkilerini riske atmadan toplumsal refleksleri doğrudan muhatap almaları gerektiği konusunda bir kararın eşiğindedir.

Toplumsal reflekslerin demokratik kanallardan ifade edilmesinin ardından seçimlerde ağır yenilgiler alan hologramik liderlerin takınacağı tavır, kurulu egemenlik sistemlerinin kaderini de belirleyecektir. Ya toplumsal rızaya geri dönecekler ya da toplumsal imhanın kurbanı olacaklar.

Batı’nın lider öğütme kültürü ile Doğu’nun lider öğütme kültürü arasında son yüz yılda büyük bir farklılaşma söz konusudur. Batı toplumlarında sivil toplum kaynaklı reaksiyonlar karşısında Batı menşeli sistemler bugün büyük bir sınav vermektedir. Bulgaristan, Brezilya, İsrail ve ABD’deki seçimler, toplumsal rızanın üretilmesinin, cüretkâr ve şımarık davranan liderlere karşı toplumsal refleksleri nasıl harekete geçirebildiğini göstermektedir.

Batı’nın toplumsal denge mekanizmaları, dünya savaşı tehdidi karşısında büyük bir sınavla karşı karşıyadır. Ya narsist liderlerin meşruiyetsizliklerine kurban gidecekler ya da toplumsal ikazlar doğrultusunda kendilerini revize edecekler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fırat Aygen Arşivi