Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Türkler ve Kürtler Voltran'ı oluşturabilecek mi?

Türkler ve Kürtler Voltran'ı oluşturabilecek mi?

Bugün Kürtler için önemli bir gün. 1978 yılında, Diyarbakır’ın Lice İlçesinin Fis köyünde Abdullah Öcalan ve 21 arkadaşı PKK’yi kurdu. PKK’nin kurucu lideri olan Abdullah Öcalan’ın yaklaşık 50 yıldır süren ve binlerce insanın yaşamını kaybettiği, milyon dolarların heba edildiği çatışmalı sürece nokta koymak için, PKK Yürütme Kuruluna PKK Kongresini toplayıp örgütün feshini istedi. Öcalan, “PKK’nin Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasakların tavan yapmış olduğu bir ortamda doğduğunu ancak ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara düştüğünü, bu nedenle de benzer örgütler gibi ömrünü tamamlamıştır.” Diyerek PKK Merkez Yürütme Kurulundaki arkadaşlarına fesih gerekçesini açıklamıştır.

Burada Abdullah Öcalan teorik yetkinliği ile Kürt halkına ve PKK’ye şu mesajı vermiştir. Klasik bir deyim olan değişim dışında her şeyin değiştiğini, sosyal bir yapı olan örgütlerin çevrelerinde yaşanan değişim ortamına karşı, kayıtsız kalamayacağını, değişim ortamından kaynaklanan tehditleri algılamayan ve karşılarına çıkan fırsatları değerlendirmeyen örgütlerin/yapıların gelecekte varlıklarını sürdüremediklerini belirtmektedir. Ayrıca örgüt ve yapıların çevresindeki değişimleri algılamayan ve değişimlerle ilgili olarak, karşısına çıkan fırsatları görüp ona göre yeni stratejiler geliştirilmediği takdirde varlıklarını sürdürmelerinin de şüpheli hale geleceğini belirtmektedir. Öcalan PKK’yi kendisini fesih etmeye çağırıyor, bu aynı zamanda PKK’nin silahı bırakıp yeni bir söylemle legal siyasetin içine davetidir. Öcalan geçmişten beri sürekli öğrenen ve bölgedeki gelişmelere göre stratejik amaçlar belirleyen bir örgüt oluşturma yolunda gitmiştir. Bunun en bariz örneği, 1978-2005 yılları arasında Marksist Leninist bir çizgi izleyen örgüt daha sonra Demokratik Kon federalizmi benimsemiştir. Bu doğru bir yöntem midir? Evet tüm yapılarda olduğu gibi örgütlerde yaşamlarını sürdürebilmek için amaçlarını gerçekleştirmek istedikleri bölgede gerçekleşen değişime daha fazla ayak uydurup kendilerini geliştirmek zorundadırlar. Öcalan’ın fesih çağrısı bu şekilde değerlendirilmelidir.

Mektubunda iktidara verdiği mesajda çok açıktır. PKK’nin ortaya çıkışı ve Cumhuriyet tarihinin en uzun en kapsamlı isyan hareketinin ortaya çıkış, taban bulmasının nedeninin de demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasına bağlamaktadır. Demokratik toplumun öneminin kaçınılmaz olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Demokratik toplumun önemine vurgu yaparken, iktidara şartlarının tümünü bu cümlenin içerisine koymuştur.

Abdullah Öcalan hep anlaşılmamaktan şikayet eden bir lider olarak kendini tarif etmektedir. Bu gün yapılan açıklamadan Türkleri bilemem ama Kürtlerin büyük çoğunluğunun memnun olmadığını, özellikle ulusal kanallarda Diyarbakır’da ki Şex Said Meydanında ki kalabalığın sessizce dağılmasının memnuniyetsizliğin belirtisi olarak görüldü.

Öcalan’ın çağrısının ilk okuyuşta Kürtlerin beklentilerini karşılamadığı, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ve en uzun süreli isyanın yine teslimiyetle sonuçlandığı algısının oluştuğu sosyal medya mesajlarında da görülmektedir.

Kürtlerinde Türklerinde kısacası ülkede yaşayan herkesin soruları var.

Devlet Kürtlere ne vaat etti?

Kürtlere hangi hak ve statü verilecek?

Cezaevinde tutuklu bulunanlar ne olacak?

Kürt dilinin öğretimi ile ilgili ne yapılacak?

Hayatını kaybeden güvenlik görevlilerinin ailelerine ne diyeceksiniz?

Hayatını kaybeden Gerillaların ailelerine ne diyeceksiniz?

Tüm bu soruların muhatapları bellidir. Bir tarafta iktidar ve muhalefet partileri diğer tarafta DEM parti. Sürecin sorumluları, karşılıklı güven içerisinde tartışmalı, tartışmalar açık olmalı. Eğer barışı savunacaklarsa bu alanda büyük çaba harcamak zorundalar.

Süreci yönetecekler şunu çok iyi bilmelidir ki, şartsız barış olmaz. Kürtlerin temel hak ve özgürlükleri anayasal güvenceye alınmadan barış olmaz. Genel af olmadan barış olmaz.

Kısacası soru çok, cevaplar henüz yok.

Cevaplar amasız fakatsız Türkiye’yi yönetenlerin elinde.

Kurtuluş savaşı sonucunda, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu unsuru olan Kürtlerin o günkü yöneticilerin aldatmaları nedeniyle, Türkiye Kürtlerin devleti olamamıştı. Bu gün Türkiye, Kürtlerinde devleti olmaya çok çok yakın. İktidar Süreci iyi yönetemezse ne olur?

İsmet Paşanın ünlü sözünü değiştirerek söyleyeyim, orta doğuda yeni bir dünya kuruluyor, Kürtler de o yeni dünyada yerini alır.

Abraham Lincoln’un oğlunun öğretmenine yazdığı bir mektup var. O mektubun son bölümü ile tamamlayayım.

Saygı değer öğretmene,

´´Oğlumu size emanet ederken bu mektubu size önemli olduğu kanısıyla yazmayı uygun buldum” diyor ve öğretmenden taleplerini sıralıyor. Mektubun sonuna şu cümleyi ekliyor.”Bu büyük bir taleptir, Ne kadarını yapabilirsen bir bak bakalım.” Diyerek bitiriyor.

Bugün Öcalan’ın talebi çok kısada olsa aslında büyük bir taleptir. Bakalım çağrının muhatapları ne kadarını yapabilecek.

Voltranı oluşturabilecekler mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi