Dizilerdeki “Doğu”: Gerçek mi, kurgu mu?
Dizilerde izlediğimiz “Doğu” gerçekten kimin Doğu’su? Bu soruyu sormak artık bir tercih değil, bir zorunluluk hâline geldi. Çünkü ekranlarda çizilen tablo ile gerçek hayat arasındaki uçurum her geçen gün daha da büyüyor.
Bugün birçok dizide Doğu ve Güneydoğu neredeyse tek bir kalıba sıkıştırılmış durumda: Silahların eksik olmadığı, insanların sürekli çatışma içinde olduğu, törelerin hayatın merkezine yerleştirildiği bir coğrafya… Oysa bu anlatım, gerçeğin yalnızca küçük ve çarpıtılmış bir parçasını bile yansıtmıyor.
Gerçek hayatta o topraklar; güçlü aile bağlarının, dayanışmanın, misafirperverliğin ve köklü kültürlerin yaşadığı yerlerdir. Ancak dizilerde bu zenginliklerin yerini şiddet ve abartı alıyor. Çünkü ne yazık ki reyting kaygısı, gerçekliğin önüne geçiyor.
Peki, bunun bedelini kim ödüyor?
Öncelikle toplum ödüyor. Özellikle gençler, izlediklerini rol model alabiliyor. Sürekli silahların konuştuğu, kabadayılığın öne çıkarıldığı bir dünya zamanla “normal” gibi algılanmaya başlıyor. Bu da hem bireysel hem toplumsal değerler üzerinde ciddi bir tahribata yol açıyor.
Bir diğer önemli mesele ise kadının temsili. Dizilerde sıkça karşılaştığımız kadına yönelik şiddet ve aşağılama sahneleri, sadece bir “senaryo unsuru” değildir. Bu sahneler, farkında olmadan kadını değersizleştiren bir algıyı besler. Oysa medya, toplumu şekillendiren en güçlü araçlardan biridir ve bu gücün sorumluluğu göz ardı edilemez.
Elbette diziler birebir gerçeği yansıtmak zorunda değildir. Ancak bu, gerçekliği tamamen yok sayma hakkı da vermez. Hikâye anlatmak ile toplumu yanlış tanıtmak arasında ince ama önemli bir çizgi vardır.
Artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı gelmedi mi?
Biz neyi izliyoruz ve bize ne izlettiriliyor?
Çünkü mesele sadece bir dizi değil; mesele, bir coğrafyanın, bir kültürün ve en önemlisi insanların nasıl hatırlandığıdır.
Bu diziler, Doğu insanına yönelik önyargılara sebep oluyor.
Devletin ve yerel yönetimlerin bu tür dizilere mahal vermemesi gerekir.
Bu diziler kesinlikle Doğu insanının aile yapısını yansıtmamaktadır . Sanki Doğu’daki insanlar sadece kavga dövüş halindelermiş; hanım ağalar ve zalim ağalar başkasının karısını kızını zorla alıyormuş gibi gösteriliyor.
Oysaki Doğu insanı misafirperver, cömert, yardımsever aile yapısıyla örnek alınacak bir halktır.
Batı’dakiler hep dizilerle Doğu’yu yanlış şekilde tanıyorlar.
Artık senaristlerin Doğu’yla ilgili senaryolarını gözden geçirmeleri gerekir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.