8 Mart’ta Kutlamak Yetmez
Her yıl 8 Mart’ta süslü cümleler kuruluyor. Kadınların ne kadar değerli olduğu anlatılıyor. Çiçekler veriliyor, mesajlar paylaşılıyor.
Ama insanın aklına şu soru geliyor:
Madem kadın bu kadar değerli, neden onu koruyamıyoruz?
Yılda bir kez Kadınlar Günü kutlamak yerine keşke kadınları koruyabilseydik. Keşke kadın ölümlerinin önüne geçebilseydik. Belki o zaman kutlamaların bir anlamı olurdu. Aksi hâlde yapılan her paylaşım, söylenen her güzel söz havada asılı kalıyor.
Ne acıdır ki bir kadın, dokuz ay karnında taşıdığı, ilk öğretmeni olduğu, başına bir şey gelmesin diye koruyup kolladığı erkek tarafından öldürülebiliyor.
Bundan daha büyük bir çelişki olabilir mi?
Sorunun kökü çok derinde. Ataerkil anlayışın hâkim olduğu, kadını ikinci planda gören toplumlarda erkek zorbalığı ne yazık ki daha görünür oluyor. Aslında mesele sadece bireysel değil; ailede başlayan bir yetiştirme biçimi.
Erkek çocuk çoğu zaman kızdan üstün görülüyor. Kız çocuklarına “Sen kızsın, hizmet edersin” deniliyor. Erkek çocuğa su veriliyor, kız çocuğa su taşıttırılıyor. Küçük yaşta zihinlere yerleşen bu üstünlük algısı büyüdükçe karaktere dönüşüyor.
Sonra o erkek evlendiğinde kadını eş değil, hizmet etmek zorunda olan biri gibi görebiliyor. Kadının söz hakkını kabullenemiyor. “Hayır” demesini hazmedemiyor. Çünkü küçüklüğünden beri “üstün” olduğuna inandırılmış.
Oysa hiçbir kitapta kadının değersiz olduğu yazmıyor. Hiçbir vicdan, şiddeti meşru görmüyor. Bu, tamamen yanlış öğrenilmiş bir anlayışın sonucu.
Kadın narindir ama zayıf değildir. Kadın güçlüdür; hayat verir, üretir, büyütür. Belki de bazıları kadının bu gücünden korkuyor.
Buradan annelere bir çağrı yapmak gerekiyor:
Kızlarımızı güçlü yetiştirelim. Kendini savunabilen, haklarını bilen bireyler olsunlar. Ama aynı zamanda oğullarımıza da eşitliği, saygıyı, merhameti öğretelim. Asıl değişim burada başlar.
Toplumda hâlâ garip bir algı var: “Erkeğe el kaldırılmaz ama kadına kaldırılır.” Oysa tam tersi olmalı. Kadına el kaldırılmaz. Kadına saygı duyulur, sevgi gösterilir.
Unutmayalım: Kadına değer veren toplumlar geri kalmaz, aksine güçlenir.
8 Mart’ta kutlamak yetmez. Asıl mesele, yılın her günü kadının yaşam hakkını koruyabilmektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.